31 Mart 2018 Cumartesi

Yazılarımın Yolculuğu

Yazılarımın sizinle buluşana kadar geçirdiği yolculuğa bu yazımda değinmeye karar verdim. Sizlerin çoğu zaman 5-10 dk da okuduğu yazıların aslında uzun bir emek ve düşünce sonucunda ortaya çıktığını da biraz olun göstermek istedim.

1.Durak: Yazacak Konu Bulmak:

  Yazacak konu bulmak belki de bu işin en zor kısmı. Özellikle belli bir yazı sayısına ulaştıktan sonra yeni konular bulmak insanlara faydalı olabilecek yazılar yazmak gittikçe zorlaşıyor. Bunun için sürekli farklı blogları takip ediyor ve günlük yaşantımda aklıma gelen her şeyi not alıyorum. Daha sonra bu notları değerlendirip neler yazabileceğime karar veriyor, bloguma da bunları taslak olarak kayıt ediyorum.

2.Durak: Yazıları Yazmak:

  Daha sonra haftanın sonunda cumartesi ve pazar günleri bu taslaklarıma tek tek bakıp tekrar değerlendirip hangilerini kesin olarak yazacağıma karar veriyorum. Karar verdiğim konular hakkında uzun uzun araştırmalar yapıyor, konu hakkında hangi bilgileri vereceğime karar veriyor ve yazımı yazıyorum. 

3.Durak: Yazıdaki Görsellere Karar Vermek:

   Çoğu yazımda az sayıda resim olduğu için bu aşama pek de zor olmuyor benim için. Yine de konu ile en alakalı resme karar veriyor ve yazıma ekliyorum.

4.Durak: Başlığın Belirlenmesi ve Son İşlemler:

   Bu aşamada seo uyumlu bir biçimde başlık belirleme, anahtar kelimeleri seçme, etiketlerini ekleme ve kategorilerini seçme işlemlerini yapıyorum.

5.Durak: Planlanma:

   Bildiğiniz gibi benim yazılarım her hafta 1 tane geliyor. Siz her hafta bir tane yazımı okusanız da aslında bu yazılarımın çoğunu aynı gün yazıyorum ve ileriki haftalar için planlıyorum. Mesela siz bu yazıyı okurken benim bu yazımdan sonra gelecek yazım çoktan planlandı ve cumartesi günü sizle buluşmayı bekliyor.

  Planlama aşamasında hangi hafta hangi yazı daha çok ilgi çeker bunu esas alıyorum. Mesela 15 tatil yaklaşıyorsa 15 tatilde neler yapılabilir veya önemli bir etkinlik olacaksa o hafta o konuyla ilgili yazımı planlıyorum ve kayıt ediyorum. Sonrası Blogger'e kalıyor ve günü gelen yazımı otomatik olarak paylaşıyor.  Böylelikle hem yazılarım belli bir düzen ile gelmiş oluyor hem de ben uzun süre sitem ile ilgilenemezsem de aylarca yetecek kadar yazı stoğum olmuş oluyor. 





Devamını Oku

29 Mart 2018 Perşembe

Nvidia G-Sync ve Amd FreeSync Nedir?

Yeni bir monitör alacakken karşınıza çıkacak terimlerden bazıları da G-Sync ile FreeSync olacak. Fakat bu kavramlara geçmeden önce açıklamamız gereken farklı bir kavram var ki o da yırtılma (tearing).

Yırtılma (tearing) Nedir?

Yırtılma ekranda karelerin atlanmasından dolayı görülen yırtılmalardır. Örneğin oyunlarda özellikle Cs:Go gibi çok hareketli oyunlarda bazen görüntüde çizgi şeklinde bozulmalar görürsünüz. Bu olay tearing'dir. Bunu nedeni ise monitörünüzün hz değeri ile ekran kartının verdiği aynı olmamasıdır. Yani eğer monitörünüz 60  Hz ise ama ekran kartınız o an 60'ın altında veya üstünde bir fps verirse bu yırtılmaları görürsünüz.

V-Sync Nedir?

V-Sync neredeyse tüm oyunlarda olan bir ayar ve amacı bu yırtılmaların önüne geçmek. Fakat burada önemli olan bir nokta var ki o da şu ekran akrtınız monitörünüzün Hz'sinden her zaman daha yüksek fps vermeli. Yani Monitörünüz 60 Hz ise ekran kartınız asla 60 fps altına düşmemeli.  Bunun nedeni ise V-Sync'nin monitörünüz kaç Hz ise Fps'yi de bu değere sabitlemesi ve bu yırtılmaları engellemesi. Ama başta da belirtiğim gibi fps monitörünüzün Hz değerinden daha düşük olursa yani örneğimizde 60'ın altına inerse bu yırtılmaları yine görürsünüz. Kötü yanları ise gecikme yaratması ve atlama yapmasıdır. Bir kötü yanı da 120HZ veya 144 Hz monitörünüz varsa ekran kartınızın bu seviyelerin üstüne çıkmasının çok zor olmasıdır.

