26 Mayıs 2018 Cumartesi

Röportaj #8: eceevren.com

Bu haftaki röportajımı da eceevren.com'un yazarı Ece Evren ile yaptım. Verdiği yanıtlar için kendisine  teşekkür ederim :)

Blog Yazmaya Nasıl Başladınız?


Blog yazmam tamamıyla hazırlıksız olarak, ancak bir tavsiye ile oldu. Bir bayram günü ziyaretimize gelen yeğenlerim birkaç yazımı okudular. Bir blog açıp, orada paylaşmamı önerdiler. Mantıklı geldi bana ve kızıma. Üstelik bir süre önce ilk kitabım yayımlanmıştı. Onun tanıtımını da yaparım dedim. Sonradan buna hiç gerek duymadım. Hemen bir g-mail adresi ve ardından blog açtım. Açtığım günü tam hatırlamıyorum ama dört seneyi geçti.

Herkese Blog Yazmayı Önerir Misiniz?

Herkese önerir miyim? Herkese değil ama yazmayı sevenlere, kendisini geliştirmek ve sistemli çalışmaya alışmak isteyenlere öneririm. Zaten kısa sürede bu uğraşın. size uygun olup, olmadığını fark edersiniz. O zaman ise ya devam etmenin ya da bırakmanın tam da sırasıdır...

Blog Yazarken Karşılaştığınız Sorunlar Nelerdi?

Ben yazmaktan yana sıkıntıya düşmedim. Ama yayın paylaşma aşamasında çeşitli zorluklar yaşadım.  Ne görsel bulmaktan, ne pixel ayarlamasından, ne de etiketlerden haberim vardı. Önceleri yardım almadan yapmaya çalıştım, zira bir şey istemek tabiatımda yoktu. Sonra kendimi ortalıkta yardım alırken ve yaşım gereği hırpalanırken buldum. Oraları geçiyorum. En son bana yardımcı olan oğlum yaşında bir blog yazarı, tüm içtenliğiyle yerleştirmeleri ve her türlü düzenimi oturtuyor.  Mustafa Sönmez'e buradan da teşekkürlerimi iletiyorum

Çevrenizde Başka Blog Yazan Var Mı? 

Çevremde yok. Ailem ise, ancak beni teşvik ve sonra da takdir ediyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor.

Yazılarınızı Yazarken Dikkat Ettiklerinizden ve Hazırlığınızdan Kısaca Bahseder Misiniz?

Bloğumdaki Kategorilerin içinde yer alacak yazılarımın; niteliklerinin onlara uygun olmasına özen gösteririm. Yazılarım önce,  çalışma masamda duran, diyelim tek konu için altı-yedi sayfa notlar halinde dururlar. Hikâyelerimde ise aklıma geldikçe bölümler yazar, kenarda tutar ve olayların akışına göre sıralarım. Sonra bir world dosyasına; ardından kopyalayıp, not defteri açıp içine yapıştırırım. Görselimin pixelleri düzenlenmiş, bilgisayarımın masa üstünde yerini almıştır. Not defterinin içindeki yazımı iyice inceler, imla hatası ya da cümle düşükleri var mı diye bakarım. Görürsem onları da düzeltirim. Bazen dikkatten kaçabiliyor, insanız nihayetinde. O gün yayın yapmam. Bazen iki gün sonra okuduğunda bile yanlış görebiliyor insan. Çünkü bu hatalar kafa karışıklığından da olabiliyor.... Artık yayınlarımı paylaşma aşamasına gelmişimdir. Yeni yayına girer, başlığımı, etiketlerimi, görselimi yerleştirir, not defterinden kopyalayıp, yazımı da altına yapıştırırım. Ön izlemeye girer, tekrar tekrar yanlış var mı diye bakarım. Bence her şeyin doğru olduğunu görürsem, yayınla butonuna basar ve paylaşırım. Artık çok yerle paylaşmıyorum. Bir iki topluluk, takip ettiklerim ve herkese açık. İşte bunlar bitince acayip bir huzur kaplıyor içimi. Bu yaşta Allah'ın aklımı çalıştırdığı, çeşitli konularda yazmak için bana esin verdiği için ona şükreder, evdeki diğer vazifelerime huzurla dönerim. Ben diğer blogları akşam okur ve yorum yapmaya çalışırım.


Ece Evren'e verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizde Röportaj vermek isterseniz Buradaki formu kolaylıkla doldurup bana yollayabilirsiniz. Yazınız yayınlandığında size e-posta ile bildireceğim :)

Devamını Oku

Sitemizin Yüklenme Hızı Nasıl Artılır?

Site hızımız nasıl artılırdan önce  neden sayfalarımız hızlı yüklenmeli buna değinmem daha doğru olacaktır.

Neden Sayfalarımız Hızlı Yüklenmeli?

Bunun bir değil birden çok sebebi olduğunu söylemem yanlış olmayacaktır. Bunun sebeplerinden bazıları;
  • Seo puanınızı etkilemesi,
  • Mobil tasarımda etkili olması,
  • Mobil internet kullanıcıları için tercih sebebi olması,
  • Kullanıcıların yavaş yüklenen sitelere girmeden çıkmayı tercih etmesi.
Teknik konuların önemini de bir kenara bıraksak bile son maddeyi bir kenara bırakmamız büyük bir hata olur. Bunu nedeni ise yazılarımızı insanlar okusun diye yazar fakat bu yazıya ulaşmaları saniyeler sürerse kullanıcılar beklemeden farklı sitelere gidecektir. Bu da zaten asıl hedefimiz olan okunmayı yok edecektir.

Sayfalar Neden Yavaş Yüklenir?

Bunun bir çok sebebi olabilir temel sebeplere bakacak olursak;
  1. Hostinginiz (sunucunuz) yavaş olabilir.
  2. Temanız çok ağır olabilir.
  3. Yazılarınızda kullandığınız resimlerin boyutu çok yüksek olabilir.
  4. Reklamlar vb gibi içerikler çok fazla olabilir.
  5. Html kod kalabalığınız olabilir.
  6. Css ve Js kodlarınız optimize edilmemiş olabilir.

Sayfamızın Hızını Nasıl kontrol Edebiliriz?

Bunun için en basit olarak Google'nin araçlarını kullanabilirsiniz;


Bu iki internet sitesininde kullanımı oldukça basit ve ücretsizdir. Tek yapmanız gereken web site adresinizi yazmak ve test ete basmak. Sizin için site hızınız test edilecek ve site hızını artırmanız için bir çok yöntem sunulacaktır.

Sayfanızı Hızlandırma Yolları:

Bunun için aslında yukarıda ki araçların verdiği önerileri yapmanız yeterli olacaktır. Yine de genel olarak neler yapmanız gerektiğine bakarsak;
  1. Açılış sayfasında (Ana Sayfa) yönlendirmelerden kaçının.
  2. İyi bir hosting alın.
  3. Css boyutunu küçültün.
  4. Resimleri optimize edin. Olduğunda küçük boyutlu resimler kullanmaya çalışın.
  5. Html ve JavaScript'i küçültün.
  6. Sıkıştırmayı etkinleştirin.
  7. Tarayıcı önbellekleme özelliğini kullanın.


Devamını Oku

24 Mayıs 2018 Perşembe

Yeni Bloggerlere Tavsiyeler

Yeni blog açacak arkadaşlara edindiğim tecrübelerden bahsetmek ve bir kaç ip ucu vermek istiyorum.


1)Ne Yazacağınızı İyi Seçin:

Benim de blogumu ilk yaptığımda düştüğüm hataya düşmeyin ve önünüze gelen her konuda yazmaya çalışmayın. Kendinize bir konu belirleyip tüm yazılarınızı bu konu etrafında yazın. Bir blogda tüm konulara değinmek hem seo açısından hem de okuyucular açısından eksi puan olabiliyor.

2)Hemen Para Kazanmayı Düşünmeyin:

İlk hedefinizin para kazanmak olması sizi başarısız yapacak en büyük etmendir. Para kazanmayı her zaman ikinci hatta üçüncü aşamalara bırakın bunlardan önce bir şeyler öğrenmeyi, yeni blogger arkadaşlar edinmeyi, kendinizi geliştirmeyi, iyi bir okuyucu yazar ilişkisi elde etmeye çalışın.

3)Seo'ya Dikkat Edin:

Bu konulara ilk başladığınızda seo vb gibi kelimelere uzak olabilirsiniz. Fakat unutmamanız gereken size en çok kullanıcı getirecek yer arama motorları arama motorları ile de iyi anlaşabilmeniz için yapmanız gereken iyi bir seo çalışması.

4)Diğer Blogları okuyun:

Diğer blogları okumanız hem nerelerde yanlış yaptığınızı gösterecek hem de size yeni içerikler bulmanız konusunda yardımcı olacaktır. Bunların yanı sıra yeni blogcu arkadaşlar da edinebilirsiniz. 

5)Yazılarınızda Kaliteyi Sürekli Artırın:

Gerek bilgi gerek görsel olarak yazılarınızda kaliteyi sürekli artırmayı amaç edinin. Yazılarınız bilgi yönünden yeterli olduğu gibi görsel olarak da okuyucuları sıkmasın. Uzun uzun destanlar yazmak yerine aralara resimler, grafikler, tablolar vb koyun. Yazınızın konusu ile örneklere yer verin. Böylelikle hem okuyucularınız hem de arama motorları sizi fazlası ile sevecektir.

6)Bir Düzende Yazın:

3 gün yazdım 5 gün yazmadım bugün 5 yazı paylaştım dün hiç paylaşmadım gibi dağınık bir düzeniniz olmasın. Her zaman yedekte bekleyen yazılarınız olsun ve her zaman kendinize plan yapıp bu plan doğrultusunda yazılarınızı paylaşın. Haftada 1 yazı paylaşacağım diye kendinize hedef koyduysanız bu hedeften vazgeçmeyin ve bu hedef doğrultusunda hareket edin.

7)Sabırlı Olun:

Unutmayın ki sitenizi açtığınız anda binlerce kullanıcıya ulaşmanız imkansız. Hatta ilk aylarda hiç kullanıcınız bile olmayabilir. Fakat siz pes etmeden yazmaya devam edin. Sürekli içeriklerinizi de blogunuzu da geliştirmeye bakın. Elbet okuyucular sizi bulacaktır.

