30 Nisan 2018 Pazartesi

Elementary Os İnceleme

  Elementary Os Kullanım Deneyimlerim  adlı yazımın çok okunmasından ve Elementary Os'a olan ilgiden dolayı bir de ayrıntılı bir inceleme yazısı yazmaya karar verdim. Böylelikle Elementray Os'a geçmek isteyenler veya bu Os'u merak edenler için ufak da olsa bir kaynak olmasını istedim. Lafı da fazla uzatmadan geçelim incelememize.

  Yazımda Elementary Os'un en güncel sürümü olan 0.4.1'i kullandığımı ve  bunda da yazımı yazdığım an itibari ile olan tüm güncellemelerini kurarak yaptığımı belirteyim.

Elementary Os Hakkında;

  Elementary os Ubuntu üzerine kurulmuş olan bir işletim sistemidir. Masaüstünü kullandırmaması ile ve Mac Os benzeri tasarımı ile ün salmıştır. Bu sayede de kısa sürede yükselmeyi başarmış ve başarılı dağıtımlar arasına adını yazdırmıştır.

Görsellik:

Görsellik konusunda belki de kuşkusuz en iyi seçeneklerden birisi. Mac Os'a benzer yapısı, masaüstüne dosya atmaya izin vermemsinden dolayı tertemiz duran ekranınız gerçekte size şık bir şeyler kullandığınız hissiyatını sonuna kadar yaşatıyor. Bunun yanında dosylarınızın görüntülemesi, müzik oynatıcı da bu şıklığı tamamlıyor. Görsellik kişiden kişiye değişse de Elementary Os'un çoğu kişi tarafından sevileceğini söylersem doğru olur. 

Performans ve Sürücü Desteği:


Perfomans olarak size sorun yaşatmayacak bir sistem. Sürücü desteği konusunda da Ubuntu tabanlı olmasından dolayı hiç bir sorun çıkmıyor ve sürücüler otomatik olarak indiriliyor ve kuruluyor. Ekran kartı sürücüsü olarak da açık kaynaklı sürücüler otomatik kuruluyor. İsterseniz bir kaç tıklama ile ekran kartı sürücünüzün kapalı kaynak halini de kurabilirsiniz. Yani bu konuda bir sorun yaşamayacağınız, bir sorun yaşasanız bile gerek Ubuntu forumlarından gerekse de Elementary forumlarından kolaylıkla çözüme ulaşabiliyorsunuz. Yani Ubuntu tabanlı olması bu konuda da işinizi fazlasıyla kolaylaştırıyor. 

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Bu konu ise Elementary Os'un belki de en cimri olduğu noktalardan birisi yandaki uygulamar hariç sadece uçbirim, mağaza ve videolar uygulaması bulunuyor yani ofis bile kurulu gelmiyor. Bu bir yandan iyi bir yandan kötü. Eğer çok uygulamaya ihtiyacınız yoksa bunun iyi olduğunu net bir şekilde söylememiz mümkün çünkü özellikle düşük kapasiteli bir hdd'niz veya ssd'niz varsa size çok daha büyük bir alan kalıyor. Şunu da unutmadan söyleyeyim ofis uygulamasından ihtiyacınız olacak her uygulamayı mağaza üzerinden tek tıkla indirip kurabilirsiniz. Yani uygulamaların yüklü olarak gelmemesine pek de eksi puan hak etmese de yine de alışılmışın dışında olduğunu söylemeliyim. 

Özelleştirme Seçenekleri:

Özelleştirme seçeneği olarak da kısıtlı olduğunu söylemem gerek. Fakat Elementary Tweak adlı uygulamayı kurarak bu azlığı giderebilirsiniz. İstediğiniz özelleştirmeleri bu program üzerinden yapabilirsiniz. 

