Neden Blogumda Banner Reklam Yok?


Blogumu baştan beri takip edenler bilirler blogumun ilk aylarında sitemde banner reklamlar yer alıyordu. Fakat sonradan kaldırdım ve bir daha banner reklam koymadım bunun bir değil birden fazla sebebi var;

Adsense'den Atılmam:

İlk sebep olarak bunu gösterebilirim Adsense gibi büyük bir firmadan zaten günde 2-3 tıklama geldiği halde "geçersiz tıklama" sebebi ile atıldım. Tabii bu da bende biraz moral bozukluğuna neden oldu. O nedenle de reklamlara karşı bir ön yargım oluştu.


Çok Düşük Tıklama Getirileri:

Bu iki üç tıklamadan gelen günlük 35-40 kuruş bazen  10-15 kuruşa kadar düşebiliyordu, diğer reklam firmalarında ise dalga geçer gibi bir rakam olan 1 kuruş gibi sayıları bile görebiliyordum. Yani sitede yarattıkları kirlilik, getirdikleri kazanca değmiyordu. Bu da reklamları kaldırmam için en büyük diğer sebep oldu.

Tema Seçimimi Zorlaştırması:

Çok beğendiğim çoğu temada reklam yeri olmuyordu, ya da reklam yeri olanlar çok yavaş yüklenen temalar oluyordu ve hem hoşuma gitsin, hem de zaten reklam kodları siteyi yavaşlatacak bu nedenle de hızlı yüklenen bir tema olsun dediğimde seçeneklerim çok azalıyordu. Yine beni eskiden beri takip edenler bilirler reklam varken sitemin tasarımı ayda bir kesin değişirdi. Bunun nedeni de reklam yerleşimini veya tasarımı tam beğenmediğim için daha iyi bir seçenek aramam oluyordu. Şimdi ise uzun zamandır aynı temayı kullanıyorum ve değiştirmeyi düşünmüyorum. Bu temada da reklam yeri yok ama gerek de yok! :) 

Farklı Firmaların Saçma Reklamları:

Şimdi doğru konuşmak gerek Adsense'de reklam yönetimi çok iyi istemediğiniz reklam asla görünmüyor. Fakat adını vermemize gerek olmayan bir kaç firmadan reklam aldım ve biranda kendi siteme kendim girmeye korkar oldum. Öyle reklamlar çıkıyordu ki yanımda biri varken görsem yapacak açıklama bulamazdım. Bu tür firmaların Adsense'ye göre benzer gelir getirdiklerini gördüğüm için girmiştim. Fakat bu reklamları gördüğüm için girmem ile çıkmam bir oldu :) Hiç kimse de bu reklamları görmedi merak etmeyin sadece bana denk geldiler :(. Denemek için kodları siteme ekledim bu tür reklamları görür görmez anında tabii ki bu kodları kaldırdım.

Hiç Para Kazanmıyor Muyum?

Doğru söylemek gerek tabii ki kazanıyorum. Ama bu rakamın sizin hayalinizdekinden çok çok daha az olduğuna inanabilirsiniz. Bu geliri de ayda yılda bir yayınladığım tanıtım yazılarından kazanıyorum. Elimden gelse bu tür yazıları da paylaşmayıp tamamen reklamsız bir siteyi size sunmayı isterim fakat maalesef en azından sitenin kendi domain masrafını çıkarması için bunları yayınlamak durumunda kalıyorum :(

Unutmadan!

Hee unutmadan şunu da ekleyeyim reklamlara asla karşı değilim. Tabii ki hepimiz sitelerimizi açarken masraf ediyoruz. Sitelerimizin de en azından kendini döndürecek kadar para kazanmasını istemek hepimizin hakkı. Bende asla reklam koymayacağım, blogumda asla reklam görmeyeceksiniz gibi bir iddia da bulunamıyorum çünkü tıklama başı 5-10 ₺ vereceğim diyen bir firma olursa sitemin tasarımını pek de düşüneceğimi sanmıyorum :) Fakat fiyatlar böyle oldukça -ki görünen de böyle olacağı yönünde- reklam eklemeyi düşünmüyorum. Yani uzun bir süre daha blogumu reklamsız ziyaret etmeye devam edeceksiniz.

Devamını Oku

Bilgisayardaki Verilerimizin Güvenliğini Sağlamak

Bilgisayarlar hayatımıza hızla girmeye devam ediyor. Çoğu alanda işimizi kolaylaştırıyorlar. Hatta işimizi  kolaylaştırmaktan öte artık işimizin bir parçası olmuş haldeler. Bunun yanında günlük kullanımda da çocukluk resimlerimizden, banka bilgilerimize kadar bir çok bilgiyi onlarda saklıyoruz. Peki bu kadar bilgiyi güvenle saklayabiliyor muyuz?