8)İyi Bir Tema ve Logo Seçin:

Gelen kullanıcıların etkileneceği aynı zamanda hızlı çalışan, gözü yormayan, insanlara aradıklarını kolaylıkla sunacak bir tema seçin. Bunun yanında mutlaka bir logonuz da olsun. Eğer olurda temanızı değiştirmeniz gerekirse okuyucularınız sizi bu logonuzdan tanısın. 

9)Sosyal Medyayı İyi Kullanın:

Yazılarınızı olabildiğince çok platformda paylaşmaya çalışın, hatta farklı bloglarda konuk yazar olarak yazın. Böylelikle kısa sürede ününüz artacak bu doğrultuda da okuyucu sayınız artacaktır.



Devamını Oku

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Sosyal Medyada Dikkat Etmemiz Gerekenler

Sosyal medya platformları artık hayatımıza iyice yerleşti, hatta hayatımızın bir parçası haline geldi.  Fakat sosyal medyayı herkesin kullanması burada tüm hayatımızı yayınlayabileceğimiz anlamına da gelmiyor herkese istediğimiz gibi konuşabileceğimiz anlamına da gelmiyor. Bu nedenle bu yazımda sosyal medyada yapmamamız gerekenler yer alacak.

1) Asla Küfür Etmeyin!

   Aman ben küfür etsem ne olacak sanki beni mi bulacak ettiğim kişi diye sakın düşünmeyin. Evet belki o bulamayabilir fakat gidip de sizden şikayetçi olursa emniyet sizi eliyle koymuş gibi bulacaktır. Belki çoğu kişi internet üzerinden sayıp söven kişileri umursamadan geçiyor ama bir gün birisinin sizle uğraşacağı tutar sonra mahkemelerle uğraşmak zorunda kalırsınız.

  Zaten işin hukuki boyutunu bir kenara bırakacak olursak da sosyal medyada karşıdaki kişi bizi görmüyor diye küfür etmek, hakaret etmek etik olarak da doğru değildir.

2) Her Anınızı Paylaşmayın!

  Yaptığınız her anı sosyal medyaya koymayın. Bunu yapmak hem hırsızlara sizin evde olmadığınızı gösterecek hem de daha kötüsü tüm dünyaya sizin nerede olduğunuzu ilan edecektir. "Aman hırsızın da işi gücü yok da beni mi takip edecek" diye de düşünmeyin. Ya hırsızın işi gücü yoksa da sizi takip ediyorsa?

3) Özel Bilgilerinizi Paylaşmayın!

   Özellikle kimlik bilgilerinizi içeren belgeleri (biletler, ehliyet vb), soy ağacı sorgulaması gibi belgeleri asla paylaşmayın. Bu tür belgelerde annemizin kızlık soyadına kadar bir çok bilgi yer almakta ve bu bilgiler bizim aleyhimize kullanılabilecek bilgiler.  Evet belki yeni ehliyet aldınız ve bunu tüm arkadaşlarınıza göstermek istiyorsanız o zaman da size önerim sadece "ehliyetimi aldım" diye paylaşım yapmanız olacaktır. Yok ben illaki ehliyeti de paylaşacağım derseniz de en azından tc kimlik nonuzu, özel bilgilerinizi vb kapatıp öyle paylaşın.

4) Olmadık Yerlerde Canlı Yayın Yapmayın!

   Araba kullanırken veya yolda yürürken canlı yayın yapmanız hem sizin hemde çevrenizdekilerin hayatını tehlikeye atacaktır. Bu nedenle asla dikkatinizi bu tür yönlere kaydırmayın. Yolda yürüyorsanız etrafınıza, araba kullanıyorsanız yola odaklanın. Bir çok haberde görebileceğimiz gibi maalesef telefona bakarak yürürken veya araba kullanırken başına bir çok şey gelen insan mevcut.

  Tabii canlı yayını sadece yolda yürürken veya araba kullanırken değil eviniz gibi yerlerde de çekim yaparken dikkat edin. Aksi halde başkalarıyla paylaşmak istemediğiniz masanızın üstünde duran belge veya fotoğrafları, evinizin mahrem bölgelerini de tüm takipçilerinizle paylaşmış olabilirsiniz. 



Devamını Oku

15 Mayıs 2018 Salı

Blog Muhasebesi (Mim)

Blogumda çok da olmayan bir yazı var bugün sırada. Recep Abi'nin Buradaki yazısında beni mimlediği için bende bu yazıyı yazmaya karar verdim :) Uzatmadan konuya geçelim. 



Blog Alemine Nasıl Girdim?

Aslında bu sorunun uzun bir cevabını bu yazımda vermiştim. Kısaca yine söylemek gerekirse önceleri forum, oyun ve haber sitesi açma deneyimlerimde oldu onlarda başarılı olamayınca en son birde blog açmaya karar verdim. Sonunda gördüm ki benim baştan beri açmam gereken site bir blogmuş.


Hangi Blog Bana İlham Oldu?

Maalesef bu soruyu boş geçeceğim çünkü "şu blogu gördüm beni çok etkiledi ondan büyük bir ilham aldm" diyebileceğim bir blog yok.


Bloga Yazdığım İlk Yazı İle Son Yazı Arasında Fark Var Mı?

Kesinlikle büyük farklar var. Son yazılarıma doğru geldikçe Türkçeye çok daha dikkat etmeye, çok daha fazla noktalama işareti kullanmaya, kelimelerimi daha özenli seçmeye başladım. Hem blogumda ki yazıları hem de ben bu sayede kendimi geliştirmiş oldum. 



Yakın Çevremdeki İnsanlar Blogumu Biliyor Mu?

Açıkçası bir kaçı dışında bilmiyorlar. Çevremdeki insanların da blogumu bilmelerini de pek de istemem zaten. Beni daha çok araştırıp bulan veya sosyal medyada görüp gelen insanların okumasını  isterim :)


Blog Yazmak Bana Neler Kattı?

Burada bir paragraf oluşmasını istemediğimden dolayı madde madde yazacağım;
  1. Dil bilgisi kuralları ve noktalama işaretleri. (Eskiden hiç dikkat etmezdim bu konuya)
  2. Seo bilgisi. (Zaten bu konuda öğrendiklerimi de blogumda paylaşmaya başladım)
  3. Bir çok yeni blog yazarı ile tanışma imkanı. (Bir çok blogu takip etmeye de başlayınca çoğu ile tanışmış oldum.)

Blogumda Kaç Yazı Var ve Toplam Sayfa Görüntülemesi Ne Kadar?

Aslında bu bilgileri pek paylaşmayı sevmem ama bu 299. yazım oldu.  Toplam sayfa görüntüleme sayım ise yazıyı yazdığım an itibari ile 455.622.







Ben yazıma birilerini mimlemiyorum. Katılmak isteyen herkesi yazmaya davet ediyorum :)
Devamını Oku

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Eski Bilgisayarınızı Hızlandırma Yolları

Eskiyen bilgisayarımızın gün geçtikçe daha çok yavaşlaması, artık bizi sinir eden bir cihaz haline gelmesi maalesef en büyük problemlerimizden. Tabii ki bunu çözmenin de bir kaç ufak yolu var.

1) Format Atın

Belki çok basit bir öneri gibi durabilir fakat format atmak çoğu zaman bilgisayarınızı hızlandıracaktır. Tabii ki bunun mantıklı sebepleri de var bunlar;
  • Format atınca gereksiz dosyalar ve uygulamalar bilgisayarınızdan silinir.
  • Bilgisayar geçmişiniz, gereksiz çerezler, zararlı dosyalar bilgisayarınızdan silinir.
  • Artık kullanmadığınız ama kaldırmaya da üşendiğiniz programlar temizlenir.
Tabii bunların sonucu da size hız olarak geri döner.

2) Eski Hddnizi Yeni Bir Ssd İle Değiştirin

Ssd'ler çok yüksek okuma yazma hızları ve bunların yanında çok daha fazla işlem sayısı sunduklarından bilgisayarınızı gözle görülür bir şekilde hızlandıracaktır. Bilgisayarınızın açılış kapanışından, programlara giriş çıkış hızına kadar her şeyin artığını görebilirsiniz. Fakat şunu da belirteyim bu size oyunlarda fps artışı sağlamaz.

3) Raminizi Yükseltin

Eğer artık 1 gb gibi çok eskide kalmış ve yeni işletim sistemleri için pek de yeterli olmayan bir rame sahipseniz ufak bir bütçe ile bunu minumum 4 gba yükseltmeniz iyi olacaktır. Bunu yaparsanız sistemin tamamının daha akıcı bir şekilde çalıştığını, dar boğazların az da olsa ortadan kalktığını görebilirsiniz. Tabii raminiz arttığı için oyunlarınızda da fps artışı olacaktır. (4 gb'dan daha fazla raminiz varsa ve diğer parçalarınız da çok yüksek seviyelerde değilse ram yükseltmenizi pek de önermem.)

4) Bilgisayarınızın Bakımlarını Yapın

  Öncelikle iyi bir virüs programı ile bilgisayarınızı taratın ve tüm zararlılardan kurtulun. Daha sona çerezleri, geçici sistem dosyalarını bilgisayarınızdan silin en sonda denetim masasına girin ve kullanmadığınız tüm programları kaldırın (bu aşamada dikkatli olun sistemin kendi sürücülerini vb kullanmıyorum sanıp kaldırmayın :) ). Daha sonra varsa güncellemeleri denetleyip kurun. Çoğu zaman güncellemeler sistem kararlılığını arttıracak ve sizi zararlı yazılımlardan koruyacaktır. Fakat bazen tam tersini yapıp güncellemelerin istenmeyen sonuçlar doğurduğunu da unutmamak gerek.