Olumlu ve Olumsuz Yanları:

Olumlu Yanları:
  1. Görselliğine rağmen hızlı çalışması.
  2. Herkesin hoşuna gidecek bir tasarım sunması.
  3. Sürücü konusunda sıkıntı yaşatmaması.
  4. Ubuntu tabanlı olması.
  5. Mağazasının olması ve mağaza da aradığınız her şeyin olması.
Olumsuz Yanları:

  1. Çoğu uygulamanın kurulu olarak gelmemesi ve mağazadan kurulmasının gerekmesi.
  2. Kimisi için masaüstünü kullandırmaması.
  3. Güncelleme konusunda cimri davranıp uzun süre yeni sürüm gelmesini beklemeniz gerekmesi. 

Devamını Oku

28 Nisan 2018 Cumartesi

Ubuntu 18.04 Lts İnceleme

Daha önce beta sürümünü incelediğim Ubuntu 18.04 sürümünün kararlı halini çıkması ile kararlı halini de inceleme kararı aldım. Daha fazla sözü uzatmadan geçelim incelemesine;

Neler Yeni?

  1. Ubuntu 17.10'da da olduğu gibi Gnome arayüzüne geçildi.
  2. Öntanımlı olarak X görüntü sunucusu ile geliyor. Wayland ise seçenekler arasında bulunuyor.
  3. Libre Office 6.0 sürümüne güncellendi
  4. Bir çok uygulamaya yeni emoji desteği getirildi.
  5. Linux çekirdeği olarak 4.15'e geçildi.
  6. Bir çok güvenlik güncellemesi sisteme dahil edildi.
  7. Takvim uygulamasına hava durumu gösterme seçeneği getirildi.

Bazı Sorunlar:

Yeni bir sistem olduğu için bir kaç sorun da beraberinde gelmiş bu sorunların çoğuyla ben karşılaşmadım fakat bunlardan şikayetçi olan baya insan olduğu için onları da yazayım;
  1. Bazı ekran kartlarında harici monitörde sorun çıkarıyormuş.
  2. Ubuntu Tweak'ın bazı özellikleri yeni sürümde kullanılamıyor.
  3. Uefi kurulum sırasında ufak tefek sorunlar olabiliyormuş.
  4. Şifre giriş ekranında bazen kitlenme sorunu olabiliyormuş. (özellikle şifre yanlış girildiğinde)

İlk Bakış:

İlk bakışta bizi Ubuntu 17.10'dan alışkın olduğumuz bir tasarım karşılıyor.  Zaten Ubuntu'nun hehrangi bir sürümünü daha önce kullandıysanız veya Gnome arayüzüne sahip herhangi bir dağıtım kullandıysanız alışamanız dakikalar sürüyor. İlk bakışınızda belki de ilk dikkatinizi çeken Microsoft To-Do uygulamasının da kurulu olarak gelmesi. Böylelikle her platformda notlarınızı tutup, düzenleyebileceksiniz.  Bu kısımı daha fazla uzatmadan diğer kısımlara geçiyorum çünkü zaten alışkın olmadığımız büyük bir farklılık yer almıyor görsel anlamda.

Performans:

   Sistemi öncelikle kendi bilgisayarıma kurup denedim, daha sonra sanal makine üzerinde kurdum ve en sonda Live olarak çalıştırıp yazım için resimleri aldım tüm bu kullanımlarım sonucunda hiç bir donma, kasma vb ile karşılaşmadım. Sorunlarında "sistem giriş ekranında şifre yanlış girilince takılabiliyor" dendiği için bir kaç kez bilerek yanlış girdim fakat böyle bir sorunla da karşılaşmadım. Yine de karşılaşanların olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.
  
  Genel olarak oyun vb perfomansının Ubuntu 17.10 ile aynı olduğunu söyleyebilirim. Tek farkın açılışın biraz daha hızlanmış olmasında olduğunu da söylersem yalan olmaz.  (Farkın devasa olmadığını belki bir kaç saniye olduğunu da ekleyeyim. Büyük bir beklenti oluşmasın :) )

Sürücü Destekleri:

Sürücü desteği ve kurulumu sırasında sizi üzemeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Önceki sürümlerde de olduğu gibi "yazılım ve güncelleme" adındaki ayar bölümünden istediğiniz gibi sürücüleri tek tıkla kurabilirsiniz. 
Fakat yukarıda da belirtiğim gibi bazı ekran kartları ile harici monitörde sorun yarattığı oluyormuş. Bu nedenle harici monitör kullanıyorsanız ekran kartınız ile ilgili bir sorun olu olmadığını araştırmadan kurmamanız faydanıza olur. Zaten kısa sürede bu sorunlar çözülecektir.