FreeSync ve G-Sync Nedir?

FreeSync Amd, G-Sync'de Nvidia'nın bu sorunlara bulduğu çözümdür.

G-Sync: En basit tanımı ile G-Sync destekleyen monitörler Hz değerini gelen fps'ye göre ayarlıyor. Fps kaç ise Hz'de o olduğundan bu yırtılmalar engelleniyor. Fakat G-Sync'yi kullanabilmek için hem G-Sync destekleyen bir monitör (ki bu monitörlere ekstra bir parça takılması gerektiği için çok pahalı monitörler oluyor) ve ekran kartı almanız gerekiyor. Yani "oyuncu" diye tabir edilen monitörlerin üst segmentlerinde bu özelliği görebiliyoruz. Bunun sayesinde de yırtılmalardan kurtulabiliyoruz. (Monitörden monitöre değişen şekilde bu özelliğin belli fps aralıklarında çalıştığını çok yüksek veya çok düşük olduğunda çalışmayabilir.)

FreeSync: FreeSync'de yine benzer şekilde monitör ve ekran kartının uyumlu bir şekilde çalışarak (Monitörü gelen fps'ye göre sabit Hz'de tutarak) yırtılmanın önüne geçiyor. Fakat bunu yaparken Nvidia gibi mönitöre ekstra bir donanım takılmasına gerek bırakmadan belli standartları destekleyen tüm monitörler bu teknolojiye sahip oluyor. (Tabii yine belli fps aralıklarında çalıştığını unutmamak gerekiyor.)

FreeSync ve G-Sync Farkı:

Aslında temel çalışma prensipleri birbirine benziyor. İkisi de tearing sorununu çözüyor. Temel farkları ise;
  1. Nvidia G-Sync'nin fps aralığı biraz daha geniş oluyor. (monitörden monitöre değişsede genelde FreeSync monitörlere göre biraz daha geniş aralık sunuyor.)
  2. Amd FreeSync monitör üreticisine ekstra bir masraf çıkarmadığı için Nvidia G-Sync'ye göre daha uygun monitörlü fiyatlarda da karşımıza çıkıyor. Böylelikle ulaşılması daha kolay oluyor.

Önemli Noktalar:

  1. İki teknolojinin de belli fps aralıklarında çalıştığını unutmamak gerek.
  2. İki teknoloji için de hem ekran kartınızın hem de monitörünüzün bu teknolojileri desteklemesi gerek.
  3. FreeSync Nvidia ile, G-Sync'de Amd ekran kartları ile çalışmamakta. 
Devamını Oku

24 Mart 2018 Cumartesi

Webde Adsense Geliri Artırma Yolları

   Google Adsense onayı almanız ne kadar zor olduğundan önceki yazılarımda bahsetmiştim. Hatta onay almak için neler yapabileceğinize Adsense Onayı İçin İpuçları adlı yazımda da değinmiştim. Fakat Google Adsense'den onay almak ile her şey bitmiyor. Daha büyük bir sorun başlıyor ki o da kazanç sağlamak. YouTube'de işler biraz daha kolay olsa da webde maalesef tıklamalar çok az ve tıklama başına gelirler de çok düşük. Tüm bunlar da yayıncıların çok az kazanmasına hatta kazanamamasına neden oluyor.

   Peki Google Adsense gelirimizi artırmanın hiç bir yolu yok mu? Tabii ki var fakat bu yollara geçmeden önce şunu belirtmem lazım ki internette bize şu kadar verin size çok kazandıralım, şöyle yapalım sitenizi böyle uçuralım diyen çoğu insanın yalancı olduğunu çoğunun geçersiz tıklamalar ile anlık olarak gelirinizi artırdığını ki bunun da Google için yasak olduğunu. Bu sebep ile hesabınızın kapatılabileceğini unutmayın. Şimdi geçelim yasak olmayan yollar ile nasıl gelirimizi artırabileceğimize;

1) Reklam Yerleşimi:

İlk olarak yapabileceğiniz tabii ki reklamı düzgün bir yere yerleştirmeniz. Bunun için sitenizin üst kısmında logonuzun yanında bir yer varsa buraya ekleyebilirsiniz. Yine aynı şekilde yazı aralarına veya altlarına da reklam eklemeniz hem kullanıcıyı fazla rahatsız etmeyecektir hem de size en çok gelir getiren (çok görüleceği için) kısımlar olacaktır.