5) Ekran Kartı ve İşlemcinizi Değiştirin

Ekran kartı ve işlemciniz özellikle oyun vb gibi işlemlerde en önemli iki parçadır. Bu parçaları değiştirmeniz oyunlarda aldığınız fpslerden, programlardaki işlem süresine kadar bir çok şeyi kısaltacaktır. Burada önemli olan ise ankartınızın yeni alacağınız ekran kartı ve işlemciniz ile uyumlu olmasıdır. Yani pazara çıkmadan önce anakartınızı destekleyen işlemci ve ekran kartını belirleyip buna göre alış veriş yapmanız sizin için iyi olacaktır.

6) Son Çare: Bilgisayarınızı Değiştirin!

Tüm bunları yapıyor yine de bir çare bulamıyorsanız artık bilgisayarınızı değiştirme vakti gelmiş demektir. Zaten artık çok eskiyen bir bilgisayarınız varsa ona yeni ram almak, yeni ssd almak yerine tamamen değiştirme yoluna gitmeniz  sizin için daha iyi olacaktır. 



Devamını Oku

6 Mayıs 2018 Pazar

Röportaj 7#: rehitu.com

Röportajlar serimin özellikle yeni başlayan arkadaşlarımıza faydalı olduğunu düşündüğüm için yeniden devam etme kararı aldım. Bu bağlamda da 7. röportajımı Rehitu.com sitesinin editörü Recep Hilmi Tufan ile yaptım :) Kendisine verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum.


1) Blog Yazmaya Nasıl Başladınız?



İlk blogum kelimelerinsoyagaci.com idi. Orada kelimelerin nereden geldiklerini yazıyordum ve çok da iyi tutulmuştu. O blogu açma sebebim ise üniversitede İtalyan okutmanımız Roberto BOVO ile "Anadolu" kelimesinin nereden geldiği üzerine tartışmıştık ve ben de kelimelerin nereden geldiğini araştırma hastalığı başladı. O gün bu gündür blog yazarım ama sürekli blog açıp kapatmışlığım vardır. Kapattığım blogları hatırladıkça çok fazla pişman oluyorum. O yüzden size tavsiyem blog yazmaya ara verseniz veya yazmaktan sıkılsanız bile kapatmayın blogunuzu. Daha sonra dönüp devam etme isteği oluyor çünkü insanda.

2) Herkese Blog Yazmayı Önerir Misiniz?


Yazmak isteyen herkese öneririm. İnternette saçma sapan şeylerle vakit geçireceklerine blog okuyup blog yazmaları daha verimli olacaktır kendileri için. Etrafıma blog yazmayı teşvik ederim sürekli ancak kimisi vakit bulamadığını söylerken kimisi de ilgi alanına girmediğini belirtiyor.


3) Blog Yazarken Karşılaştığınız Sorunlar Nelerdi?


Açıkçası karşılaştığım bir sorun yok veya olduysa da şu an aklıma gelmiyor. Blog yazarları birlik olup birbirlerine destek olurlarsa ortada sorun da kalmayacaktır.

4) Çevrenizde  Başka Blog Yazan Var Mı?


Çevremde blog yazan birileri var. Son zamanların hızlı blogcuları Beytullah POYRAZ ve Ömür GÜRBÜZ benim teyzelerimin oğullarıdırlar. İkisi de benden büyüktür; ağabeylerimdir. Beytullah Bey kişisel yazıların yanısıra edebî ve felsefî paylaşımlar da yaparken; Ömür Bey sadece şiirlerini paylaşıyor blogunda. Onları da ziyaret edebilir okuyucularınız.


  • https://omrunherdemi.blogspot.com.tr/ (Ömür GÜRBÜZ)



  • https://beytullah-poyraz.blogspot.com.tr/ (Beytullah POYRAZ)


Bir ara rehitu.com'u topluluk bloguna çevirmiştik. Orada da yazıyorlardı kendileri ancak sonradan takibini sağlayamayınca ayrılmaya karar verdik. Ancak ayrılsak da beraberiz! :)

5) Yazılarınızı Yazarken Dikkat Ettiklerinizden ve Hazırlığınızdan Kısaca Bahseder Misiniz? 


Açıkçası bir yazı için hiçbir hazırlık yapmıyorum. O an yazacağım konuyu belirliyorum ve yazıyı yazarken gerekli araştırmalarımı yapıyorum. O yüzden bazı yazılarımda giriş - gelişme - sonuç gibi öğeler karışık olabiliyor. 


Yazacağım konu elimin altında her zaman vardır. Sosyal medyada veya gerçek hayatta sürekli radarlarım açıktır ve bunu paylaşmalıyım dediğim her şeyi bir şekilde kayıt altına alırım. rehitu.com haricinde farklı blog çalışmalarımın yanısıra yönettiğim Facebook sayfaları vb. farklı mecralar da var. Sanırım paylaşmayı seviyorum ve bu yüzden de sürekli içerik üretmeye çalışıyorum. 


Benimde uzun süredir blogunu takip ettiğim Recep Abi'ye bir kez daha cevaplarından dolayı teşekkür ederim. Sizde röportaj vermek isterseniz Buradaki Formu doldurarak gönderebilirsiniz.
Devamını Oku

5 Mayıs 2018 Cumartesi

Seo Analiz

Seo nedir? konusundan önceki yazılarımda bahsetmiştim. Bu yazımda da seo analizi nedir? Seo analizi nasıl yapılır gibi konulara değinmek istedim.

Seo Analizi Nedir?

Aslında adından da anlayabileceğimiz gibi sitemizin seo çalışmalarının genelinin analiz edilmesidir. Daha da ayrıntıya girecek olursak sitemizde seo adına neler yapılmış neler yapılmamış bunları genel olarak değerlendirmektir.


Seo Analiz Nasıl Yapılır?

Bunun için bir çok yöntem deneyebilirsiniz. Birincisi tabii ki kağıdı kalemi elinize alıp seo konusunda neler yapılması gerektiğini yazmak ve bunlardan kaçının sitenizde olduğuna bakmaktır. Tabii bu yöntem biraz uğraştırıcı bir yöntemdir. Bunun yerine seo analizi yapan siteleri ziyaret edebilirsiniz. Bunun için aşağıdaki siteleri de kullanabilirsiniz.  (Aşağıdaki linkler tamamen örnektir, tanıtım yazısı değildir.)

wmaraci

Seo Analizinde Nelere Bakılır?

Seo analizinde;
  • Meta etiketlerden hangilerinin olup olmadığına bakılır.
  • Site hızına bakılır.
  • h etiketlerinin (<h1>, <h2>, <h3> vb) kullanımı.
  • İç ve Dış linkler
  • İçerik kod oranı.
  • Kullandığınız html sürümü.
  • Sayfanızın mobil ve masaüstü hızı.
  • Tarayıcı önbellekleme, resim optimizasyonu, dosya sıkıştırma vb işlemlere bakılmaktadır. Bunların yanında yine site hızıyla, arama motoru optimizasyonuyla ilgili diğer konulara da bakılmaktadır. 

Seo Puanı Nasıl Artırılır?

Aslında bu konuyu ayrı bir başlık altında almak pek de gerekli değil çünkü puanınızı artırmanız için yapmanız gerekenler Seo Analizinde Nelere Bakılır başlığında olan maddeleri tek tek sitenize uygulamak yani örneğin meta tagleri eklemek, h etiketlerini kullanmak, iç ve dış linkleri gereğince kullanmak gibi basit adımlarla puanınızı artırabilirsiniz. Ya da biraz daha ileriye giderek site önbelleklmesini kullanarak, resim optimizasyonunuzu yaparak, sitenizin kodlarını optimize ederek de puanlarınızı artırabilirsiniz.





Devamını Oku

3 Mayıs 2018 Perşembe

Mx Linux İnceleme

Giriş

Mx Linux şimdiye kadar ki denediğim işletim sistemleri arasında en komplike, en özelleştirilebilir ve en çok tamamlanmış hissi veren işletim sistemi oldu.  Mx Linux Debian tabanı üstüne kurulmuş bir işletim sistemi ve size her türlü özelleştirme seçeneğini sunuyor. Bunun yanında Grub Customizer'den Conky'e kadar bir çok uygulama da kurulu olarak geliyor. Evet yanlış duymadınız mağazasından indirme seçeneği sunuyor değil kurulu olarak geliyor. Böylelikle özelleştirme seçenekleri uç noktaya ulaşmış oluyor ve Grub menüsünü bile istediğiniz gibi özelleştirme seçeneğini sunuyor.

Özelleştirme: 

 Özelleştirme konusunda bu kadar çok seçenek sunan başka bir işletim sistemi bulmanız çok zor. Aklınıza gelebilecek tüm ikon paketleri, sitiller hatta yazı tipleri kurulu olarak geliyor. Tek yapmanız gereken ayarlara girip istediğinizi seçmek. Aynı zamanda Conky ile masaüstünüzü de istediğiniz gibi özelleştirip işlemci kullanımından hdd kullanımına hatta hava durumuna kadar masaüstünüze Widget'ler şeklinde ekleyebiliyorsunuz. Sürpriz olan ise Conky'e ait bir çok tema da kurulu olarak  geliyor. Onlar arasında da bir kaç tık ile geçiş yapabiliyorsunuz.

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Aslında bu başlık buraya yanlış oldu çünkü yüklü gelmeyen uygulamalar yazıp bunları sıralamam daha kolay olur. Yukarıda da belirtiğim gibi Grub Customizer'den, Libre Office, Özelleştirme araçlarından ses araçlarına, disk araçlarından grafik araçlarına aklınıza gelebilecek her şey var. Sistemi kurduğunuz an işinize yarayacak hatta yaramayacak bir çok şey kurulu geliyor. Hiç bir şey yüklemeden sonsuza kadar kullanabilirsiniz. 

Fakat bu konuda bir eksi not vereceğim o da kendi içinde bir mağaza olmamasına.


Genel Kullanım ve Alışma:

Alışma sürecinin çok kısa olduğunu söylemem gerek. Arayüzü konusunda da çok sade bir seçenek sunuyor size ve zaten özeleştirme seçenekleri sayesinde istediğiniz gibi bir sistem elde edebiliyorsunuz. Onlarca kurulu gelen uygulamadan dolayı hiç bir şey indirmek yüklemek zorunda kalmıyor ve günlük kullanımın ötesi kullanım için bile fazlasıyla size yetiyor. 