Bilgisayarların güvenliği son yıllarda hızla tüm hayatımızın bilgisayarlara aktarılması ile çok daha önemli bir hal aldı. Bu bağlamda biz de bu verilerimizin güvenliği için neler yapabileceğimizi düşünmeye ve olabildiğince bu bilgileri korumaya çalışıyoruz. Bu verilerimizi korumak için;

  1. Kesinlikle bir virüs programı kullanmalıyız. Virüs programları en güncel virüsleri hemen tanımlayıp bunlar için önlem alırlar. Bu nedenle işletim sisteminizin güncelleme yayınlamasını bekleyene kadar da güvende kalabilirsiniz.
  2. Güncellemeleri eksiksiz kurmak bir diğer önemli madde. Her ne kadar bize çok uğraştırıcı gelse de güncellemeleri kurmak güvenliğimiz için en önemli adımların başında geliyor. Güncellemeleri kurarken sadece işletim sisteminin size sunduklarını değil kullandığınız programların da güncellemelerini kurmayı atlamayın.
  3. Crack, korsan vb içeriklerden uzak durun. Programlar çok pahalı olduğu için bu tür alternatiflere yönelseniz de ileride çok daha büyük bir masraf size çıkabilir. 
  4. Bilmediğiniz sitelere girmeyin, özellikle internet bankacılığı kullanırken bankanın kendi sitesinde olduğunuzdan emin olun.
  5. Sosyal medya üzerinden kampanya vb diyerek şifrelerinizi, bilgilerinizi isteyenler ile asla bilgi paylaşmayın. Gerek bankalar gerekse de diğer firmalar size hediye vermek için sizden bilgi istemeyecektir.
Tabii bunların dışında bir de bilgisayarınızın fiziksel güvenliğini sağlamanız gerekmekte. Siz siber dünya için bu kadar önlem almışken bilgisayarınızı gelen bir hırsızın alıp götürmesi ile tüm bu çabalarınız boşa gidebilir. Bu nedenle de fiziksel önlemler olarak;
  1. Açık alanlarda, bilgisayarınızı açık şekilde bırakmayın.
  2. Toplum içinde bilgisayar kullanıyorsanız kensington kilitlerinden faydalanın.
  3. Bilgisayarınıza mutlaka şifre koyun. Bu şifreler kolaylıkla kırıla bilsede en azından o anda bilgisayarınızın başından geçen biri bilgisayarı açamayacaktır.
  4. Bios şifresi koyun.
Tüm bunları yaptıktan sonra da günlük kullanımımızda yine de her hareketimize dikkat etmekte fayda var. Özellikle bilmediğimiz, güvenmediğimiz sitelerden uzak durmak, sürekli bir yerlerden bir şeyler indirmemek bile güvenliğimiz için büyük önem arz etmekte. 
Devamını Oku

True Os Kurulumu


1- İlk olarak usb belleğimizi hazırlıyoruz ve bilgisayarıma takıyoruz. Daha sonra bilgisayarımı bu usb bellek üzerinden boot ediyoruz.
2- İlk olarak bizi dil seçme ekranı karşılıyor buradan dilimizi seçiyoruz ve "next" tuşuna basıyoruz.


3-Daha sonra bize kurulum tipini soruyor burada desktop (normal kullanıcılar için) ve Server (sunucular için) seçenekleri yer alıyor. Biz burada "TrueOS Desktop"u seçiyoruz ve yine "next" tuşuna basıyoruz.


4- Daha sonra bizi hangi sürücüleri kurmak isteğimizi gösteren ufak bir pencere açılıyor. Buradan özellikle harici bir ekran kartımız varsa, veya özel olarak kurulmasını istediğimiz bir sürücümüz varsa seçiyoruz ve yine "next" tuşuna basıyoruz.


5-Burada bize neler yapacağını ve diski nasıl biçimlendirmek istediğimizi soruyor. Bu yazımda sadece TrueOs kurulumunu gösterdiğim için sadece "Install to Disk" seçeneğini seçip "Next" tuşuna basıyoruz.


6- Daha sonra kurulum başlıyor burada yapmamız gereken sadece beklemek.


7-Daha sonra kurulum bitiyor. Burada "finish" diyoruz fakat işlem bitmiyor. Bilgisayarın yeniden başlamasını
 bekliyoruz. 


8- Şimdi devam ediyoruz. İlk olarak Grafik Sürücümüzü seçiyoruz buradan gözünüz korkmasın zaten size en uygun olanını kendi seçiyor. Yine de değiştirmek isterseniz seçim sizin elinizde. Bundan sonra "devam" diyoruz.



9- Bir kez daha dilimizi seçiyoruz ve "ileri"ye tıklıyoruz.


10- Burada tarih dilimimizi seçiyoruz. Alt kısmı günlük işlemlerimiz için kullanacaksak boş bırakarak "ileri"ye tıklıyoruz.



11- Burada bir "root" şifresi belirliyoruz ve "ileri"ye tıklatıyoruz.


12- Burada bir kullanıcı oluşturuyor ve onun şifresini belirliyoruz. Özellikle acemi kullanıcılar için root şifresi ile aynı yapmalarını öneririm. Akabinde "ileri"ye tıklıyoruz.



13- Buradan ses çıkışımı seçiyoruz. İstersek "Test" butonuna tıklayarak sesin gelip, gelmediğini kontrol edebiliriz. Daha sonra "ileri"ye tıklıyoruz.



14- Buradan aktif etmek istediğimiz farklı bir servis varsa onları da seçiyoruz ve "ileri"ye tıklıyoruz.