2) Reklam Engelleyicisi Uyarısı:

Yapabileceğiniz bir diğer uyarıda AdBlock adı verilen uygulamalar için bir uyarı koymaktır. AdBlock kullanan kişilere "Tek reklam kaynağımız reklamlar. Lütfen Adblok'u devre dışı bırakın" gibi bir uyarı koymanızda işe yarayacaktır. Fakat bu uyarıyı abartıp AdBlock'u devre dışı bırakmasanız siteye giremezsiniz de demeyin. Aksi halde kullanıcılar sitenizi terk edecek ve siz gelir elde etme uğruna elinizdekinden de olacaksınızdır. 

3) Mobil İçin Reklamlar:

Mobil cihazlar için sayfa düzeyinde (sabit/ yer paylaşımlı veya vinyet) reklamlar kullanabilirsiniz. Bunun sayesinde hem reklamınız mobilden giren kullanıcıların kullanımını etkilemeyecek hem de siz reklamınızı en iyi şekilde göstermiş olacaksınız.

Devamını Oku

18 Mart 2018 Pazar

Ubuntu 18.04 (beta) İnceleme

Ubuntu'nun uzun süreli destek sürümlerinin en günceli olacak olan Ubuntu 18.04'e gene lbir bakış yazısı olacak. Unutmamak gerek ki bu bir beta sürümü ve piyasaya çıktığında bir çok şey değişmiş olabilir. Bu arada unutmadan belirteyim 26 nisanda Ubuntu 18.04 sürümünün kararlı sürümü indirilmeye sunulacak.

İncelemeye geçmeden önce yeni sürümün bize neleri getirdiğine kısaca bakalım;

  1. Ubuntu 17.10 ile geçilen Gnome'ye uzun süreli destek sürümü olan 18.04'da da geçiliyor ve artık 18.04'da Gnome ile geliyor.
  2. Eskiden sadece tek renkli emojiler için destek sunulurken artık bu da geliştiriliyor ve renkli emojiler de destekleniyor.
  3. En önemli yeniliklerden birisi belki de bilgisayarın açılış hızının artacak olması. Kararlı sürüm çıktığında bunun ne kadar gerçeğe döneceğini hep beraber göreceğiz.
  4. Kurulumda Minimal bir kurulum olacağı söylendi. (Beta sürümünde bu yoktu bu yüzden tam olarak ne işe yarayacak bilmiyorum.)
  5. Varsayılan uygulamalarda ufak tefek değişiklikler yapılıp kullanıcıların daha kolay kullanılması sağlanmış.
  6. Arayüzde değişiklikler
Daha fazla bu bilgileri uzatmadan incelmeye geçelim. Geçerken de bir kez daha bunun bir beta sürümü olduğu ve kararlı sürümün çok daha fazla şey sunabileceğini, bu incelemede olanların değişebileceğini hatırlatalım.

İlk izlenim:

İlk izlenimim olarak aslında Ubuntu 17.10'dan çok da farklı bir hissiyat alamadığımı söylemem mümkün .Yani Ubuntu 17.10 kullanıyormuş hissi yüksek ki bunun olması da tabii ki normal. Bunun dışında ToDo, Remmina gibi normalde gelmeyen uygulamaların da yüklü olarak gelmesi bir diğer önemli nokta. Artık çok daha fazla sayıda uygulama yüklü olarak geliyor. Böylelikle insanlar için daha tamamlanmış ve kullanıma hazır hissi uyandırıyor. 

Hız ve performans:


Hız ve perfomans olarak beni şaşırtığını rahatlıkla söyleyebilirim. Beta bir sürüm olduğu halde asla takılma, donma, kitlenme gibi bir sorun yaşamadım ve önceki Ubuntu sürümlerinde olduğu gibi gayet akıcı bir biçimde kullandım. Bu da yeni sürümün kararlı sürümü hakkında bende büyük bir beklenti oluşturdu.

Özelleştirme:


Özelleştirme konusunda bize Ubuntu 17.10'dan fazlasını sunmuyor. Daha fazla özelleştirme seçeneği için Ubuntu Tweak yazılımını kurmanız gerekiyor. Bu yazılımı kurduktan sonra ise istediğiniz değişiklikleri yapabiliyorsunuz.


Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamalarda bir artış olduğunu yukarıda da söylemiştim. Bu nedenle günlük işlemler ve hatta biraz daha fazlası için gereken tüm uygulamalar size sunuluyor. Yine de bunlar size yetmez ise Ubuntu'nun mağazasını kullanarak istediğiniz uygulamaları tek tık ile kurabilirsiniz. 

Donanım Desteği:

Donanım desteği konusunda da bizi üzmediğini söylemeliyim. Tüm Ubuntu sürümlerinde olduğu gibi "yazılım ve güncelleştirmeler" ayarları üzerinden "ek sürücüler"e gelerek kolaylıkla istediğiniz sürücünüzü yükleyip kaldırabilirsiniz. Beta bir sürüm olduğu ve gerek sanal makine gerekse de kendi bilgisayarımda yaptığım denemelerde donanım konusunda hiç bir sıkıntı yaşamadığımı bildirmem gerek tabii bunda yıllardır kullanılan ve arkasında büyük bir desteği olmasının büyük bir katkısı var. 