Ben bu seçeneklerle uğraşmam derseniz de ilk geldiği haline kısa sürede uyum sağlayabiliyor ve kısa sürede akıcı olarak kullanmaya başlıyorsunuz.

 Sürücü Desteği:

Sürücü desteği konusunda da en iyi seçeneklerden birisi. Zaten Linux'ün sunduğu açık kaynaklı paketlerden dolayı bu tür dağıtımlarda sorun olmadığı gibi yanında yüklü gelen Nvidia Driver İnstaller, Windows Wireless Drivers vb gibi yazılımlar sayesinde kolaylıkla sürücülerinizi kurabiliyorsunuz.


Sonuç:

Sonuç olarak Mx Linux gerek yeni başlayanlar için gerekse de uzun zamandır Linux dağıtımları kullananlar için çok iyi bir seçenek. Sunduğu seçenekler, kurulu gelen programlar konusunda size çok fazla seçenek sunuyor. Bunların yanında profesyonel görüntüsü sayesinde kullanırken de kendinizi özel hissediyorsunuz. Zaten özel hissetmediğiniz bir kısım olursa da istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz.  Sürücü vb konusunda da sorun yaşatmaması ile tam bir sistem sizi bekliyor. Tek yapmanız gereken indirip kurmanız geriye kalan her şeyi Mx Linux sizin yerinize düşünmüş.

NOT: Sistemin çok hafif bir sistem olmadığını, biraz fazla kaynak tükettiğini bir not olarak ekleyeyim. Eğer ortalamanın altında bir bilgisayarınız veya eski bir bilgisayarınız varsa sorun yaratabilir. 


Devamını Oku

30 Nisan 2018 Pazartesi

Elementary Os İnceleme

  Elementary Os Kullanım Deneyimlerim  adlı yazımın çok okunmasından ve Elementary Os'a olan ilgiden dolayı bir de ayrıntılı bir inceleme yazısı yazmaya karar verdim. Böylelikle Elementray Os'a geçmek isteyenler veya bu Os'u merak edenler için ufak da olsa bir kaynak olmasını istedim. Lafı da fazla uzatmadan geçelim incelememize.

  Yazımda Elementary Os'un en güncel sürümü olan 0.4.1'i kullandığımı ve  bunda da yazımı yazdığım an itibari ile olan tüm güncellemelerini kurarak yaptığımı belirteyim.

Elementary Os Hakkında;

  Elementary os Ubuntu üzerine kurulmuş olan bir işletim sistemidir. Masaüstünü kullandırmaması ile ve Mac Os benzeri tasarımı ile ün salmıştır. Bu sayede de kısa sürede yükselmeyi başarmış ve başarılı dağıtımlar arasına adını yazdırmıştır.

Görsellik:

Görsellik konusunda belki de kuşkusuz en iyi seçeneklerden birisi. Mac Os'a benzer yapısı, masaüstüne dosya atmaya izin vermemsinden dolayı tertemiz duran ekranınız gerçekte size şık bir şeyler kullandığınız hissiyatını sonuna kadar yaşatıyor. Bunun yanında dosylarınızın görüntülemesi, müzik oynatıcı da bu şıklığı tamamlıyor. Görsellik kişiden kişiye değişse de Elementary Os'un çoğu kişi tarafından sevileceğini söylersem doğru olur. 

Performans ve Sürücü Desteği:


Perfomans olarak size sorun yaşatmayacak bir sistem. Sürücü desteği konusunda da Ubuntu tabanlı olmasından dolayı hiç bir sorun çıkmıyor ve sürücüler otomatik olarak indiriliyor ve kuruluyor. Ekran kartı sürücüsü olarak da açık kaynaklı sürücüler otomatik kuruluyor. İsterseniz bir kaç tıklama ile ekran kartı sürücünüzün kapalı kaynak halini de kurabilirsiniz. Yani bu konuda bir sorun yaşamayacağınız, bir sorun yaşasanız bile gerek Ubuntu forumlarından gerekse de Elementary forumlarından kolaylıkla çözüme ulaşabiliyorsunuz. Yani Ubuntu tabanlı olması bu konuda da işinizi fazlasıyla kolaylaştırıyor. 

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Bu konu ise Elementary Os'un belki de en cimri olduğu noktalardan birisi yandaki uygulamar hariç sadece uçbirim, mağaza ve videolar uygulaması bulunuyor yani ofis bile kurulu gelmiyor. Bu bir yandan iyi bir yandan kötü. Eğer çok uygulamaya ihtiyacınız yoksa bunun iyi olduğunu net bir şekilde söylememiz mümkün çünkü özellikle düşük kapasiteli bir hdd'niz veya ssd'niz varsa size çok daha büyük bir alan kalıyor. Şunu da unutmadan söyleyeyim ofis uygulamasından ihtiyacınız olacak her uygulamayı mağaza üzerinden tek tıkla indirip kurabilirsiniz. Yani uygulamaların yüklü olarak gelmemesine pek de eksi puan hak etmese de yine de alışılmışın dışında olduğunu söylemeliyim. 

Özelleştirme Seçenekleri:

Özelleştirme seçeneği olarak da kısıtlı olduğunu söylemem gerek. Fakat Elementary Tweak adlı uygulamayı kurarak bu azlığı giderebilirsiniz. İstediğiniz özelleştirmeleri bu program üzerinden yapabilirsiniz. 

Olumlu ve Olumsuz Yanları:

Olumlu Yanları:
  1. Görselliğine rağmen hızlı çalışması.
  2. Herkesin hoşuna gidecek bir tasarım sunması.
  3. Sürücü konusunda sıkıntı yaşatmaması.
  4. Ubuntu tabanlı olması.
  5. Mağazasının olması ve mağaza da aradığınız her şeyin olması.
Olumsuz Yanları:

  1. Çoğu uygulamanın kurulu olarak gelmemesi ve mağazadan kurulmasının gerekmesi.
  2. Kimisi için masaüstünü kullandırmaması.
  3. Güncelleme konusunda cimri davranıp uzun süre yeni sürüm gelmesini beklemeniz gerekmesi. 

Devamını Oku

28 Nisan 2018 Cumartesi

Ubuntu 18.04 Lts İnceleme

Daha önce beta sürümünü incelediğim Ubuntu 18.04 sürümünün kararlı halini çıkması ile kararlı halini de inceleme kararı aldım. Daha fazla sözü uzatmadan geçelim incelemesine;

Neler Yeni?

  1. Ubuntu 17.10'da da olduğu gibi Gnome arayüzüne geçildi.
  2. Öntanımlı olarak X görüntü sunucusu ile geliyor. Wayland ise seçenekler arasında bulunuyor.
  3. Libre Office 6.0 sürümüne güncellendi
  4. Bir çok uygulamaya yeni emoji desteği getirildi.
  5. Linux çekirdeği olarak 4.15'e geçildi.
  6. Bir çok güvenlik güncellemesi sisteme dahil edildi.
  7. Takvim uygulamasına hava durumu gösterme seçeneği getirildi.

Bazı Sorunlar:

Yeni bir sistem olduğu için bir kaç sorun da beraberinde gelmiş bu sorunların çoğuyla ben karşılaşmadım fakat bunlardan şikayetçi olan baya insan olduğu için onları da yazayım;
  1. Bazı ekran kartlarında harici monitörde sorun çıkarıyormuş.
  2. Ubuntu Tweak'ın bazı özellikleri yeni sürümde kullanılamıyor.
  3. Uefi kurulum sırasında ufak tefek sorunlar olabiliyormuş.
  4. Şifre giriş ekranında bazen kitlenme sorunu olabiliyormuş. (özellikle şifre yanlış girildiğinde)

İlk Bakış:

İlk bakışta bizi Ubuntu 17.10'dan alışkın olduğumuz bir tasarım karşılıyor.  Zaten Ubuntu'nun hehrangi bir sürümünü daha önce kullandıysanız veya Gnome arayüzüne sahip herhangi bir dağıtım kullandıysanız alışamanız dakikalar sürüyor. İlk bakışınızda belki de ilk dikkatinizi çeken Microsoft To-Do uygulamasının da kurulu olarak gelmesi. Böylelikle her platformda notlarınızı tutup, düzenleyebileceksiniz.  Bu kısımı daha fazla uzatmadan diğer kısımlara geçiyorum çünkü zaten alışkın olmadığımız büyük bir farklılık yer almıyor görsel anlamda.

Performans:

   Sistemi öncelikle kendi bilgisayarıma kurup denedim, daha sonra sanal makine üzerinde kurdum ve en sonda Live olarak çalıştırıp yazım için resimleri aldım tüm bu kullanımlarım sonucunda hiç bir donma, kasma vb ile karşılaşmadım. Sorunlarında "sistem giriş ekranında şifre yanlış girilince takılabiliyor" dendiği için bir kaç kez bilerek yanlış girdim fakat böyle bir sorunla da karşılaşmadım. Yine de karşılaşanların olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.
  
  Genel olarak oyun vb perfomansının Ubuntu 17.10 ile aynı olduğunu söyleyebilirim. Tek farkın açılışın biraz daha hızlanmış olmasında olduğunu da söylersem yalan olmaz.  (Farkın devasa olmadığını belki bir kaç saniye olduğunu da ekleyeyim. Büyük bir beklenti oluşmasın :) )

Sürücü Destekleri:

Sürücü desteği ve kurulumu sırasında sizi üzemeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Önceki sürümlerde de olduğu gibi "yazılım ve güncelleme" adındaki ayar bölümünden istediğiniz gibi sürücüleri tek tıkla kurabilirsiniz. 
Fakat yukarıda da belirtiğim gibi bazı ekran kartları ile harici monitörde sorun yarattığı oluyormuş. Bu nedenle harici monitör kullanıyorsanız ekran kartınız ile ilgili bir sorun olu olmadığını araştırmadan kurmamanız faydanıza olur. Zaten kısa sürede bu sorunlar çözülecektir.