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamlar konusunda bolluk var. Aklınıza gelebilecek, işinize yarayacak her türlü kurulu olarak geliyor. Eğer günlük işler için bilgisayarınızı kullanan biri iseniz başka hiç bir şey kurmadan sistemi kullanmaya devam edebilirsiniz. Ubuntu'nun mağazası ise aynen devam etmekte bu nedenle eğer farklı uygulama kurma gereksinimi duyarsanız fotoğraf düzenlemeden, video editlemeye, ofis programlarından müzik programlarına bir çok seçeneği bu mağazadan bularak tek tıkla kurabilirsiniz. Fakat burada da yine yukarıda belirtiğim gibi Ubuntu Tweak'da bir kaç özelliğin aktif olmadığını bir kez daha hatırlatayım. Bunun gibi başka uygulamalarda da sorun olursa endişe etmenize gerek yok en kısa sürede yayınlanan güncellemeler ile bu sorunlara da çözüm bulunacaktır. Eğer daha hızlı çözüme ulaşmak isterseniz de Ubuntu Tr'nin Forumundan destek alabilirsiniz.




GENEL BAKIŞ:

Olumlu Yanları:

  1. Büyük bir desteğe sahip olması.
  2. Büyük bir forum kitlesi olması.
  3. Uzun süredir güncellenen ve destek verilen bir sistem olması.
  4. En çok kullanılan dağıtım olması.
  5. Hızlı ve performanslı olması.
  6. Çok sistem kaynağı tüketmemesi.
  7. Ücretsiz olması.
  8. Sorunların hızlı bir şekilde giderilmesi.
  9. Kurulum sonrası gelen programların bolluğu sayesinde size ekstra kurulum derdi bırakmaması.
  10. Sürücü tanımama vb sorunlar yaşatmadan tek tıkla kurması
  11. Gelişmiş mağazası olması.

Olumsuz Yanları:

  1. Bir kaç sorunla birlikte gelmiş olması.
  2. Şimdilik (güncelleme ile bu sorun çözülecektir.) bazı ekran kartlarında harici monitörlerde sorun yaratması.
  3. Ubuntu 17.10'dan büyük bir fark sunmaması. (Tabii bu olumlu da sayılabilir kullanmaya başladığınız anda tanıdık bir ortamda oluyorsunuz bu sayede uyum süreci gibi bir derdiniz olmuyor.)





Devamını Oku

Neden Diğer Blogları da Okumalıyız?

 Aslında bir çok yazımda diğer blogları da okumalısınız maddesini görmüşsünüzdür. Fakat bu yazım ile bu konuyu biraz daha derinlemesine ele almak için bu yazıyı yazıyorum.

  İlk olarak tabii ki bir şeyler okumanın faydasına değinmemiz gerekiyor bir şeyler okumak;