15-Vee kurulum bitti. "Biti" tuşuna basıyoruz ve bilgisayarımız son bir kez yeniden başlatıyor. Tüm işlem tamamlanmış oluyor. 










Devamını Oku

TX Ergo500 Laptop Soğutucu İnceleme

Yaz aylarının gelmesi ile laptopumun sıcaklık dereceleri yükselmeye başladı. Bunun yanında evde kullanımlarımda masam biraz alçak olduğu için pek de ideal bir oturuş pozisyonu yakalamıyordum. Bu nedenle bir soğutucu-stant arayışına başladım. Bu sırada da indirimde bu ürünü yakaladığım ve hakkında da hep olumlu yorumlar okuduğum için bu ürünü aldım. Ürünü HepsiBurada  üzerinden aldım ve ürün iki gün sonra elime ulaştı.

İlk İzlenimim.

İlk olarak soğutmasının gayet iyi olduğunu söyleyebilirim, bunun yanında plastik kalitesinin çok da iyi olmadığını özellikle stant konumunda iken laptopu tutan iki ince ayağın da çok sağlam bir hissiyat vermediğini söyleyebilirim. (Tabii ne kadar dayanacağını zaman bize gösterecek. İleride bir sorun olursa bunu da yazımı güncelleyerek buraya eklerim.). 

Soğutma Başarısı:

Ürün 4 tane 7cm  ve bir tane 12 cm olmak üzere 5 adet fandan oluşuyor. Laptopum alüminyum kasalı olduğu için özellikle kollarımın ve ellerimin geldiği kısımlarım muhteşem soğutuyor. Eskiden özellikle uzun süreli kullanımlarımda bu kısımlar ısınıp kollarımı rahatsız edebiliyordu bu ürünün bunu engellediğini kesinlikle söyleyebilirim. Fakat iş laptopun işlemci ve ekran kartını soğutmaya gelince 5-6 derece gibi bir sıcaklık düşüş anca sağlıyor. Fakat ısınma süresini biraz daha geciktirdiğini söyleyebilirim. Yani laptop soğutucu olmadan 10 dakika da 80 dereceye çıkıyorsa soğutucu çalışırken 10 dakika da 70'li derecelere çıkmış oluyor. Fakat üstünden 3-5 dk daha geçince yine 78'li derecelere ulaşıyor. Bu nedenle aşırı bir ısınma sorunu olup, kapanan, mavi ekran veren bir laptopta bu sorununuzu çözmez. Fakat benim gibi çok ısınma problemi olmayıp daha çok elinizin kolunuzun değdiği kısımları soğutmak istiyorsanız iyi bir tercih olabilir. Fakat burada bir dip not eklemeliyim o da eğer laptopunuzun plastik bir kasadan oluşuyorsa bu kadar etki edemeyeceği. Sıcaklıkta 5-6 dereceden daha az etki edeceğini söyleyebilirim. Benim laptopumun alüminyum olmasının faydasını burada görmüş oldum.

Arka Portlar ve Fan Hızı Ayarı:

Bu konuda arka da 2 tane usb 2.0 çıkışı ve fan hızını ayarlamak için bir adet döner yapılı bir düğme bulunuyor. Fakat ürünü satan sitelerde usb hub gibi de tanıtılmış olsa da tabii ki böyle kullanamıyorsunuz çünkü arkadaki 2 portan birine zaten bilgisayarınızdan gelen kabloyu takıyorsunuz geriye bir tane kalmış oluyor. Yani sadece sizden aldığı portu geri veriyor. Öyle bir hub görevi görmüyor. 

Fan hızı ayarı ise gayet sorunsuz çalışıyor. Az çevirince büyük 12cm'lik fanı hiç çalıştırmadan 4 tane 7 cm'lik fanları yavaş hızda döndürüyor. Daha sonra açmaya devam ederseniz 12cm'lik fan da devreye giriyor. Biraz daha açarsanız da bunların fan devrini artırıyor ve son hızına ulaşmış oluyor hepsi. Burada ise ufak bir eleştirim olacak o da ledleri de bu ayara bağlı ve fan hızları artırınca ledlerin parlaklığını da artırmış oluyorsunuz. Burada ledleri ayrı bir tuşla ayarlamayı en azından ledleri kapatabileceğim bir tuş olması isterdim. Çünkü geceleri son hızda (yani ledlerin de en parlak olduğu konumda) çalışırken çevrenizi rahatsız edebiliyor. 


Devamını Oku

True Os İnceleme


Free BSD tabanlı bir dağıtım olan True Os hem masaüstü hem de server sürümlerini bizlere sunuyor. Bugün masaüstü sürümünün incelemesi ile sizlerleyiz.

Kurulum:

Kurulumunun diğer dağıtımlara göre biraz daha kolay olduğunu söyleyebilirim. Çok daha sade ve anlaşılır bir kurulum ekranı var. Kurulumun Türkçe olması da diğer bir avantajı.

Sürücü Desteği:

Sürücü desteği konusunda sadece usb faremi tanıtırken biraz sorun yaşasam da diğer sürücülerim de hiçbir sorun olmadı. Özellikle kurulum sırasında Nvidia ekran kartımı da kurması benden artı puan kazandırdı. Yani kısaca bahsetmek gerekirse sürücü konusunda da bir sorun yaşamayacaksınız gibi duruyor. 