Son Sözler:

Ubuntu 18.04'un kardeşi 17.10'a fazlasıyla benzediğini söylemek yanlış olmaz. Yapılacak bir çok yenilik daha bulunmuyor mesela topluluğun geliştirdiği simge paketi varsayılan olarak gelecekti fakat hala beta sürümünde standart simgelerin kullanıldığını görüyoruz. Bunun yanında Ubuntu'nun genel kararlı ve son kullanıcıya hitap eden yapısının bozulmadığını. İlk defa kullanacak olanları ve önceden beri Ubuntu kullananları üzmeyecek bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. Yine bunun yanında sürekli güncellemelerin geldiğini ve geliştirmelerin devam ettiğini de ekleyelim. Bu nedenle siz yazıyı okuduktan sonra bile bir şeyler değişebileceğini hatırlatayım. Ubuntu'nun son sürümü olacak 18.04'ün kararlı sürümünü sabırsızla beklediğimi de söyleyerek yazımı burada sonlandırayım. Siz de eklemek istediklerinizi yorum olarak yazarak yazıma destek olabilir, ayrıca aklınıza takılanları da sorabilirsiniz.
Devamını Oku

17 Mart 2018 Cumartesi

Blogger HTTPS Yönlendirmesi

Https Nedir?

Https sitemize giren kullanıcı ile sitemiz arasında güvenli bir bağlantı kuran protokoldür. Https etkin olan sitelerde kullanıcı ile site arasında gidip gelen veriler şifrelenir böylelikle site - kullanıcı birbirinin kimliğini doğrularsa bu verilere ulaşabilir. 

Https Yönlendirmesinin Önemi Nedir?

Aslında bu sorunun cevabı yukarıda da yer alıyor. Site ve kullanıcı arasında ki veri şifrelenmiş olarak dolaştığı için bir başkasının araya sızarak bu verileri ele geçirmesi zorlaşıyor. Böylelikle kullanıcının siteye bırakmış olduğu bilgileri güvenli bir şekilde kalıyor.

Https Yönlendirmesi Nasıl Açılır?

1- İlk olarak Blogger' giriş yapıp sağ taraftaki menüden "Ayarlar" sekmesine gelinir.
2- Ayarlar altından "Temel" seçilir.
3- Açılan sayfada "HTTPS" bölümü bulunur ve buradan "Evet" seçilir.

Bazı sayfalarda https güvenli değil sorunu:

Https etkinleştirildikten sonra bazı sayfalarınızda güvenli değil diye uyarı verebilir. Bu uyarının çözümü ise basittir. "Tema" ayarlarınıza girip buradan "html'yi düzenle" diyin. Daha sonra açılan kodlarda "http://"yi aratın ve "http://" olan her  yeri "https://" ile değiştirin. Sorununuz çözülecektir.

Devamını Oku

10 Mart 2018 Cumartesi

Format Atmak

Format atmak diğer bir adıyla temiz kurulum yapmak çoğu kişi için çok zor olan ve bilgisayara zarar veren bir işlem gibi görünmekte. Oysa format atmanın zararından çok faydası olduğunu söylememiz yanlış olmaz.

Format Nasıl Atılır?

Format denince yukarıda da belirtiğim gibi yapması çok zor olan bir işlem gibi görüne bilir. Oysa format atmak için Türkçe biliyor olmanız ve 3-5 kere ileriye tıklamanız yeterli. Yine de bir rehber de elimde olsun takıldığım yerde bakarım derseniz Windows için Bu yazımdan, Linux için ise bu yazımdan faydalanabilirsiniz.   (Ubuntu'nun kurulumunu anlattığım bir rehber fakat üç aşağı beş yukarı tüm dağıtımlar aynı şekilde kuruluyor.)

Format Hangi Durumlarda Atılmalı?

Formatı bir çok durumda atabilirsiniz. Bunların başında;
  1. Bilgisayarın çok fazla yavaşlaması.
  2. Antivirüslerin temizleyemediği bir virüsün bulaşmış olması.
  3. Çok fazla gereksiz dosya ile sistemin dolması.
  4. Yanlış sürücü vb kurulumundan dolayı sistemin açılmaması
gelebilir. Fakat dediğim gibi bu liste uzayıp gider. 

Format Atmanın Faydası Var Mı?

Tabii ki faydaları var. Bunlara bir kaç örnek verecek olursak;
  • Sisteminiz gereksiz dosyalardan temizlenir. Böylelikle hızlanmış da olur.
  • Kötü amaçlı bir yazılım varsa sisteminizden silinmiş olur.
  • Sistem açılış hızınız artar.

Format Atmanın Bir Zararı Var mı?