  1. Hayal dünyanız gelişir.
  2. Sürekli bir uğraş bulursunuz.
  3. Okuma hızınız artar.
  4. Kelime dağarcığınız gelişir.
  5. Hafızanızı geliştirmiş olursunuz.
  6. Bilgi birikiminizi artırmış olursunuz.
  7. Yaratıcılığınız artar.
Tüm bu maddeler okumanın size faydaları. Tabii ki blog okumak da bir okuma eylemi olduğu için bu faydalardan yararlanmış olacaksınız. Fakat bunlarla da yetinmeyip daha fazlasını da yapmış olacaksınız. Bu fazlası kısmını biraz açarsak;
  1. Okuduğunuz blogun sahibini sevindirmiş olacaksınız.
  2. Okuduğunuz blogu yorumlarınız ile geliştirmiş olacaksınız.
  3. Kendi blogunuzda yazmak için yeni yazı fikirleri elde etmiş olacaksınız.
  4. Yeni insanlar tanıma fırsatı elde edeceksiniz.
  5. Diğer yorumların sahipleri ile fikirlerinizi paylaşma ve karşılıklı konuşma imkanı bulmuş olacaksınız.
  6. Farklı insanların görüşlerini, düşüncelerini öğrenmiş olacaksınız.
Daha fazla uzatmadan kısa bir özet geçmek gerekirse blog okumak hem temel konularda size fayda sağlaaycak, hem sizi sosyalleştirecek hemde eğer sizin de bir blogunuz varsa blogunuza da büyük katkı sağlayacaktır. Tüm bu nedenlerden ötürü gününüzün küçük bir kısmını da blog okumaya ayırır, güzel bir rss listesi oluşturur ve buradaki blogları düzenli olarak takip ederseniz hem daha fazla bilgi edindiğinizi, hem başkaları gibi düşünmeyi öğrendiğinizi hem de zamanla okuma alışkanlığı edinip, okumanızı hızlandırdığınızı göreceksiniz. Hadi ne duruyorsunuz hemen bir rss listesi oluşturmaya başlayın. (Benim sitemi de listenize almayı unutmayın :) )
Devamını Oku

23 Nisan 2018 Pazartesi

Blogumdaki Tüm Yenilikler

 Blogumu uzun bir aradan sonra büyük bir güncellemeye tabii tuttum ve a'dan z'ye her noktasını yenilemeye, her noktasını modern bir hale getirmeye çalıştım. Şimdi kısa kısa yeniliklere bakalım.




Tema Değişimi:

En büyük değişiklik temanın (şablonun) değişmesi oldu. Blogumda daha önce de kısa bir dönem kullandığım temama geri döndüm. Temayı siteme uygun hale gelip, renkleri özelleştirip kullanıma aldım.  Çok daha renkli ve okuyucular açısından kullanımı çok kolay olan bir temaya geçiş yaptım. :)



İletişim Sayfası Değişiklikleri:

Eski iletişim sayfamda ki forum çoğu cihazda düzgün görünmüyor veya sorun çıkarıyordu. Bu nedenle daha fazla onu düzenlemeye çalışmak yerine tamamen kaldırıp yepyeni bir forum ile yoluma devam etme kararı aldım. Çok daha prestijli duran, gereksiz bilgiler istemeyen sade bir iletişim sayfasına geçiş yaptım.  Artık benimle iletişime geçmeniz çok daha kolay olacak.  Yeni iletişim sayfama buradan ulaşabilirsiniz.





Hakkımda Sayfamı Yeniledim:

Hakkımda sayfam cümle üstüne cümle yazılmış, pek de dikkat edilmeden hazırlanmış bir sayfaydı. Oraya daha çok bilgi ekledim ve daha modern bir görünüme kavuşturdum. Artık hakkımda ulaşmak istediğiniz bilgiye daha kolay bir şekilde ulaşabileceksiniz. Yeni hakkımda sayfam tam burada



Ufak Tefek Diğer Yenilikler:

  1. Sitemin yazı karakterini değiştirdim.
  2. Mobil'de yorum vb gibi eklentileri kaldırarak  daha hızlı ulaşılabilen bir sayfa yaptım.
  3. Reklamları tamamen kaldırdım.
  4. Logomda ufak çaplı düzenlemeler ve renk değişiklikleri yaptım.

Devamını Oku

21 Nisan 2018 Cumartesi

Blogunuzda Okuyuculara Karşı Dikkat Etmeniz Gerekenler

  Daha önce Blogda ne yazılır?Blog Açacaklara 7 Tavsiye, Düzenli yazı yazmak bize ne kazandırır?, Özgünlük neden bu kadar önemli, Blog yazmada dikkat edilecekler gibi bir çok teknik konuda yazı yazdım. Fakat okuyucularınıza karşı nelere dikkat etmeli, onlara karşı neler yapmalısınız bu konu da hiç yazım olmadığını fark ettim. Bu yazıda da bu konuya girmeye karar verdim.