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamlar konusunda bolluk var. Aklınıza gelebilecek, işinize yarayacak her türlü kurulu olarak geliyor. Eğer günlük işler için bilgisayarınızı kullanan biri iseniz başka hiç bir şey kurmadan sistemi kullanmaya devam edebilirsiniz. Ubuntu'nun mağazası ise aynen devam etmekte bu nedenle eğer farklı uygulama kurma gereksinimi duyarsanız fotoğraf düzenlemeden, video editlemeye, ofis programlarından müzik programlarına bir çok seçeneği bu mağazadan bularak tek tıkla kurabilirsiniz. Fakat burada da yine yukarıda belirtiğim gibi Ubuntu Tweak'da bir kaç özelliğin aktif olmadığını bir kez daha hatırlatayım. Bunun gibi başka uygulamalarda da sorun olursa endişe etmenize gerek yok en kısa sürede yayınlanan güncellemeler ile bu sorunlara da çözüm bulunacaktır. Eğer daha hızlı çözüme ulaşmak isterseniz de Ubuntu Tr'nin Forumundan destek alabilirsiniz.




GENEL BAKIŞ:

Olumlu Yanları:

  1. Büyük bir desteğe sahip olması.
  2. Büyük bir forum kitlesi olması.
  3. Uzun süredir güncellenen ve destek verilen bir sistem olması.
  4. En çok kullanılan dağıtım olması.
  5. Hızlı ve performanslı olması.
  6. Çok sistem kaynağı tüketmemesi.
  7. Ücretsiz olması.
  8. Sorunların hızlı bir şekilde giderilmesi.
  9. Kurulum sonrası gelen programların bolluğu sayesinde size ekstra kurulum derdi bırakmaması.
  10. Sürücü tanımama vb sorunlar yaşatmadan tek tıkla kurması
  11. Gelişmiş mağazası olması.

Olumsuz Yanları:

  1. Bir kaç sorunla birlikte gelmiş olması.
  2. Şimdilik (güncelleme ile bu sorun çözülecektir.) bazı ekran kartlarında harici monitörlerde sorun yaratması.
  3. Ubuntu 17.10'dan büyük bir fark sunmaması. (Tabii bu olumlu da sayılabilir kullanmaya başladığınız anda tanıdık bir ortamda oluyorsunuz bu sayede uyum süreci gibi bir derdiniz olmuyor.)





Devamını Oku

Neden Diğer Blogları da Okumalıyız?

 Aslında bir çok yazımda diğer blogları da okumalısınız maddesini görmüşsünüzdür. Fakat bu yazım ile bu konuyu biraz daha derinlemesine ele almak için bu yazıyı yazıyorum.

  İlk olarak tabii ki bir şeyler okumanın faydasına değinmemiz gerekiyor bir şeyler okumak;

  1. Hayal dünyanız gelişir.
  2. Sürekli bir uğraş bulursunuz.
  3. Okuma hızınız artar.
  4. Kelime dağarcığınız gelişir.
  5. Hafızanızı geliştirmiş olursunuz.
  6. Bilgi birikiminizi artırmış olursunuz.
  7. Yaratıcılığınız artar.
Tüm bu maddeler okumanın size faydaları. Tabii ki blog okumak da bir okuma eylemi olduğu için bu faydalardan yararlanmış olacaksınız. Fakat bunlarla da yetinmeyip daha fazlasını da yapmış olacaksınız. Bu fazlası kısmını biraz açarsak;
  1. Okuduğunuz blogun sahibini sevindirmiş olacaksınız.
  2. Okuduğunuz blogu yorumlarınız ile geliştirmiş olacaksınız.
  3. Kendi blogunuzda yazmak için yeni yazı fikirleri elde etmiş olacaksınız.
  4. Yeni insanlar tanıma fırsatı elde edeceksiniz.
  5. Diğer yorumların sahipleri ile fikirlerinizi paylaşma ve karşılıklı konuşma imkanı bulmuş olacaksınız.
  6. Farklı insanların görüşlerini, düşüncelerini öğrenmiş olacaksınız.
Daha fazla uzatmadan kısa bir özet geçmek gerekirse blog okumak hem temel konularda size fayda sağlaaycak, hem sizi sosyalleştirecek hemde eğer sizin de bir blogunuz varsa blogunuza da büyük katkı sağlayacaktır. Tüm bu nedenlerden ötürü gününüzün küçük bir kısmını da blog okumaya ayırır, güzel bir rss listesi oluşturur ve buradaki blogları düzenli olarak takip ederseniz hem daha fazla bilgi edindiğinizi, hem başkaları gibi düşünmeyi öğrendiğinizi hem de zamanla okuma alışkanlığı edinip, okumanızı hızlandırdığınızı göreceksiniz. Hadi ne duruyorsunuz hemen bir rss listesi oluşturmaya başlayın. (Benim sitemi de listenize almayı unutmayın :) )
Devamını Oku

23 Nisan 2018 Pazartesi

Blogumdaki Tüm Yenilikler

 Blogumu uzun bir aradan sonra büyük bir güncellemeye tabii tuttum ve a'dan z'ye her noktasını yenilemeye, her noktasını modern bir hale getirmeye çalıştım. Şimdi kısa kısa yeniliklere bakalım.




Tema Değişimi:

En büyük değişiklik temanın (şablonun) değişmesi oldu. Blogumda daha önce de kısa bir dönem kullandığım temama geri döndüm. Temayı siteme uygun hale gelip, renkleri özelleştirip kullanıma aldım.  Çok daha renkli ve okuyucular açısından kullanımı çok kolay olan bir temaya geçiş yaptım. :)



İletişim Sayfası Değişiklikleri:

Eski iletişim sayfamda ki forum çoğu cihazda düzgün görünmüyor veya sorun çıkarıyordu. Bu nedenle daha fazla onu düzenlemeye çalışmak yerine tamamen kaldırıp yepyeni bir forum ile yoluma devam etme kararı aldım. Çok daha prestijli duran, gereksiz bilgiler istemeyen sade bir iletişim sayfasına geçiş yaptım.  Artık benimle iletişime geçmeniz çok daha kolay olacak.  Yeni iletişim sayfama buradan ulaşabilirsiniz.





Hakkımda Sayfamı Yeniledim:

Hakkımda sayfam cümle üstüne cümle yazılmış, pek de dikkat edilmeden hazırlanmış bir sayfaydı. Oraya daha çok bilgi ekledim ve daha modern bir görünüme kavuşturdum. Artık hakkımda ulaşmak istediğiniz bilgiye daha kolay bir şekilde ulaşabileceksiniz. Yeni hakkımda sayfam tam burada



Ufak Tefek Diğer Yenilikler:

  1. Sitemin yazı karakterini değiştirdim.
  2. Mobil'de yorum vb gibi eklentileri kaldırarak  daha hızlı ulaşılabilen bir sayfa yaptım.
  3. Reklamları tamamen kaldırdım.
  4. Logomda ufak çaplı düzenlemeler ve renk değişiklikleri yaptım.

Devamını Oku

21 Nisan 2018 Cumartesi

Blogunuzda Okuyuculara Karşı Dikkat Etmeniz Gerekenler

  Daha önce Blogda ne yazılır?Blog Açacaklara 7 Tavsiye, Düzenli yazı yazmak bize ne kazandırır?, Özgünlük neden bu kadar önemli, Blog yazmada dikkat edilecekler gibi bir çok teknik konuda yazı yazdım. Fakat okuyucularınıza karşı nelere dikkat etmeli, onlara karşı neler yapmalısınız bu konu da hiç yazım olmadığını fark ettim. Bu yazıda da bu konuya girmeye karar verdim.

  Her zaman aklınızda olması gereken bir şey var ki o da okuyucularınız olmazsa siz de olmazsınız. Bir blogunuz varsa ve hala hayatta kalmayı başarıyorsa bunda sizden çok okuyucularınız payı vardır. Bu bağlamda asla onları yok saymamalı tam aksine onların istediği yönde (benliğinizi de kaybetmeden) değişmelisiniz. Okuyucularınız için en basitçe yapabilecekleriniz;

  1. Yorumlarına cevap verin. Yorumlarda sordukları soruları elinizden geldiğince yanıtlamaya çalışın.
  2. Okuyucunuz eğer bir blog yazarı ise siz de onun blogunu takip edin, ona yorumlar yapın, yazılarını okuyun.
  3. Eğer okuyucularınızın istediği bir yazı veya konu varsa bu konuda yazı yazmaya çaba harcayın. 
  4. Siteniz hakkındaki yorumlarını dikkate alın. Temanız beğenilmiyorsa onu değiştirin, yazılarınız hakkında bir eksiklik bildiriyorlarsa bunları düzeltmeye çalışın.
  5. Yanlış bilgi vermeyin. Unutmayın ki okuyucular size güvenip yazınızı okuyor ve burada yazılanlara inanıyor. Bu nedenle onlara her zaman en doğru bilgiyi sunun.
  6. Sitenizi reklamlara boğmayın. Okuyucularınızın her şeyden önce geleceğini unutmayın.
  7. Yazım kurallarına, noktalama işaretlerine dikkat edin.
Tüm bunlara dikkat etmeniz okuyucularınıza kendilerini özel ve değerli hissettirecektir. "Bu blogun yazarı bizi önemsiyor" izlenimini onlarda uyandıracaktır. Tabii bunun da size de bir çok getirisi olacaktır bunlardan bazılarına da değinmek gerekirse;
  • Kendilerini değerli hissettikleri için bir bilgi araştırırken sizin blogunuza da bakarlar.
  • Size güven duyarlar yazdıklarınıza inanırlar.
  • Yorumlarına cevap verirseniz onlar da bir kez daha gelip en azından "cevabınıza teşekkür ederim" yazarlar. Bu da sürekli sitenize kullanıcı gelmesini sağlar. Gelen kullanıcıları da sitede tutar.
Yani kısaca özetlemek gerekirse siz onların istediğinizi yaparsanız onlarda sizin sitenizi sürekli takip eder ve daimi okuyucuları olurlar. Böylelikle hem yazılarınızı birilerinin okuduğunu gerçekten görmüş olursunuz hem de belli bir kullanıcı kitlesine ulaşmış olursunuz.