Aslında net olarak bu soruya bir cevap vermek zor. Çünkü bilgisayarıma format attım bilgisayarım öldü, işlemcisi yandı gibi bir sorun ile tabii ki karşılaşmazsınız. Bilgisayarınıza formatın direk olarak vereceği tek zarar hddnizde büyük bir silme ve yeniden yükleme işlemi yapacağında hdd ömrünüzü kısaltması olacaktır. Bu kısaltma da tabii ki ömrünün yarısını yedi şeklinde değil çok cüzi bir miktarda olacaktır ki bunu da pek de önemsemeye gerek olduğunu düşünmüyorum.

Dolaylı yoldan ise zararları;
  • Yedek almamışsanız dosyalarınızı kaybede bilirsiniz.
  • Windows belli bir sürücünüzü (özellikle de internet sürücünüzü) görmez ise onu yüklemeniz biraz can sıkıcı olabilir.

Windows'da Sıfırlama Yapmak Format Yerine Geçer Mi?

Kısaca cevap vermek gerekirse Evet. Fakat özellikle laptoplar için üreticinin verdiği yazılımlardan da kurtulmak istiyorsanız yukarıda ki rehberlerde anlattığım gibi format atmalısınız. Yok ben onları kullanıyorum diyorsanız sıfırlama yapmak sizin için daha iyi olacaktır. Çünkü sıfırlama yapmak bilgisayarınızı ilk aldığınız hale getirecektir. Bu nedenle bu programlar kurulmuş olacak ve size ikinci bir zahmet çıkmamış olur. (Bir önceki sefer de kendiniz temiz kurulum yaparak yani format atarak sistemi kurmuşsanız sıfırlama yapmak gerçek anlamda format atmaya eş değer olmuş olur.)
Devamını Oku

9 Mart 2018 Cuma

Zorin Os İnceleme

  Hangi Linux sürümünü incelesem diye ararken bu sefer de gözüme Zorin Os'u kestirdim. Daha öncede kısa da olsa bir süre kullandığım için de hemen incelemesini yazma kararı aldım. Lafı da daha fazla uzatıp sizleri sıkmadan hemen incelemeye geçelim.;

Görsellik:

Zoris OS görsellik anlamında size çok fazla seçenek sunuyor core sürüm ile ister Windows benzeri arayüzü kullanabilir istersenizde Gnome arayüzünü kullanabilirsiniz. Eğer Zorin Os'a biraz ödeme yapıp Ultimate sürümü alırsanız da Mac Os benzeri tema ile de onu kullanmanız mümkün. Fakat ücret ödeme vb'den gözünüz korkmasın hiç bir ödeme yapmadan da kolaylıkla indirip kullanabilirsiniz. Tek eksiniz bir kaç ekstra özellik olur ki bunlar da hayati özellikler değil. (Tüm yazılarımda olduğu gibi yazı boyunca sağ taraftan işletim sisteminin resimlerine ulaşabilirsiniz. Böylelikle görsellik gibi kişiden kişiye değişecek bir maddeyi kendiniz de değerlendirebilirsiniz.)

Perfomans:

Perfomans konusunda Zorin beni yarı yolda bırakmadı. Gerek sanal makine üzerinde gerekse de tek işletim sistemi olarak kullanırken hiç bir sorun ile karşılaşmadım. Sadece diğer işletim sistemlerine göre bir nebze daha yavaş açıldığını gözlemledim (bu o anlık bilgisayarın bir sorunu da olabilir tabii ki ama 2-3 kere denedim kapatıp açmayı diğer Linux dağıtımlarından çok az da olsa bir yavaşlık seziyorsunuz.) Günlük işlemlerde, internette ve desteklenen oyunlarda ise hiç bir sıkıntı olmadığını. Debian dabanlı diğer sistemler ile üç aşağı beş yukarı aynı perofmansı verdiğini söylemek mümkün. Yani kısaca özetlemek gerekirse minumum sistem gereksinimleri destekliyorsa bilgisayarınız Zorin Os'u gönül rahatlığı ile kurup büyük bir zevkle kullanabilirsiniz. 

Sürücü Desteği:

Sürücü desteği konusunda hiç bir sıkıntı yaşamayacağınız da bir diğer gerçek. Donanım yöneticisi ile ister açık kaynaklı, ister kapalı kaynaklı sürücüleri kolaylıkla kurabiliyorsunuz. 

Özelleştirme:

Bu kısıma başlamadan önce şunu söylemeliyim ki bu anlatacaklarım ücretsiz sürüm yani Core sürümünde olan özelleştirme seçenekleridir. Eğer bir miktar para ödeyip Ultimate sürümünü alırsanız çok daha fazla özelleştirme seçeneğiniz olacağını ekleyeyim.