  Her zaman aklınızda olması gereken bir şey var ki o da okuyucularınız olmazsa siz de olmazsınız. Bir blogunuz varsa ve hala hayatta kalmayı başarıyorsa bunda sizden çok okuyucularınız payı vardır. Bu bağlamda asla onları yok saymamalı tam aksine onların istediği yönde (benliğinizi de kaybetmeden) değişmelisiniz. Okuyucularınız için en basitçe yapabilecekleriniz;

  1. Yorumlarına cevap verin. Yorumlarda sordukları soruları elinizden geldiğince yanıtlamaya çalışın.
  2. Okuyucunuz eğer bir blog yazarı ise siz de onun blogunu takip edin, ona yorumlar yapın, yazılarını okuyun.
  3. Eğer okuyucularınızın istediği bir yazı veya konu varsa bu konuda yazı yazmaya çaba harcayın. 
  4. Siteniz hakkındaki yorumlarını dikkate alın. Temanız beğenilmiyorsa onu değiştirin, yazılarınız hakkında bir eksiklik bildiriyorlarsa bunları düzeltmeye çalışın.
  5. Yanlış bilgi vermeyin. Unutmayın ki okuyucular size güvenip yazınızı okuyor ve burada yazılanlara inanıyor. Bu nedenle onlara her zaman en doğru bilgiyi sunun.
  6. Sitenizi reklamlara boğmayın. Okuyucularınızın her şeyden önce geleceğini unutmayın.
  7. Yazım kurallarına, noktalama işaretlerine dikkat edin.
Tüm bunlara dikkat etmeniz okuyucularınıza kendilerini özel ve değerli hissettirecektir. "Bu blogun yazarı bizi önemsiyor" izlenimini onlarda uyandıracaktır. Tabii bunun da size de bir çok getirisi olacaktır bunlardan bazılarına da değinmek gerekirse;
  • Kendilerini değerli hissettikleri için bir bilgi araştırırken sizin blogunuza da bakarlar.
  • Size güven duyarlar yazdıklarınıza inanırlar.
  • Yorumlarına cevap verirseniz onlar da bir kez daha gelip en azından "cevabınıza teşekkür ederim" yazarlar. Bu da sürekli sitenize kullanıcı gelmesini sağlar. Gelen kullanıcıları da sitede tutar.
Yani kısaca özetlemek gerekirse siz onların istediğinizi yaparsanız onlarda sizin sitenizi sürekli takip eder ve daimi okuyucuları olurlar. Böylelikle hem yazılarınızı birilerinin okuduğunu gerçekten görmüş olursunuz hem de belli bir kullanıcı kitlesine ulaşmış olursunuz.

Devamını Oku

14 Nisan 2018 Cumartesi

Sorularla Blog Açmak

  Bu yazımda blog açmak isteyenlerin aklındaki sorulara bir cevap vermeye, en azından bir kaç sorunlarını da olsa çözmeye çalışacağım. Bunu da daha anlaşılır olması için soru cevap şeklinde yapacağım.


1) Neden Blog Açmalıyım?

Aslında bunun net bir cevabı yok. Bir çok nedenle blog açabilirsiniz. Bunlara örnek verecek olursak;
  • Duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak için.
  • Belli bir konuda insanlar ile bilginizi paylaşmak için.
  • İyi bir yazar olup para kazanmak için.
  • İnternet dünyasında varlığınız olması için.
  • İnternet, html vb konularda bilgi edinmek için.

2) Blog Açmanın Maliyeti Nedir?

Bu soruda değişken bir soru. Blogger veya WordPress.com'u kullanarak bir site açarsanız hem domaini hem de hostingi bedavaya getirmiş olursunuz. Yine aynı şekilde kendi resimlerinizi kendiniz yapıp yazılarınızı da kendiniz yazar başka yazar tutmazsanız onu da bedavaya getirmiş olur ve hiç para harcamadan blog açmış olursunuz (Ki bn 2 yıl böyle yaptım hiç bir sorun da olmadı.) Yok benim biraz param var ve harcayabilirim derseniz de ortalama ücretler aşağıda (TÜM ÜCRETLER YILLIKTIR.) 