Devamını Oku

14 Nisan 2018 Cumartesi

Sorularla Blog Açmak

  Bu yazımda blog açmak isteyenlerin aklındaki sorulara bir cevap vermeye, en azından bir kaç sorunlarını da olsa çözmeye çalışacağım. Bunu da daha anlaşılır olması için soru cevap şeklinde yapacağım.


1) Neden Blog Açmalıyım?

Aslında bunun net bir cevabı yok. Bir çok nedenle blog açabilirsiniz. Bunlara örnek verecek olursak;
  • Duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak için.
  • Belli bir konuda insanlar ile bilginizi paylaşmak için.
  • İyi bir yazar olup para kazanmak için.
  • İnternet dünyasında varlığınız olması için.
  • İnternet, html vb konularda bilgi edinmek için.

2) Blog Açmanın Maliyeti Nedir?

Bu soruda değişken bir soru. Blogger veya WordPress.com'u kullanarak bir site açarsanız hem domaini hem de hostingi bedavaya getirmiş olursunuz. Yine aynı şekilde kendi resimlerinizi kendiniz yapıp yazılarınızı da kendiniz yazar başka yazar tutmazsanız onu da bedavaya getirmiş olur ve hiç para harcamadan blog açmış olursunuz (Ki bn 2 yıl böyle yaptım hiç bir sorun da olmadı.) Yok benim biraz param var ve harcayabilirim derseniz de ortalama ücretler aşağıda (TÜM ÜCRETLER YILLIKTIR.) 

Hosting Masrafı ==> 45-73 ₺ arası.
Domain Masrafı ==> 32-45 ₺ arası.
Yazı Masrafı ==> Yazılarınızı kendiniz yazmazsanız ve haftada 3 yazı paylaşırsanız. Ortalama tanesi 3 ₺'den)  486-500₺ arası
Resim Masrafı ==> Resimleri de kendiniz yapmaz ve satın alırsanız (haftada 3 yazıdan her yazıda 1 resimden hesaplayınca 200-750 ₺

Yani genel olarak bakacak olursak aylık 1500-1600 ₺'ye kadar da çıkabilirsiniz. Benim önerim ilk başta sadece 30-40₺ye bir alan adı almanız ilrleyen dönemlerde de ihtiyacınıza göre hosting almanız olacaktır. Zaten resimleri ücretsiz oalrak alabileceğiniz bir çok site var blog açıyorsanız yazılarınızı da bir zahmet kendiniz hazırlayın :)

 3) Blog Yazmanın Faydası Ne?

Bu da aslında ilk soru gibi bir çok yanıtı olan bir soru. En başlıcalarına bakacak olursak;
  • Kafanız dağılır, uğraşacak bir iş bulmuş olursunuz.
  • Seo, internet dünyası, html, css, php gibi konularda ister istemez bilgi edinmiş olursunuz.
  • Kullandığınız cmsye göre WordPress, Blogger veya Joomla öğrenmiş olursunuz.
  • Bir site nasıl açılır?, nasıl yönetilir? bu konularda fikir edinmiş olursunuz.
  • İnternette tanınmaya başlarsınız.
  • Gerçekten gayret ederseniz para kazanırsınız.

4) Blog Açmak İçin Bir Şart Var Mı?

Tabii ki YOK! İstediğiniz gibi istediğiniz zaman bir blog açabilirsiniz. Fakat şunu da unutmamak gerek ki belli bir kullanıcı kitlesine ulaştıysanız kendinizi bu kişilere karşı sorumlu hissetmelisiniz. Yazılarınızı yazarken asla bunu unutmamalı ve en doğru bilgiyi okuyucularınıza sunmalısınız. 

5) Blogum Tutmazsa Kapata Bilir Miyim?

Evet blogunuzu istediğiniz zaman kapatabilirsiniz. Böyle bir durumda eğer hosting, domain vb aldıysanız bunlar süresi bitene kadar sizde kalır yani para iadesi alamazsınız. Ama ücretsiz bir servis ile açtıysanız hiç bir sorun olmadan istediğiniz zaman sitenizi kapatabilirsiniz. 


Benim en çok gördüğüm sorular bunlardı. Bunlara da bildiğimce cevap vermeye çalıştım. Aklınıza takılan veya merak ettiklerinizi yorum olarak sorarsanız onlara da en kısa sürede cevap vermeye çalışırım. :)
Devamını Oku

7 Nisan 2018 Cumartesi

İnternetten Para Kazanma Yolları

İnternetten para kazanmak için bir çok yol var. Bunları benim blogumda da başka bloglarda da okuyabilirsiniz. Fakat bu yazılarda herkes belli bir pencereden bakarak ele almış ve  tüm yolları derleyip tek bir yazı ile sunan pek de bir site bulamadım. Bu nedenle size internet gibi büyük bir mecrada nasıl para kazana bileceğinizi elimden geldiğince tüm yönleri ile anlatmaya çalışacağım.

1.İnternet Siteniz Varsa:

İnternet siteniz varsa para kazanmak için bir çok yol deneyebilirsiniz.

A. Banner Reklamlar:

Banner reklamlar çok büyük bir gelir sağlamasa da en azından sitenin temel ihtiyaçlarını çıkarmanız için yeterli bir gelir kaynağı olacaktır. Banner reklamlar sitenizde afiş tarzında olan reklamlardır. Bunları bir firma veya şahıs ile anlaşarak alabilir ve bir gelir kapısı elde edebilirsiniz.

B. Google Adsense ve Alternatifleri:

Aslında banner reklama benzer bir yapıda olan bu servisler reklamlarınıza gösterme veya tıklama başına para öderler. Özellikle çok ziyaretçisi olan siteler için iyi bir gelir kaynağı olacaktır. 

C. Tanıtım Yazıları:

Tanıtım yazıları sizin en büyük gelir kaynaklarınızdan birisi olacak. Tanıtım yazılarınızı ister kendi anlaştığınız kişi, kurum ile veya Hüriyet Bumerang gibi bir servis sayesinde alabilir ve sadece bir yazı paylaşarak para kazanabilirsiniz.

D. Backlink Satışı Yaparak:

Backlink bildiğiniz gibi bir sitenin başka bir siteye link vermesi. Anlatımı bu kadar kolay olsa da gerek Alexa, gerek seo, gerekse de arama motorları açısından faydası tartışılmaz. Siz de sitenizden backlink satışı yaparak gelir elde edebilirsiniz.

2.İnternet Siteniz Yoksa:

A. Yazarlık Yaparak:

Yazarlık yapmak için illaha büyük bir siteye girmenize veya mesai saatleri belli olan bir yerde çalışmanıza gerek yok. Ofpof.com gibi sitelerde kolaylıkla yazılarınızı yazıp para kazanabilirsiniz. Çok büyük bir getirisi olmasa da en azından kendi paranızı kendinizin kazanması duygusunu yaşayabilir ve ufak tefek de olsa ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.

B. Fotoğraf Satarak:

Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız bu tam da size göre. Çektiğiniz fotoğraflar sadece bir anı olarak kalmasın bunları satarak para kazanın. İnternet üzerindeki onlarca stock fotoğraf sitesi üzerinden satış yaparak gelir elde edebilirsiniz.

C. İkinci El Eşya Satışı:

İkinci el eşya satışı yaparak da gelir elde edebilirsiniz. İkinci el eşyalarınızı internet üzerinden kolaylıkla satabilirsiniz.

D. Ucuza Al Pahalıya Sat:

İşi biraz daha ticarete dökmek ve resmileştirmek isterseniz de Amazon, Ebay vb gibi yurdışı kaynaklı sitelerden ürünleri ucuza alabilir, Türkiye'de bunları daha pahalıya satabilirsiniz. Fakat dikkat edin yurt dışından gelen ürün bozuk çıkarsa veya sattığınız ürünler çabuk bozulursa bu hayalleriniz kısa sürebilir. Bu nedenle teknoloji gibi bozulma ihtimali yüksek alanlar yerine bozulma ihtimali daha az olan alanlarla bu işe başlamanız faydanıza olacaktır. 

E. Kendi Sitenizi Kurarak:

Bunların yanı sıra bir internet sitesi kurup 1. başlıktaki adımları da uygulayabilirsiniz. Böylelikle daha fazla gelir elde etmiş olursunuz.

F. E-Kitap Yazın:

kitaplarınızı yazıp satın, kim bilir belki ileride büyük bir yazar olmayı bile başarabilirsiniz.

G. Domain Satışı Yaparak:

Domainleri düzenli olarak takip edip, ilgisi yüksek olan alan adlarını satın alıp daha yüksek fiyata satabilirsiniz. Bunun için domain sitelerini ve bu sitelerin ikinci el sayfalarını takibe alabilirsiniz.

H. Kartvizit, Davetiye vb Tasarlayarak:

Bu tür kartların tasarımlarını yapıp internet üzerindeki bir çok sitede satabilirsiniz. Böylelikle hiç bir masraf etmeden saedece bir kaç çizim ile para kazanabilirsiniz.

I. Çeviriler Yapın

Yabancı dilinize güveniyorsanız internet siteleri, gazeteler veya dergiler için çeviriler yapıp bunlardan para kazanabilirsiniz.

İ. Seo Danışmanlığı Yapın

Seo konusunda kendinizi geliştirip bu konuda danışmanlık yapabilirsiniz. Hatta bir adım daha ileriye gidip bu konuda çalışan firmalara çalışan olarak bile girebilirsiniz.

J. Udemy'den Kazanın

Udemy üzerinden bildiğiniz konularda ders verin ve para kazanın. 

3.YouTube Kanalınız Varsa:

A. Google Adsense Reklamları:

Google Adsense veya diğer firmaların reklamlarını alarak kolaylıkla tıklama ve görüntüleme başına gelir elde edebilirsiniz.

B. Tanıtım İçerikleri:

Kanalınızın konusuna göre firmalardan alacağınız ürünleri tanıtarak para kazanabilirsiniz.

C. Diğer Kanallar İçin Videolar Düzenleyin

Eğer video düzenlemekten anlıyorsanız diğer kanalların videolarını düzenleyip bunun ücretini alarak da para kazanabilirsiniz.