İlk İzlenim:

İlk bakışta açıkçası acaba bir şeyler eksik mi kuruldu? diye düşünmedim değil. İlk baktığınızda sanki Windows Xp dönemlerine dönmüş gibi hissediyorsunuz kendinizi. İlk başta sizi karşılayan aşırı koyu teması içinizi bunaltıyor, nereye geldik biz? izlenimi uyandırıyor. Biraz kullandıktan sonra alışılsa da ilk başta ki alışma süreci özellikle de farklı bir işletim sisteminden geçilmiş ve daha önce Linux kullanılmamışsa sizi biraz uzun sürebilir. Bu nedenle özellikle ön yargı ile Linux'e yeni başlayacak olan kullanıcılara pek önerebileceğimi söyleyemem. 



Yüklü Gelen Uygulamlar:

Bu konuda büyük bir sadelik sunduğunu söyleyebilirim. Sadece ihtiyacınız olabilecek bir kaç program kurulu geliyor. İnternet tarayıcısı olarak Mozilla, video oynatıcı olarak ise VLC sistemden çıkıyor. Bunun yanında ise size gerekli olabilecek diğer programları uygulama mağazası sayesinden kolaylıkla indirip kurabiliyorsunuz. Bir mağazası olmasaydı bu kadar boş gelmesini eleştirebilirdim fakat mağazası olduğu ve kullanımı da basit olduğu için bu kadar sade gelmesi bir artı puan daha aldırmayı başardı.

Görsellik:


Görsellik konusunda maalesef ben pek övemeyeceğim. Tabii ki tasarım kişiden kişiye değişse de ben bu kadar koyu ve tek renk temaları pek sevmediğim için ilk başta beğenmediğimi söyleyebilirim. Bana göre biraz insanın içini bunaltan bir yapıya sahip.

Türkçe:

Türkçeye genel olarak düzgün çevrilmiş olsa da ufak tefek kullanımı etkileyemeyecek kısımlarda İngilizce kelimeleri de görebiliyorsunuz. Yani çok iyi bir çevirisi olduğunu söylemem maalesef pek mümkün olmuyor. Fakat söylediğim gibi bu çeviri sorunları da günlük kullanımda sizi pek rahatsız etmiyor.

Perfomans:

Bu konuda benden geçerli not almayı başardı. Gerekli minumum sistem gereksinimlerinin karşılandığı koşullarda gayet akıcı çalışıyor. Uygulamalar arası geçişler pürüssüz bir şekilde gerçekleşiyor. Günlük kullanımda da asla donma, kasma gibi durumlarla karşılaşılmıyor.


Devamını Oku

Dizel ve Benzinin Farkları

 İlk olarak biraz bilimsel başlayalım ve dizel ile benzinin yapısal olarak ne farkları olduğuna değinelim. Benzin izooktan ve 4-trimethylpentane’den meydana gelir. Dizel ise C9H2O ile C12H26 aralığındaki hidrokarbonların birleşiminden meydana gelir. Bu fazla bilimsel oldu ise hemen günlük kullanımızda ne gibi farkları oluyor bunlara geçelim.

Dizel ve Benzin Farkları:

  1. Hepimizin bildiği bir fark ile başlayalım Dizel çok az da olsa daha ucuzdur.
  2. Dizel ateşleme için Buji'ye ihtiyaç duymaz.
  3. Dizel yakıt yandıktan sonra daha fazla zararlı madde açığa çıkar. Bunun için dizel araçlarda DPF dediğimiz ekstra parça bulunur.
  4. Dizel yakıt kullanan motorlar çok daha fazla tork verebilir.
  5. Dizel ile aynı miktarda benzine göre daha fazla yol yapılabilir. (Tabii bunda motorun özellikleri , yapısı, teknolojisi, üretim yılı gibi kalemlerde önemli. Fakat aynı teknoloji ile üretilmiş dizel-benzin karşılaştırılırsa dizel daha uzun süre sizi götürecektir.)
  6. Benzin daha ince dizel daha kalındır.
  7. Benzin çok daha kolay alev alırken, dizel çok daha zor yanar.
  8. Dizel -20 gibi derecelerde donmaktadır. Bu nedenle ülkemiz gibi soğuk havaların da görüldüğü yerlerde özellikle sabahları araçları çalıştırmak zor olabilir.
  9. Dizel araçların ilk alış fiyatının ve bakım maliyetinin de benzine göre bir miktar daha pahalı olduğunu da belirtmeden geçemeyelim.
Tabii sürekli duyacağınız o cümleyi de buraya bir dip not olarak ekleyeyim "kısa mesafeli kullanımlar için benzin, uzun yol için dizel daha iyidir" :)
Devamını Oku

Röportaj #14 İdilob.com

Bu haftadaki röportajımı da www.idilob.com blogunun yazarı  İdil Öztürk Başara ile yaptım. Verdiği cevaplar için bir kez daha teşekkür ediyorum :). 


Blog Yazmaya Nasıl Başladınız?