Hosting Masrafı ==> 45-73 ₺ arası.
Domain Masrafı ==> 32-45 ₺ arası.
Yazı Masrafı ==> Yazılarınızı kendiniz yazmazsanız ve haftada 3 yazı paylaşırsanız. Ortalama tanesi 3 ₺'den)  486-500₺ arası
Resim Masrafı ==> Resimleri de kendiniz yapmaz ve satın alırsanız (haftada 3 yazıdan her yazıda 1 resimden hesaplayınca 200-750 ₺

Yani genel olarak bakacak olursak aylık 1500-1600 ₺'ye kadar da çıkabilirsiniz. Benim önerim ilk başta sadece 30-40₺ye bir alan adı almanız ilrleyen dönemlerde de ihtiyacınıza göre hosting almanız olacaktır. Zaten resimleri ücretsiz oalrak alabileceğiniz bir çok site var blog açıyorsanız yazılarınızı da bir zahmet kendiniz hazırlayın :)

 3) Blog Yazmanın Faydası Ne?

Bu da aslında ilk soru gibi bir çok yanıtı olan bir soru. En başlıcalarına bakacak olursak;
  • Kafanız dağılır, uğraşacak bir iş bulmuş olursunuz.
  • Seo, internet dünyası, html, css, php gibi konularda ister istemez bilgi edinmiş olursunuz.
  • Kullandığınız cmsye göre WordPress, Blogger veya Joomla öğrenmiş olursunuz.
  • Bir site nasıl açılır?, nasıl yönetilir? bu konularda fikir edinmiş olursunuz.
  • İnternette tanınmaya başlarsınız.
  • Gerçekten gayret ederseniz para kazanırsınız.

4) Blog Açmak İçin Bir Şart Var Mı?

Tabii ki YOK! İstediğiniz gibi istediğiniz zaman bir blog açabilirsiniz. Fakat şunu da unutmamak gerek ki belli bir kullanıcı kitlesine ulaştıysanız kendinizi bu kişilere karşı sorumlu hissetmelisiniz. Yazılarınızı yazarken asla bunu unutmamalı ve en doğru bilgiyi okuyucularınıza sunmalısınız. 

5) Blogum Tutmazsa Kapata Bilir Miyim?

Evet blogunuzu istediğiniz zaman kapatabilirsiniz. Böyle bir durumda eğer hosting, domain vb aldıysanız bunlar süresi bitene kadar sizde kalır yani para iadesi alamazsınız. Ama ücretsiz bir servis ile açtıysanız hiç bir sorun olmadan istediğiniz zaman sitenizi kapatabilirsiniz. 


Benim en çok gördüğüm sorular bunlardı. Bunlara da bildiğimce cevap vermeye çalıştım. Aklınıza takılan veya merak ettiklerinizi yorum olarak sorarsanız onlara da en kısa sürede cevap vermeye çalışırım. :)
Devamını Oku

7 Nisan 2018 Cumartesi

İnternetten Para Kazanma Yolları

İnternetten para kazanmak için bir çok yol var. Bunları benim blogumda da başka bloglarda da okuyabilirsiniz. Fakat bu yazılarda herkes belli bir pencereden bakarak ele almış ve  tüm yolları derleyip tek bir yazı ile sunan pek de bir site bulamadım. Bu nedenle size internet gibi büyük bir mecrada nasıl para kazana bileceğinizi elimden geldiğince tüm yönleri ile anlatmaya çalışacağım.

1.İnternet Siteniz Varsa:

İnternet siteniz varsa para kazanmak için bir çok yol deneyebilirsiniz.

A. Banner Reklamlar:

Banner reklamlar çok büyük bir gelir sağlamasa da en azından sitenin temel ihtiyaçlarını çıkarmanız için yeterli bir gelir kaynağı olacaktır. Banner reklamlar sitenizde afiş tarzında olan reklamlardır. Bunları bir firma veya şahıs ile anlaşarak alabilir ve bir gelir kapısı elde edebilirsiniz.