Daha çok kazanmak için tavsiyeler:

  • İnternet siteniz yoksa veya YouTube kanalınız yoksa bunlardan birini açabilirsiniz.
  • Yukarıdaki maddelerden birkaçını uygulayarak daha fazla gelir elde edebilirsiniz.
  • Kendinizi seo, fotomontaj, video düzenleme vb alanlarda geliştirin. Böylelikle daha çok alanda para kazanma fırsatınız olur.

Devamını Oku

Planlı Eskitme Nedir?

   Planlı eskitmeyi basit olarak tanımlamamız gerekirse üreticilerin bilerek ürünlerine belli bir kullanım ömrü koymasıdır diyebiliriz.

  Buna bir çok örnek verebiliriz. Mesela yeni bir telefon çıkınca eskisinin yavaşlatılması, çok daha sağlam ürünler üretile bilecekken dayanıksız eşyalar üretilmesini verebiliriz. Planlı eskitme sadece eski ürünleri dayanıksız yaparak, yavaşlatarak vb yapılmakla da kalmaz yeni çıkan ürünlere bir kaç ufak özellik ekleyerek size bunları kullanmaya teşvik ederek de yapılır. Aslında o özelliği bir önceki sürüme de getire bilecekken sadece yeni ürüne teşvik etmek için bu özelliği sadece yeni üründe sunarlar.

  Planlı eskitme özellikle teknolojik ürünlerde göze çarpsa da aslında tüm sektörlerde uygulanmakta olan bir yöntemdir. Buna kendi açımızdan bakınca her ne kadar bizim için olumsuz, maddi zarara uğratıcı olsa da biraz firmaların açısından bakarsak onlar için kar etmeniz bir yolu olarak görülebilir. Çünkü ömürlük eşyalar üretmek tüketiciyi azaltacak ve tüketici belli bir süreden sonra doyum noktasına ulaşacaktır. Bu da üretici için belli bir süreden sonra müşteri bulamamak anlamına gelmektedir. Bu nedenle planlı eskitme her sektörde her üründe görülebilecek bir yöntemdir.

   Biraz da planlı eskitmenin tarihine girecek olursak sakın bunu son dönemim bir oyunu olarak düşünmeyin. Bu yöntem 1940lardan (hatta belki daha önceden) beri uygulanan bir yöntem. Bu yönteme verilebilecek en iyi örneklerden biride bir ampul! Evet ilk başta biraz tuhaf gelebilir ama 100 yıldır yanan lamba diye bir haberi elbet duymuşsunuzdur. Bu lambanın gerçekten bunca yıldır yandığının doğru olduğunu size söyleyebilirim. Hatta bu lambayı canlı izlemek isterseniz bu siteye göz atabilirsiniz. Bu lambanın da Abd Kaliforniya'da bir itfaiye merkezinde yandığını da bir dip not olarak ekleyelim ve konumuza tekrar dönelim. Şimdi bu lamba çok sağlam teknoloji ile üretildiği için şimdinin teknolojisi buna yetişemediği için mi bu lamba 100 küsür yıldır yanıyor? Tabii ki hayır. O lambanın buna zamandır yanıyor olmasının sebebi planlı eskitme kavramı bu kadar ortada yokken üretilmiş olması.



Devamını Oku

31 Mart 2018 Cumartesi

Yazılarımın Yolculuğu

Yazılarımın sizinle buluşana kadar geçirdiği yolculuğa bu yazımda değinmeye karar verdim. Sizlerin çoğu zaman 5-10 dk da okuduğu yazıların aslında uzun bir emek ve düşünce sonucunda ortaya çıktığını da biraz olun göstermek istedim.

1.Durak: Yazacak Konu Bulmak:

  Yazacak konu bulmak belki de bu işin en zor kısmı. Özellikle belli bir yazı sayısına ulaştıktan sonra yeni konular bulmak insanlara faydalı olabilecek yazılar yazmak gittikçe zorlaşıyor. Bunun için sürekli farklı blogları takip ediyor ve günlük yaşantımda aklıma gelen her şeyi not alıyorum. Daha sonra bu notları değerlendirip neler yazabileceğime karar veriyor, bloguma da bunları taslak olarak kayıt ediyorum.

2.Durak: Yazıları Yazmak:

  Daha sonra haftanın sonunda cumartesi ve pazar günleri bu taslaklarıma tek tek bakıp tekrar değerlendirip hangilerini kesin olarak yazacağıma karar veriyorum. Karar verdiğim konular hakkında uzun uzun araştırmalar yapıyor, konu hakkında hangi bilgileri vereceğime karar veriyor ve yazımı yazıyorum. 

3.Durak: Yazıdaki Görsellere Karar Vermek:

   Çoğu yazımda az sayıda resim olduğu için bu aşama pek de zor olmuyor benim için. Yine de konu ile en alakalı resme karar veriyor ve yazıma ekliyorum.

4.Durak: Başlığın Belirlenmesi ve Son İşlemler:

   Bu aşamada seo uyumlu bir biçimde başlık belirleme, anahtar kelimeleri seçme, etiketlerini ekleme ve kategorilerini seçme işlemlerini yapıyorum.

5.Durak: Planlanma:

   Bildiğiniz gibi benim yazılarım her hafta 1 tane geliyor. Siz her hafta bir tane yazımı okusanız da aslında bu yazılarımın çoğunu aynı gün yazıyorum ve ileriki haftalar için planlıyorum. Mesela siz bu yazıyı okurken benim bu yazımdan sonra gelecek yazım çoktan planlandı ve cumartesi günü sizle buluşmayı bekliyor.

  Planlama aşamasında hangi hafta hangi yazı daha çok ilgi çeker bunu esas alıyorum. Mesela 15 tatil yaklaşıyorsa 15 tatilde neler yapılabilir veya önemli bir etkinlik olacaksa o hafta o konuyla ilgili yazımı planlıyorum ve kayıt ediyorum. Sonrası Blogger'e kalıyor ve günü gelen yazımı otomatik olarak paylaşıyor.  Böylelikle hem yazılarım belli bir düzen ile gelmiş oluyor hem de ben uzun süre sitem ile ilgilenemezsem de aylarca yetecek kadar yazı stoğum olmuş oluyor. 





Devamını Oku

29 Mart 2018 Perşembe

Nvidia G-Sync ve Amd FreeSync Nedir?

Yeni bir monitör alacakken karşınıza çıkacak terimlerden bazıları da G-Sync ile FreeSync olacak. Fakat bu kavramlara geçmeden önce açıklamamız gereken farklı bir kavram var ki o da yırtılma (tearing).

Yırtılma (tearing) Nedir?

Yırtılma ekranda karelerin atlanmasından dolayı görülen yırtılmalardır. Örneğin oyunlarda özellikle Cs:Go gibi çok hareketli oyunlarda bazen görüntüde çizgi şeklinde bozulmalar görürsünüz. Bu olay tearing'dir. Bunu nedeni ise monitörünüzün hz değeri ile ekran kartının verdiği aynı olmamasıdır. Yani eğer monitörünüz 60  Hz ise ama ekran kartınız o an 60'ın altında veya üstünde bir fps verirse bu yırtılmaları görürsünüz.

V-Sync Nedir?

V-Sync neredeyse tüm oyunlarda olan bir ayar ve amacı bu yırtılmaların önüne geçmek. Fakat burada önemli olan bir nokta var ki o da şu ekran akrtınız monitörünüzün Hz'sinden her zaman daha yüksek fps vermeli. Yani Monitörünüz 60 Hz ise ekran kartınız asla 60 fps altına düşmemeli.  Bunun nedeni ise V-Sync'nin monitörünüz kaç Hz ise Fps'yi de bu değere sabitlemesi ve bu yırtılmaları engellemesi. Ama başta da belirtiğim gibi fps monitörünüzün Hz değerinden daha düşük olursa yani örneğimizde 60'ın altına inerse bu yırtılmaları yine görürsünüz. Kötü yanları ise gecikme yaratması ve atlama yapmasıdır. Bir kötü yanı da 120HZ veya 144 Hz monitörünüz varsa ekran kartınızın bu seviyelerin üstüne çıkmasının çok zor olmasıdır.

FreeSync ve G-Sync Nedir?

FreeSync Amd, G-Sync'de Nvidia'nın bu sorunlara bulduğu çözümdür.

G-Sync: En basit tanımı ile G-Sync destekleyen monitörler Hz değerini gelen fps'ye göre ayarlıyor. Fps kaç ise Hz'de o olduğundan bu yırtılmalar engelleniyor. Fakat G-Sync'yi kullanabilmek için hem G-Sync destekleyen bir monitör (ki bu monitörlere ekstra bir parça takılması gerektiği için çok pahalı monitörler oluyor) ve ekran kartı almanız gerekiyor. Yani "oyuncu" diye tabir edilen monitörlerin üst segmentlerinde bu özelliği görebiliyoruz. Bunun sayesinde de yırtılmalardan kurtulabiliyoruz. (Monitörden monitöre değişen şekilde bu özelliğin belli fps aralıklarında çalıştığını çok yüksek veya çok düşük olduğunda çalışmayabilir.)

FreeSync: FreeSync'de yine benzer şekilde monitör ve ekran kartının uyumlu bir şekilde çalışarak (Monitörü gelen fps'ye göre sabit Hz'de tutarak) yırtılmanın önüne geçiyor. Fakat bunu yaparken Nvidia gibi mönitöre ekstra bir donanım takılmasına gerek bırakmadan belli standartları destekleyen tüm monitörler bu teknolojiye sahip oluyor. (Tabii yine belli fps aralıklarında çalıştığını unutmamak gerekiyor.)

FreeSync ve G-Sync Farkı:

Aslında temel çalışma prensipleri birbirine benziyor. İkisi de tearing sorununu çözüyor. Temel farkları ise;
  1. Nvidia G-Sync'nin fps aralığı biraz daha geniş oluyor. (monitörden monitöre değişsede genelde FreeSync monitörlere göre biraz daha geniş aralık sunuyor.)
  2. Amd FreeSync monitör üreticisine ekstra bir masraf çıkarmadığı için Nvidia G-Sync'ye göre daha uygun monitörlü fiyatlarda da karşımıza çıkıyor. Böylelikle ulaşılması daha kolay oluyor.