Blog yazmaya iş yerimde aldığım sosyal medya eğitiminin ardından başladım.  Wordpress bazlı blog açmayı öğrendiğimiz bir ders esnasında blogumun ismi, konusu, amacı hepsi bir anda şekilleniverdi. İlham perisi geldi de diyebiliriz. Tam da bu sırada çok yakın bir arkadaşım;  marka yaratımı, yazı yazma, halkla ilişkiler vs. konularında aslında çok daha başarılı olacağımı önermişti. Böylece nasıl olduğunu ben bile anlayamadan idilob ortaya çıktı.

Herkese Blog Yazmayı Önerir Misiniz?

Herkese değil ama yazı yazmayı, hayatı paylaşmayı seven samimi ve içten kişilere öneririm. Eğer bunu bir para kazanma aracı olarak görüyorlarsa hiç boşuna zamanlarını harcamasınlar çünkü öyle bir şey olmuyor :) Gerçekten de zaman ve emek istiyor. Teknolojiyi takip etmek, seo uyumlu olmak ve bu arada içinden de geldiği gibi yazmak. Benim para kazanmak yada ünlü olmak gibi bir derdim yok ama yazmayı çok seviyorum ve paylaşmayı. O yüzden de blog yazmak bana keyif veriyor.

Blog Yazarken Karşılaştığınız Sorunlar Nelerdi?

Teknoloji ile aram pek iyi olmadığı için genelde teknolojik sorunlar yaşadım.  Bir keresinde bir güncelleme gelmişti ben de düğmeye basıp, güncellemeyi kabul etmiş bulundum. Bütün yazılarım gitti, ortalık bir anda karıştı. Ağlamaklı oldum, ne yapacağımı bilemedim neyse biraz kurcalayıp, sağdan soldan destek aldıktan sonra düzeldi.

Çevrenizde Başka Blog Yazan Var Mı? 

Blog yazan arkadaşlarım var. Sanırım biraz etkim oldu ancak onlar da benim gibi sadece yazı yazmayı sevdikleri için blog yazıyorlar. Yaptığın işi severek yapmak, yaparken keyif almak çok güzel bir şey.

Yazılarınızı Yazarken Dikkat Ettiklerinizden ve Hazırlığınızdan Kısaca Bahseder Misiniz?

Genelde içimden geldiği gibi samimiyetle,  kızımla , ailemle, işimle ilgili yazmaya çalışıyorum. Uzmanlık gerektiren yazılarda mutlaka uzmanından destek almaya çalışıyorum. Özellikle kendi yaşadıklarımı paylaşıp, bu konuda okuyucularımın da fikirlerini ve önerilerini almayı seviyorum. Yazılarımın mümkün olduğunca neşeli olmasını istiyorum. İnsanların yeterince üzüntüsü, derdi varken bizim hayatımızı okurken yüzlerinde bir gülümseme belirmesini yada herkesin aynı hayat gayesi içinde olduğunu fark etmelerini, yalnız olmadıklarını görmelerini istiyorum.


Konular genelde bir anda şekilleniyor bazen bir itiraf yazısı, bazen bir yardım talebi bazen de uzman destekli yazı şeklinde blogda yerini buluyor :)




İdil Öztürk Başara'a verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizde Röportaj vermek isterseniz Buradaki formu kolaylıkla doldurup bana yollayabilirsiniz. Yazınız yayınlandığında sizi e-posta ile bildireceğim :)
Devamını Oku

Nitrux Os İnceleme


 Bugün de Ubuntu tabanlı KDE arayüzlü Nitrux OS'u inceliyoruz. Nitrux Os renkli tasarımı, kullanımı kolay arayüzü, birbirinden farklı özelleştirme seçenekleri ile en tercih edilesi dağıtımlar arasında yer alıyor.

İlk Bakış:

Özellikle daha önce herhangi bir Linux dağıtımı kullandıysanız Nitrux size oldukça sade ve kullanışlı geliyor. Hiç bir işlemi yaparken zorlanmıyor, sürekli kullanıyormuşsunuz gibi hemen sizi içine çekiyor. 

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamalar konusunda çok bonkör davranmasa da ihtiyacınız olacak bir çok uygulamayı da size sunuyor. Bunun yanında istediğiniz her uygulamayı indirebileceğiniz bir mağazası da yer alıyor. İnternet tarayıcısı olarak Chromium, video oynatıcı olarak da VLC Player'in yüklü olarak gelmesi ise olumlu yönlerinden birkaçı.

Sürücüler:

Drvilerler konusunda ubuntu tabanlı olması nedeni ile hiç bir sorun çıkmıyor. Bir kaç tıklama ile kolaylıkla sistem için gereken sürücüleri kurabiliyorsunuz. 

Kişileştirme:

Kişileştirme seçenekleri olarak bize bir çok masaüstü teması, fare imleci, renk ayarları, ikon ayarları gibi ayarları sunuyor. Bunların yanında tabii ki masaüstünü istediğimiz gibi özelleştirme seçeneğimiz de bulunuyor. Bu konuda Nitrux ile sorun yaşamayacağınızı söyleyebilirim bunun yanında Latte Dock'un da kurulu olarak gelmesi kişileştirme ve özelleştirme anlamında çok daha fazla seçeneğiniz olmasını sağlıyor. 