Özelleştirme konusunda en çok seçeneği sunan dağıtımlardan biri de  büyük ihtimalle Zorin OS'tur. Masaüstünü İster Wİndows ister Gnome gibi yapma, Temanızı istediğiniz renge kavuşturma, yazı tiplerini, boyutlarını ayarlama, Panel'in boyutunu büyütme, küçültme yerine değiştirme gibi aklınıza gelen gelemeyen bir çok seçeneği Zorin size sunuyor ve sadece bir kaç tık ile işletim sisteminizi istediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz. Bu nedenle de asla ben Zorin Os'un şurasını beğenmedim, renklerini beğenmedim gibi bir bahane bulamıyorsunuz.


OLUMLU VE OLUMSUZ YANLARI:

OLUMLU:

  1. Debian tabanlı olması sayesinde program bulma zorluğu çekmemeniz.
  2. Kendi mağazası olması.
  3. Bir çok özelleştirme seçeneği sunması.
  4. Farklı işletim sistemlerinden gelenler için benzer arayüz sunması.
  5. Kolay kullanılabilir (eski Ubuntu sürümleri benzeri) bir donanım yöneticisinin olması. Bunun sayesinde bir kaç tık ile sürücülerinizi indirip, kurabilmeniz.


    OLUMSUZ: 

    1. Ultimate sürümü için bir ücret talep edilmesi.










    Devamını Oku

    8 Mart 2018 Perşembe

    Manjaro 17.1 İnceleme

      Linux dağıtımlarını incelemeye devam ediyorum. Bugün incelediğim konuğum Manjaro Linux oldu. Bildiğiniz gibi Manajaro Linux en çok kullanılan ve ilgi gören dağıtımlardan biri. İncelemeye geçmeden önce de Manjaro Kde 17.1.6 sürümünü kullandığımı belirteyim ve hemen incelemeye geçeyim.

    Manjaro Linux Hakkında:

    Diğer sistemlerde değinmediğim bir konuya bu dağıtımda değineceğim ve Manjaro hakkında biraz bilgi vereceğim. Manjaronun şimdiye kadar incelediğim diğer dağıtımlardan en temel farkı tabii ki Arch Linux üzerine kurulmuş olması. 

    Görsellik:

    Tüm yazılarımda söylediğim gibi görsellik kişiden kişiye değişir. Fakat ben Manjaro'nun bize sunduğu temadan gayet memnun kaldım. Sizde yazı boyunca sağ tarafta yer alan resimlere bakarak görsellik hakkında bir bilgi edinebilirsiniz.  Zaten görselliğini beğenmezseniz de KDE'nin sunduğu gelişmiş özelleştirme seçenekleri ile kendinize en uygun hale getirebilirsiniz.

    Performans:

    Sistemin istediği minimum gereksinimi karşıladığınız sürece hiçbir donma kasma problemi yaşamazsınız. Bundan çok daha hafif sürümler olsa da Manjaro'nunda çok siste açı olmadığını söyleyebilirim. Özellikle çok eski olmayan ortalama bir bilgisayarınız varsa büyük bir zevkle kullanabilirsiniz.

    Sürücü Desteği:

    Sürücü desteği de yine tüm dağıtımlarda olduğu gibi çok iyi. Özellikle kendi içindeki donanım yöneticisi ile kolaylıkla ekran kartınızı kurabiliyor böylelikle de uğraşmamış oluyorsunuz.  Bu yüzden  Aradığınız tüm sürücüleri üreticiden veya açık kaynaklı karşılığından kolaylıkla kurabilirsiniz.


    Özelleştirme:

    Özelleştirme konusunda ise en olumlu yorumları yapacağım sistemlerden biri olacak kuşkusuz Manjaro. Gerek gelişmiş özelleştirme seçenekleri, gerek temalar arasında kolay geçiş yapabilmeniz gerekse de Widgets destekleri ile Kde'nin tüm nimetlerinden faydalanabiliyorsunuz.  İstediğiniz kadar panel ekleyerek bu panellere bir çok araç eklemeniz de mümkün.  Kısaca özetlemek gerekirse istediğiniz tüm özelleştirmeleri yapabileceğiniz bir işletim sistemi sizi bekliyor.






    OLUMLU VE OLUMSUZ YANLARI:

    OLUMLU:

    1. Arch tabanlı olduğu için size farklı bir deneyim sunması.
    2. Gelişmiş özelleştirme seçenekleri olması.
    3. Donanım desteğinin iyi olması.
    4. Oldukça performanslı olması.
    5. Arch Linux kullanmak isteyenler için iyi bir alternatif sunması.


      OLUMSUZ: 

      1. Tüm dağıtımlarda olduğu gibi hala desteklenmeyen oyun ve uygulamaların olması.
      2. Bazı sürücülerde sorun olabilmesi.








      Devamını Oku

      6 Mart 2018 Salı

      Uzun Yazmak Mı? Kısa ve Öz Yazmak Mı?