B. Google Adsense ve Alternatifleri:

Aslında banner reklama benzer bir yapıda olan bu servisler reklamlarınıza gösterme veya tıklama başına para öderler. Özellikle çok ziyaretçisi olan siteler için iyi bir gelir kaynağı olacaktır. 

C. Tanıtım Yazıları:

Tanıtım yazıları sizin en büyük gelir kaynaklarınızdan birisi olacak. Tanıtım yazılarınızı ister kendi anlaştığınız kişi, kurum ile veya Hüriyet Bumerang gibi bir servis sayesinde alabilir ve sadece bir yazı paylaşarak para kazanabilirsiniz.

D. Backlink Satışı Yaparak:

Backlink bildiğiniz gibi bir sitenin başka bir siteye link vermesi. Anlatımı bu kadar kolay olsa da gerek Alexa, gerek seo, gerekse de arama motorları açısından faydası tartışılmaz. Siz de sitenizden backlink satışı yaparak gelir elde edebilirsiniz.

2.İnternet Siteniz Yoksa:

A. Yazarlık Yaparak:

Yazarlık yapmak için illaha büyük bir siteye girmenize veya mesai saatleri belli olan bir yerde çalışmanıza gerek yok. Ofpof.com gibi sitelerde kolaylıkla yazılarınızı yazıp para kazanabilirsiniz. Çok büyük bir getirisi olmasa da en azından kendi paranızı kendinizin kazanması duygusunu yaşayabilir ve ufak tefek de olsa ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.

B. Fotoğraf Satarak:

Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız bu tam da size göre. Çektiğiniz fotoğraflar sadece bir anı olarak kalmasın bunları satarak para kazanın. İnternet üzerindeki onlarca stock fotoğraf sitesi üzerinden satış yaparak gelir elde edebilirsiniz.

C. İkinci El Eşya Satışı:

İkinci el eşya satışı yaparak da gelir elde edebilirsiniz. İkinci el eşyalarınızı internet üzerinden kolaylıkla satabilirsiniz.

D. Ucuza Al Pahalıya Sat:

İşi biraz daha ticarete dökmek ve resmileştirmek isterseniz de Amazon, Ebay vb gibi yurdışı kaynaklı sitelerden ürünleri ucuza alabilir, Türkiye'de bunları daha pahalıya satabilirsiniz. Fakat dikkat edin yurt dışından gelen ürün bozuk çıkarsa veya sattığınız ürünler çabuk bozulursa bu hayalleriniz kısa sürebilir. Bu nedenle teknoloji gibi bozulma ihtimali yüksek alanlar yerine bozulma ihtimali daha az olan alanlarla bu işe başlamanız faydanıza olacaktır. 

E. Kendi Sitenizi Kurarak:

Bunların yanı sıra bir internet sitesi kurup 1. başlıktaki adımları da uygulayabilirsiniz. Böylelikle daha fazla gelir elde etmiş olursunuz.

F. E-Kitap Yazın:

kitaplarınızı yazıp satın, kim bilir belki ileride büyük bir yazar olmayı bile başarabilirsiniz.

G. Domain Satışı Yaparak:

Domainleri düzenli olarak takip edip, ilgisi yüksek olan alan adlarını satın alıp daha yüksek fiyata satabilirsiniz. Bunun için domain sitelerini ve bu sitelerin ikinci el sayfalarını takibe alabilirsiniz.

H. Kartvizit, Davetiye vb Tasarlayarak:

Bu tür kartların tasarımlarını yapıp internet üzerindeki bir çok sitede satabilirsiniz. Böylelikle hiç bir masraf etmeden saedece bir kaç çizim ile para kazanabilirsiniz.

I. Çeviriler Yapın

Yabancı dilinize güveniyorsanız internet siteleri, gazeteler veya dergiler için çeviriler yapıp bunlardan para kazanabilirsiniz.

İ. Seo Danışmanlığı Yapın

Seo konusunda kendinizi geliştirip bu konuda danışmanlık yapabilirsiniz. Hatta bir adım daha ileriye gidip bu konuda çalışan firmalara çalışan olarak bile girebilirsiniz.