Kullanışlılık:

Kullanışlılık bakımından gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle daha önce de Linux ile tecrübeniz olduysa çok rahatlıkla kullanabileceğiniz bir sistem. Çok kısa sürede alışıyorsunuz ve menüleri çok karışık olmadığı her aradığınızı size kolaylıkla sunduğu için kısa sürede adapte oluyorsunuz.  Gayet renkli arayüzü sayesinde de kendinizi daha rahat hissediyor  ve kolaylıkla alışabiliyorsunuz. Özellikle farklı bir işletim sisteminden geçecekleri için bu anlamda oldukça başarılı olduğunu söylemekte fayda var.

Performans:

Nitrux'u uzun süre kullanmadım fakat bir kaç oyun ve genel günlük kullanım testlerinde donma, takılma, kasma vb gibi durumlar yaşamadım. İntenrette kullanıcıların yorumlarına da bakarak şunu söyleyebilirim "gerekli sistem gereksinimlerini karşılayan her bilgisayarda" gayet hızlı çalışıyor. Günlük kullanım için fazlası ile yeterli bir performansı bize sunuyor.

Olumsuz yanları:

  1. Çok biliniyor olmaması.
  2. Türkçe çeviri ile ilgili problemlerin olması.
  3. Türkçe bir sitesinin olmaması.







Devamını Oku

Yorumlar ve Seo

Yorumların biz blog yazarları için önemine Yorumlar neden önemli adlı yazımda değinmiştim ve kısaca özetlersek;

  1. Neler yazacağımıza bu yorumlarla karar verdiğimize.
  2. Bize mutluluk verdiğine.
  3. Yaptığım işi daha da severek yapmamıza yardımcı olduğuna.
  4. Hangi yazılarımızın daha çok ilgi gördüğünü anlamamıza yardımcı olduklarını söylemiştim.
Bu yazımda ise işin biraz teknik boyutuna geçip yorumların seo üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim.

Yorumlar ve Seo

Bildiğiniz gibi seo ile ilgili yazılarımda vurguladığım en önemli noktalardan birisi de devamlılıktı. Devamlılık olması, düzenli olarak içerik girilmesinin arama motorlarının hoşuna gittiğini böylelikle üst sıralara çıkmamızın kolaylaştığını ve seo puanımızın yükseldiğini anlatmıştım. Aslında yorumlar da tam burada devreye giriyor ve eski yazılarınıza gelen yeni yorumlar o sayfanın yeniden indekslenmesini sağlıyor. Böylelikle sayfaya her yeni yorum geldiğinde arama motorları sayfayı tekrar, tekrar indeksliyor. Böylelikle hem yorumda geçen kelimelerde de çıkma ihtimaliniz artıyor, hem de arama motorları sitenizin süreli güncel olduğunu düşünüyor. Maddelerle özetlemek gerekirse;
  1. Sayfanız tekrar indexlenir.
  2. Yorumda geçen kelimelerde arama yapıldığında çıkma ihtimaliniz artar.
  3. Arama motorları sayfayı sürekli güncel olarak yorumlar.
  4. Arama motorları sitenize düzenli olarak giriş yapıldığını ve kullanıcıların sayfanıza ilgi duyduğunu görür.
Böylelikle seo'nun en büyük amacı olan aramam motorlarında yükselmede bize büyük bir rol oynar. 

Yorum Yapana Faydaları:

Burada yorum yapanın da karlı çıkacağını da unutmamak gerekir. Özellikle WordPress sitelerinde yorum yaparken bildiğiniz gibi blogumuzun adresini de paylaşıyoruz. Böyelikle backlink'de elde etmiş oluyoruz. Yani sadece yorum yapılan site değil yorum yapan kişi de kazanmış oluyor :) Sadece backlink ile de değil eğer yorum yaptığınız site çok indekslenen bir site ise sizin de siteniz dolaylı yollarla indekslenmiş oluyor.
Devamını Oku

Run Flat Lastik Nedir? Olumlu ve Olumsuz Yönleri Nelerdir?

 Run Flat lastikler artık bir çok araba da karşımıza çıkıyor.  Run Flat lastiklerin en büyük özelliği patlak olsalar bile belli bir hızın üzerine çıkmadığınız sürece sizi en azından en yakın tamirciye gidebileceğiniz kadar da olsa yol alma imkanı sunmasıdır. Yani patlak olarak da yola devam edebilmesidir. Bunun bir diğer iyi yanı da otomobil üreticileri Run Flatlar sayesinde yedek stepne derdinden kurtulup ufak bir tamir kiti ile kolaylıkla büyük bir maliyetten kurtuluyor olması.

Run Flatın Olumlu Yanları:

  1. Yolda lastik değiştirme derdiniz kalmaz.
  2. Yedek stepneniz yoksa belli bir kilometre daha yola devam edebilirsiniz.