        Dikkat öncelikle bu yazı bir "seo" yazısı değildir. Bu tamamen bir beyin fırtınasıdır. Bu nedenle bu yazıda ki tek amacım sadece biraz daha sizi düşündürmek olacak :)

        Özellikle yeni yeni blog yazmaya başladıysanız ve seo konularını da kendinize çok dert ettiyseniz aklınıza takılacak sorulardan biri "acaba kaç kelimeden oluşan bir yazı yazmalıyım?" olacaktır. Bu soruyu da Google yazıp arama yaptığınızda karşınıza büyük bir ihtimal ile 2000-2500 arasında bir rakam çıkacaktır.  Peki buraya kadar her şey güzel. Tamam yazalım o zaman 2000 kelime de yazalım. Hem elbet araştırma yaptıysanız  göreceksinizdir 2000 kelimeyi geçenler en çok tıklanan oluyor, en çok paylaşılan oluyor, Google değerlendirmesini yazı uzunluğuna da bakarak yapıyor. Tamam bunlar da güzel. O zaman 2000 kelimeden aşağı yazımız olmasın. Mı? Peki bir de bir örnekle bunu inceleyelim;

      Konu başlığı: Kaç Yaşındayım
      1. Yazı: 18 yaşındayım
      2. Yazı: Bugün yıllardan 2018 olduğuna göre ben 1999'da doğduğuma göre 2018-1999 yaparsak 18 yaşımda oluyorum.

      Şimdi incelemeye 1. yazıdan başlarsak çok kısa olduğunu bu nedenle arama motorları tarafından pek sevilmeyeceğini söyleyebiliriz. İkinci yazı ise uzun olduğu için arama motorları tarafından daha çok sevilecek. Buraya kadar sıkıntı yok peki kullanıcılar hangisini daha çok sevecek? Ben kendi adıma cevap verecek olursam kesinlikle 1. yazıyı seçerim. Özellikle de YouTube gibi bir mecra alıp başını gitmiş ve insanları bir kelime bile okumadan yattığı yerden bilgi sunarken biz uzun uzun yazarak belki arama motorlarının gözüne gireriz ama kullanıcılarımızın gözünden düşeriz. Benim ise bir çok yerde gördüğüm ve blogumu yazmaya başladığımdan beri benimsediğim düşünce "arama motorları için değil okuyucularımız için yazmak" oldu. Tüm bu sebeplerden dolayı bilgiyi EN DOĞRU ve OLABİLDİĞİNCE ÖZ bir şekilde veren yazı bence en iyi yazıdır. Tabii bu demek değil ki tüm yazılarınızı kısa yazın. Asla bunu demediğimi de belirtmek istiyorum benim burada anlatmak istediğim şu ki sadece arama motorlarının gözüne girmek için doldurma kelimeler ile, bol bol tekrarlar ile, aynı bilgiyi özne ile yüklemini yer değiştirip yazmak yerine  kullanıcılarımızı düşünüp onların ulaşmak istediği bilgiyi sunalım. Zaten kullanıcılar bizi sever, bu yaptığımızı fark ederlerse ne araştıracak olurlarsa olsunlar bizim blogumuza geleceklerdir.

      Kısa ve öz dedin destan yazdın?

      Haklısınız hemen size bir özet geçeyim. Arama motorlarının gözüne girmek için uzun uzun yazmayın. Sadece konunuzu anlatın, kullanıcıların istediklerini sunun. Sizin için önemli olan arama motorları değil okuyucularınız olsun.

      Unutmadan;

      Bu yazı da 383  kelime oldu ve anlatmak istediğim her şeyi anlattım :) 


      Devamını Oku

      5 Mart 2018 Pazartesi

      Linux Mint 18.3 Kurulumu

      1- İlk olarak usb veya dvdimizi hazırlıyoruz ve bilgisayarımıza takıyoruz.
      2- İlk taktığımızda bizi aşağıdaki pencere karşılıyor ve burada bekliyoruz.


      3- Daha sonra sistem normal bir şekilde açılıyor. Buradan "install mint"e iki kere tıklıyoruz.


      4- İlk aşamada bize sistem dilini soruyor. Burada istediğimiz dili seçip "devam et"e tıklıyoruz.



      5- Burada üçüncü parti uygulamaları kurup kurmak istemediğimizi soruyor. Önerim kurmanız olur aksi halde mp3 dinlemek için bile sizin bir şeyler kurmanız gerekecek. 


      6- Burada hangi kısıma kurmak istediğimizi soruyor. Sadece linux mint kuracaksak "diski sil ve linux minti yükle" seçeneğini önceden kullandığımız işletim sisteminin yanına kuracaksak da " x işletim sisteminin yanına kur" seçeneğini seçip devam ediyoruz.



      7- Burada yapılacak değişiklikleri gösteriyor ve bizden onay istiyor. Yapılaacakları kontrol edip bir sorun yoksa "Evet" diyerek devam ediyoruz.


      8- Burada nerede yaşadığımızı seçip "devam et" diyoruz.