Önemli Noktalar:

  1. İki teknolojinin de belli fps aralıklarında çalıştığını unutmamak gerek.
  2. İki teknoloji için de hem ekran kartınızın hem de monitörünüzün bu teknolojileri desteklemesi gerek.
  3. FreeSync Nvidia ile, G-Sync'de Amd ekran kartları ile çalışmamakta. 
Devamını Oku

24 Mart 2018 Cumartesi

Webde Adsense Geliri Artırma Yolları

   Google Adsense onayı almanız ne kadar zor olduğundan önceki yazılarımda bahsetmiştim. Hatta onay almak için neler yapabileceğinize Adsense Onayı İçin İpuçları adlı yazımda da değinmiştim. Fakat Google Adsense'den onay almak ile her şey bitmiyor. Daha büyük bir sorun başlıyor ki o da kazanç sağlamak. YouTube'de işler biraz daha kolay olsa da webde maalesef tıklamalar çok az ve tıklama başına gelirler de çok düşük. Tüm bunlar da yayıncıların çok az kazanmasına hatta kazanamamasına neden oluyor.

   Peki Google Adsense gelirimizi artırmanın hiç bir yolu yok mu? Tabii ki var fakat bu yollara geçmeden önce şunu belirtmem lazım ki internette bize şu kadar verin size çok kazandıralım, şöyle yapalım sitenizi böyle uçuralım diyen çoğu insanın yalancı olduğunu çoğunun geçersiz tıklamalar ile anlık olarak gelirinizi artırdığını ki bunun da Google için yasak olduğunu. Bu sebep ile hesabınızın kapatılabileceğini unutmayın. Şimdi geçelim yasak olmayan yollar ile nasıl gelirimizi artırabileceğimize;

1) Reklam Yerleşimi:

İlk olarak yapabileceğiniz tabii ki reklamı düzgün bir yere yerleştirmeniz. Bunun için sitenizin üst kısmında logonuzun yanında bir yer varsa buraya ekleyebilirsiniz. Yine aynı şekilde yazı aralarına veya altlarına da reklam eklemeniz hem kullanıcıyı fazla rahatsız etmeyecektir hem de size en çok gelir getiren (çok görüleceği için) kısımlar olacaktır.

2) Reklam Engelleyicisi Uyarısı:

Yapabileceğiniz bir diğer uyarıda AdBlock adı verilen uygulamalar için bir uyarı koymaktır. AdBlock kullanan kişilere "Tek reklam kaynağımız reklamlar. Lütfen Adblok'u devre dışı bırakın" gibi bir uyarı koymanızda işe yarayacaktır. Fakat bu uyarıyı abartıp AdBlock'u devre dışı bırakmasanız siteye giremezsiniz de demeyin. Aksi halde kullanıcılar sitenizi terk edecek ve siz gelir elde etme uğruna elinizdekinden de olacaksınızdır. 

3) Mobil İçin Reklamlar:

Mobil cihazlar için sayfa düzeyinde (sabit/ yer paylaşımlı veya vinyet) reklamlar kullanabilirsiniz. Bunun sayesinde hem reklamınız mobilden giren kullanıcıların kullanımını etkilemeyecek hem de siz reklamınızı en iyi şekilde göstermiş olacaksınız.

Devamını Oku

18 Mart 2018 Pazar

Ubuntu 18.04 (beta) İnceleme

Ubuntu'nun uzun süreli destek sürümlerinin en günceli olacak olan Ubuntu 18.04'e gene lbir bakış yazısı olacak. Unutmamak gerek ki bu bir beta sürümü ve piyasaya çıktığında bir çok şey değişmiş olabilir. Bu arada unutmadan belirteyim 26 nisanda Ubuntu 18.04 sürümünün kararlı sürümü indirilmeye sunulacak.

İncelemeye geçmeden önce yeni sürümün bize neleri getirdiğine kısaca bakalım;

  1. Ubuntu 17.10 ile geçilen Gnome'ye uzun süreli destek sürümü olan 18.04'da da geçiliyor ve artık 18.04'da Gnome ile geliyor.
  2. Eskiden sadece tek renkli emojiler için destek sunulurken artık bu da geliştiriliyor ve renkli emojiler de destekleniyor.
  3. En önemli yeniliklerden birisi belki de bilgisayarın açılış hızının artacak olması. Kararlı sürüm çıktığında bunun ne kadar gerçeğe döneceğini hep beraber göreceğiz.
  4. Kurulumda Minimal bir kurulum olacağı söylendi. (Beta sürümünde bu yoktu bu yüzden tam olarak ne işe yarayacak bilmiyorum.)
  5. Varsayılan uygulamalarda ufak tefek değişiklikler yapılıp kullanıcıların daha kolay kullanılması sağlanmış.
  6. Arayüzde değişiklikler
Daha fazla bu bilgileri uzatmadan incelmeye geçelim. Geçerken de bir kez daha bunun bir beta sürümü olduğu ve kararlı sürümün çok daha fazla şey sunabileceğini, bu incelemede olanların değişebileceğini hatırlatalım.

İlk izlenim:

İlk izlenimim olarak aslında Ubuntu 17.10'dan çok da farklı bir hissiyat alamadığımı söylemem mümkün .Yani Ubuntu 17.10 kullanıyormuş hissi yüksek ki bunun olması da tabii ki normal. Bunun dışında ToDo, Remmina gibi normalde gelmeyen uygulamaların da yüklü olarak gelmesi bir diğer önemli nokta. Artık çok daha fazla sayıda uygulama yüklü olarak geliyor. Böylelikle insanlar için daha tamamlanmış ve kullanıma hazır hissi uyandırıyor. 

Hız ve performans:


Hız ve perfomans olarak beni şaşırtığını rahatlıkla söyleyebilirim. Beta bir sürüm olduğu halde asla takılma, donma, kitlenme gibi bir sorun yaşamadım ve önceki Ubuntu sürümlerinde olduğu gibi gayet akıcı bir biçimde kullandım. Bu da yeni sürümün kararlı sürümü hakkında bende büyük bir beklenti oluşturdu.

Özelleştirme:


Özelleştirme konusunda bize Ubuntu 17.10'dan fazlasını sunmuyor. Daha fazla özelleştirme seçeneği için Ubuntu Tweak yazılımını kurmanız gerekiyor. Bu yazılımı kurduktan sonra ise istediğiniz değişiklikleri yapabiliyorsunuz.


Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamalarda bir artış olduğunu yukarıda da söylemiştim. Bu nedenle günlük işlemler ve hatta biraz daha fazlası için gereken tüm uygulamalar size sunuluyor. Yine de bunlar size yetmez ise Ubuntu'nun mağazasını kullanarak istediğiniz uygulamaları tek tık ile kurabilirsiniz. 

Donanım Desteği:

Donanım desteği konusunda da bizi üzmediğini söylemeliyim. Tüm Ubuntu sürümlerinde olduğu gibi "yazılım ve güncelleştirmeler" ayarları üzerinden "ek sürücüler"e gelerek kolaylıkla istediğiniz sürücünüzü yükleyip kaldırabilirsiniz. Beta bir sürüm olduğu ve gerek sanal makine gerekse de kendi bilgisayarımda yaptığım denemelerde donanım konusunda hiç bir sıkıntı yaşamadığımı bildirmem gerek tabii bunda yıllardır kullanılan ve arkasında büyük bir desteği olmasının büyük bir katkısı var. 

Son Sözler:

Ubuntu 18.04'un kardeşi 17.10'a fazlasıyla benzediğini söylemek yanlış olmaz. Yapılacak bir çok yenilik daha bulunmuyor mesela topluluğun geliştirdiği simge paketi varsayılan olarak gelecekti fakat hala beta sürümünde standart simgelerin kullanıldığını görüyoruz. Bunun yanında Ubuntu'nun genel kararlı ve son kullanıcıya hitap eden yapısının bozulmadığını. İlk defa kullanacak olanları ve önceden beri Ubuntu kullananları üzmeyecek bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. Yine bunun yanında sürekli güncellemelerin geldiğini ve geliştirmelerin devam ettiğini de ekleyelim. Bu nedenle siz yazıyı okuduktan sonra bile bir şeyler değişebileceğini hatırlatayım. Ubuntu'nun son sürümü olacak 18.04'ün kararlı sürümünü sabırsızla beklediğimi de söyleyerek yazımı burada sonlandırayım. Siz de eklemek istediklerinizi yorum olarak yazarak yazıma destek olabilir, ayrıca aklınıza takılanları da sorabilirsiniz.
Devamını Oku

17 Mart 2018 Cumartesi

Blogger HTTPS Yönlendirmesi

Https Nedir?

Https sitemize giren kullanıcı ile sitemiz arasında güvenli bir bağlantı kuran protokoldür. Https etkin olan sitelerde kullanıcı ile site arasında gidip gelen veriler şifrelenir böylelikle site - kullanıcı birbirinin kimliğini doğrularsa bu verilere ulaşabilir. 

Https Yönlendirmesinin Önemi Nedir?

Aslında bu sorunun cevabı yukarıda da yer alıyor. Site ve kullanıcı arasında ki veri şifrelenmiş olarak dolaştığı için bir başkasının araya sızarak bu verileri ele geçirmesi zorlaşıyor. Böylelikle kullanıcının siteye bırakmış olduğu bilgileri güvenli bir şekilde kalıyor.

Https Yönlendirmesi Nasıl Açılır?

1- İlk olarak Blogger' giriş yapıp sağ taraftaki menüden "Ayarlar" sekmesine gelinir.
2- Ayarlar altından "Temel" seçilir.
3- Açılan sayfada "HTTPS" bölümü bulunur ve buradan "Evet" seçilir.

Bazı sayfalarda https güvenli değil sorunu:

Https etkinleştirildikten sonra bazı sayfalarınızda güvenli değil diye uyarı verebilir. Bu uyarının çözümü ise basittir. "Tema" ayarlarınıza girip buradan "html'yi düzenle" diyin. Daha sonra açılan kodlarda "http://"yi aratın ve "http://" olan her  yeri "https://" ile değiştirin. Sorununuz çözülecektir.

Devamını Oku