Olumsuz Yanları:

Tabii ki patlak bir lastikle yola gitme fikri çok iyi gelebilir. Fakat bunun olumsuz yanları da yok değil. Bunlar;
  1. Run Flatların yanak kısımlarında ekstra demir parçalar olduğu için konforda düşüş olur.
  2. Yine birinci maddeki sebeple yol gürültüsü artabilir.
  3. En önemlisi ise Run Flat her arabaya takılamaz. Bunun için aracınızda belli donanımların olması gerekir. Bu nedenle Run Flat ile gelmeyen araçlarda Run Flat kullanmanız aracınıza zarar verebilir. 
Run Flat lastikler işe yarar lastikler olsa da özellikle aracınız ile uyumlu değilse asla kullanmamalısınız. Aracınızın donanım listesinde Run Flat lastik var ise o zaman kullanmalısınız. Bunun yanında bir miktar konforu azaltacağı ve ses seviyesini artıracağını da unutmamalısınız :)
Devamını Oku

Röportaj #13 Papatyaski.com

Bu haftadaki röportajımı da www.papatyaski.com blogunun yazarı  Sıla Dursun ile  ile yaptım.Verdiği cevaplar için bir kez daha teşekkür ediyorum :). 



Blog Yazmaya Nasıl Başladınız?

Öncelikle 90 doğumluyum ve lise yıllarımdan bu yana aktif blog okuyan biriydim. Özellikle kadın bloglarının sıkı takipçisiydim ve uzaktan onların hayatlarına dokunmak, mutluluklarına şahit olmak, yıllar geçtikçe evlendiklerini, hamileliklerini görmek beni içten içe heyecanlandırırdı. 'Bir gün bende defterlerim yerine buralara yazacağım hayallerimi, hayatımı ' der heyecanlanırdım.. İnanın en büyük tutkularımdan biridir okumak ve yazmak.. Yakınımdaki herkes bilir bunu, görsel sanatlara da, fotoğraf çekmeye de düşkünümdür. Hal böyle olunca derin bir araştırmaya girdim ve eşimin desteği ile ilk göz ağrım, bebeğim www.papatyaski.com sayfasını açıverdim :)



Herkese Blog Yazmayı Önerir Misiniz?

Eğer bu hayata 'yazılı, görselli' hatıralar bırakmak, bildiklerinizi başkaları ile paylaşmak ve en önemlisi sürekli okumak, yazmak size göreyse kesinlikle öneririm :)



Blog Yazarken Karşılaştığınız Sorunlar Nelerdi?

Blog yazmayı çok seviyorum, karşılaştığım büyük bir sorun yok, seo ayarlarının, algoritmaların sürekl değişmesi bazen can sıkabiliyor, ama okundukça motive kalıyorum :)



Çevrenizde Başka Blog Yazan Var Mı? 

Yakın çevremde yok, fakat bu mecrada çok tatlı blog yazarı kadın dost edindim:)



Yazılarınızı Yazarken Dikkat Ettiklerinizden ve Hazırlığınızdan Kısaca Bahseder Misiniz?

En çok samimiyeti, doğallığı, dürüstlüğü seviyorum ve dikkat ediyorum. Örneğin bir ürün marka tarafından gönderilse bile beğenmediysem bunu belirtiyorum.


Seo ayarlarına dikkat ediyorum, ayrıca güncel konulara değinmeye çalışıyorum.



Sıla Dursun'a verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizde Röportaj vermek isterseniz Buradaki formu kolaylıkla doldurup bana yollayabilirsiniz. Yazınız yayınlandığında sizi e-posta ile bildireceğim :)
Devamını Oku

Dofollow ve Nofollow Nedir?

 Basitçe anlatmak gerekirse DoFollow link verdiğiniz siteye yararlı, NoFollow ise etkisizdir. Şöyle ki bir siteye link verdiğinizde verdiğiniz sitenin kalitesine göre sizin seo puanınız, sizin sitenizin kalitesine göre de linki verilen sitenin seo puanı artar veya azalır. Eğer NoFollow olarak verirseniz (ki bu standart olarak "<a href="https://www.aliytrklkmz.com">Ali Yatarkalkmaz</a>" şeklinde olan linklerdir, yani ekstra bir şey yapmanıza gerek yoktur. ) verdiğiniz siteden sizin siteniz, sizin sitenizden de o site etkilenir ve puanı olumlu/olumsuz değişir. Fakat NoFollow olarak verirseniz ne siz ondan ne de o sizden etkilenir.  Bu nedenle blogunuzda veya sitenizde verdiğiniz tüm linklerin NoFollow olması aslında sizin faydanıza olacaktır. Tabii reklam alıyorsanız ya da tanıtım yazıları paylaşıyorsanız bunları verenler de bunları bildiği için mecbure DoFollow olarak eklemenizi isteyeceklerdir.

DoFollow ve NoFollow Link Nasıl Yapılır?

DoFollow için ekstra bir şey eklemenize gerek yoktur. Standart olarak verdiğiniz linkler DoFollow'dur. Yine de göstermek gerekirse;
<a href="http://www.aliytrklkmz.com">Ali Yatarkalkmaz</a> 
Bir DoFollow link örneğidir. Eğer linki NoFollow olarak eklemek isterseniz de linke "rel="nofollow" tagını eklemelisiniz. Yine örnekler gösterecek olursak;
 <a href="http://www.aliytrklkmz.com" rel="nofollow >Ali Yatarkalkmaz</a> 
Şeklinde eklemeniz gerekmektedir.

Hangisi Nerede Kullanılmalı?