      9- Burada kalvye düzenimizi seçiyoruz. Klavyeler genellikle Q'dur. Bunu da klavyenizin ilk tuşuna bakarak anlayabilirsiniz. Klavyeniz Q ile başlıyorsa Q, F ile başlıyorsa F klavyedir.


      10- Burada kullanıcı adı ve şifre belirliyoruz. İyi bir şifre seçmeye özen gösterin.


      11-Vee kurulum başlıyor. Artık tek yapmamız gereken beklemek.


      12-Kurulum bitti. Yeniden başlatı seçiyoruz.


      13- Artık Linux Mint'in tadını çıkarmaya hazırız.



      Devamını Oku

      4 Mart 2018 Pazar

      Pardus 17.2 Kurulumu

      1-kuruluma geçmeden önce tabii ki iso dosyasını indirip bir usb veya dvd'ye yazdırıyoruz.
      2-Daha sonra usb'yi veya dvdyi bilgisayarımıza takıp bilgisayarımızı bu cihaz üzerinden başlatıyoruz.
      3-İlk olarak dil seçme ekranımız geliyor buradan "Türkçe" seçiyoruz devam ediyoruz.


      4- İkinci aşamada "Grafik Arayüz İle Kur" seçeneğini seçiyoruz.


      5- Sonraki aşamada sistem dilini seçiyoruz. Yine "Türkçe" (veya istediğiniz dili seçip) "Continue" diyoruz.


      6- Sıradaki aşamada yaşadığımız ülkeyi seçiyoruz. Daha sonra devama tıklıyoruz.


      7- Bu aşamada da klavye dilimizi seçiyoruz. Genellikle klavyemiz "Türkçe (Q Düzenli)'dir. (bunu analamanın kolay yolu kalvyenin ilk harfine bakmaktır. Q ise Q düzenli, F ise F düzenlidir.



      8- Şimdi biraz bekliyoruz ve aşağıdaki gibi bir kaç ekran geçiyor. Bu aşamada bir şey yapmıyoruz.



      9-  Burada diğer cihazların göreceği adı seçiyoruz. Kısa ve tek kelime bir şey olursa sizin için de iyi olur. Daha sonra devama basıyoruz.


      10- Burada ise varsa bir alan adımız onu yazıyoruz. Evinizde kullanmak için kuruyorsanız boş bırakıp geçebilirsiniz.


      11- Burada ise bilgisayarımıza bir ad veriyoruz. (diğer işletim sistemlerinde olduğu gibi isteidiğiniz adı yazın girişte sizi karşılayacak isim bu)



      12- Burada da yine bir isim yazıyoruz. Bir önceki aşamadaki ismin aynısını yazmanız faydanıza olur.



      13- Burada da sistemimiz için bir şifre belirliyoruz. 


      14- Burada disk bölme aşamasına geçiyoruz. Eğer sadece pardus kuracaksanız (ki biz bu rehberimizde böyle yapacağız) en üsteki seçenek olan "yardımcı ile- diskin tamamını kullan"ı seçiyoruz. "Devam"a tıklıyoruz.


      15- Burada kurmak istediğimiz bölümü seçiyoruz. (tabii sadece pardus kuracağımız için bu anlatımda tek seçenek var. Sizde birden fazla varsa yani Windows yanına kuracaksanız istediğiniz diski seçin) Daha sonra "Devam"a tıklıyoruz.


      16- Burada eğer özel bir amaç ile kullanmayacaksanız önereceğim seçenek "tüm dosyalar tek bölümde"yi seçip devam etmenizdir. 


      17- Burada yaptıklarımızı son kez gösteriyor. Hepsine bakıyoruz ve yanlış bir adım yoksa "bölümlendirmeyi bitir ve değişiklikleri diske kaydet" diyoruz. Daha sonra "Devam"a tıklıyoruz.


      18- Burada da bizden son bir onay istiyor. "Evet"i seçiyor ve "Devam"a tıklıyoruz.


      19- Burada biraz bekliyoruz. Bilgisayarın başından kalkmayın çünkü daha bitmedi


      20- Burada bizden paketleri nereden indirmek istediğimizi soruyor. "depo.pardus.org.tr"yi değiştirmeden "Devam" diyoruz.


      21-  Grub ön yükleyicisini kurmak isteyip istemediğimizi soruyor. Özellikle ileride farklı bir işletim sistemi daha kurarsak diye "evet" diyoruz ve devam ediyoruz. (Kurmasak bile "evet" demekte fayda var.)


      22- Burada ise nereye kuracağımızı soruyor. Burada hiç zaman kaybetmeden dev\sda ile başlayan bölümü seçip "devam" diyoruz.


      23-Şimdi kısa bir süre bekliyoruz.

      24- Ve mutlu son :) Kurulum bitti. Artık sistemimizin tadını çıkarabiliriz. 




      Devamını Oku