J. Udemy'den Kazanın

Udemy üzerinden bildiğiniz konularda ders verin ve para kazanın. 

3.YouTube Kanalınız Varsa:

A. Google Adsense Reklamları:

Google Adsense veya diğer firmaların reklamlarını alarak kolaylıkla tıklama ve görüntüleme başına gelir elde edebilirsiniz.

B. Tanıtım İçerikleri:

Kanalınızın konusuna göre firmalardan alacağınız ürünleri tanıtarak para kazanabilirsiniz.

C. Diğer Kanallar İçin Videolar Düzenleyin

Eğer video düzenlemekten anlıyorsanız diğer kanalların videolarını düzenleyip bunun ücretini alarak da para kazanabilirsiniz.



Daha çok kazanmak için tavsiyeler:

  • İnternet siteniz yoksa veya YouTube kanalınız yoksa bunlardan birini açabilirsiniz.
  • Yukarıdaki maddelerden birkaçını uygulayarak daha fazla gelir elde edebilirsiniz.
  • Kendinizi seo, fotomontaj, video düzenleme vb alanlarda geliştirin. Böylelikle daha çok alanda para kazanma fırsatınız olur.

Devamını Oku

Planlı Eskitme Nedir?

   Planlı eskitmeyi basit olarak tanımlamamız gerekirse üreticilerin bilerek ürünlerine belli bir kullanım ömrü koymasıdır diyebiliriz.

  Buna bir çok örnek verebiliriz. Mesela yeni bir telefon çıkınca eskisinin yavaşlatılması, çok daha sağlam ürünler üretile bilecekken dayanıksız eşyalar üretilmesini verebiliriz. Planlı eskitme sadece eski ürünleri dayanıksız yaparak, yavaşlatarak vb yapılmakla da kalmaz yeni çıkan ürünlere bir kaç ufak özellik ekleyerek size bunları kullanmaya teşvik ederek de yapılır. Aslında o özelliği bir önceki sürüme de getire bilecekken sadece yeni ürüne teşvik etmek için bu özelliği sadece yeni üründe sunarlar.

  Planlı eskitme özellikle teknolojik ürünlerde göze çarpsa da aslında tüm sektörlerde uygulanmakta olan bir yöntemdir. Buna kendi açımızdan bakınca her ne kadar bizim için olumsuz, maddi zarara uğratıcı olsa da biraz firmaların açısından bakarsak onlar için kar etmeniz bir yolu olarak görülebilir. Çünkü ömürlük eşyalar üretmek tüketiciyi azaltacak ve tüketici belli bir süreden sonra doyum noktasına ulaşacaktır. Bu da üretici için belli bir süreden sonra müşteri bulamamak anlamına gelmektedir. Bu nedenle planlı eskitme her sektörde her üründe görülebilecek bir yöntemdir.

   Biraz da planlı eskitmenin tarihine girecek olursak sakın bunu son dönemim bir oyunu olarak düşünmeyin. Bu yöntem 1940lardan (hatta belki daha önceden) beri uygulanan bir yöntem. Bu yönteme verilebilecek en iyi örneklerden biride bir ampul! Evet ilk başta biraz tuhaf gelebilir ama 100 yıldır yanan lamba diye bir haberi elbet duymuşsunuzdur. Bu lambanın gerçekten bunca yıldır yandığının doğru olduğunu size söyleyebilirim. Hatta bu lambayı canlı izlemek isterseniz bu siteye göz atabilirsiniz. Bu lambanın da Abd Kaliforniya'da bir itfaiye merkezinde yandığını da bir dip not olarak ekleyelim ve konumuza tekrar dönelim. Şimdi bu lamba çok sağlam teknoloji ile üretildiği için şimdinin teknolojisi buna yetişemediği için mi bu lamba 100 küsür yıldır yanıyor? Tabii ki hayır. O lambanın buna zamandır yanıyor olmasının sebebi planlı eskitme kavramı bu kadar ortada yokken üretilmiş olması.



Devamını Oku