Aslında bunun cevabını yukarıda da verdim fakat bir kez daha söylemek gerekirse sitenizdeki bütün linklerin NoFollow olması sizin karınıza olacaktır. Böylelikle link verdiğiniz sitelerin iyi ya da kötü olması sizi etkilemeyecek aynı şekilde sizin iyi ya da kötü olmanız da onları etkilemeyecektir. Fakat tanıtım yazılarında bulunan linkler, banner reklamlarda bulunan linkler vb'de mecburen DoFollow olarak eklemeniz gerekmektedir aksi hale reklam amacına ulaşamayacak ve gerek backlink gerekse de seo anlamında reklam verene hiç bir katkı sağlamayacaktır.

 

Devamını Oku

Dizel Partikül Filtresi (DPF) Nedir? Nasıl Temizlenir?

  Dizel araçların hayatımıza sıkça girmesi ile duymaya başladığımız parçalardan biri de dizel partikül filtresi oldu. Özellikle ağır vasıtalarda daha sık duyduğumuz bu parça nedir ne işe yarar?


Dizel Partikül Filtresi Nedir? 

Dizel partikül filtresi adından da anlaşılabileceği üzere dizel yakıtın içindeki doğaya zararlı olan partikülleri tutmakla görevli olan bir filtredir. Doğaya verilen zararı azaltmak için dizel yandıktan sonra ortaya çıkan bu zararlı parçaları tutar.

DPF Nasıl Temizlenir?

DPF dediğimiz parça kendi kendini temizleyebilen bir yapıya sahiptir. Bunu da egzoz sıcaklığı belli bir dereceye ulaşınca bu zararlı partikülleri bu sıcaklıkta yakarak yok eder. Fakat burada dikkat etmeniz gereken aracınızın kullanım kılavuzunda yer alan bilgileri göz önünde bulundurarak aracınızı belli zamanlarda devirli olarak kullanarak egzoz sıcaklığının artmasını sağlamaktır. Bunun yanında bazı araçlar DPF'yi belli zamanlarda kendileri de temizler. Bunu eğer rölantiniz yükseldi ise, egzozun kokusu değişti ise anlayabilirsiniz. Bu gibi DPF'nin kendini temizlediği durumlarda aracı kapatmamamız önem arz ediyor. Tabii bu yöntemlerden hangisini kullanmanız gerektiğinin cevabı kullanım kılavuzunuzda yatıyor.

DPF Işığı Sönmüyor:

Eğer DPF kendini temizleyemeyecek kadar tıkandıysa bunu yetkili bir servise uğrayarak temizletmeniz gerekmekte aksi halde aracınıza zarar gelebilir, çekişten düşebilir ve en önemlisi çevreye daha fazla zarar vermeye başlarsınız. Bu nedenle bir kez daha vurgulamak gerek hemen bir servis yolunu tutun.

DPF'nin kendini temizlemesine izin vermez, sürekli düşük devirlerde kısa kısa aracınızı kullanırsanız bu durumla karşılaşma ihtimaliniz artar. Bunun yanında kalitesiz bir yakıt kullanıyorsanız da bu da DPF'nin çok hızlı tıkanmasına neden olacaktır.  Bu nedenle aracınızı kullanmadan önce kullanım kılavuzunu okumanız sizin için büyük fayda sağlayacaktır.


Devamını Oku

Röportaj #12 Semih Çelikoğlu

Bu haftadaki röportajımı da  Semih Çelikoğlu ile  ile yaptım. Kendisi şu anda YouTube ile de uğraşıyor kanalına buradan ulaşabilirsiniz. Verdiği cevaplar için bir kez daha teşekkür ediyorum :). 


Blog Yazmaya Nasıl Başladınız?

Aslına bakarsanız şu an blog yazarlığı yapmıyorum. 2010 ile 2014 yılları arasında www.semihgeziyor.com adlı sayfa üzerinden değişik ülkelerde ve Türkiye'de yapmış olduğum bisiklet turlarını paylaşıyordum. Ancak 2014 yılında bir hata sonucu 4 sene boyunca sitede yüklemiş olduğum içeriğin tamamına yakınını kaybettim. Oldukça moralimi bozan bu olay sonrasında yazmayı bırakıp video paylaşımına yöneldim. O zamandan beri Sonsuz Olasılık adlı youtube kanalı üzerinden paylaşımlarımı sürdürmekteyim.

Herkese Blog Yazmayı Önerir Misiniz?

Oldukça zaman alan bir iş. Ancak yazmayı, paylaşımı, diğer insanlarla etkileşimi seviyorsanız ve zamanınız da varsa neden olmasın ?

Blog Yazarken Karşılaştığınız Sorunlar Nelerdi?

Blog yazdığım dönemdeki en büyük sorunum işin gücün arasında yazmaya zaman bulabilmekti. Şu an youtube üzerinden video paylaşımı da aynı şekilde zaman gerektiriyor.

Çevrenizde Başka Blog Yazan Var Mı? 

Maalesef yok.

Yazılarınızı Yazarken Dikkat Ettiklerinizden ve Hazırlığınızdan Kısaca Bahseder Misiniz?

Gezi yazıları paylaştığım dönemde hangi gezi hakkında yazacaksam o gezi sırasında çekilmiş fotoğraflara bakmak kafamda bütün hikayeyi hatırlamama gezi sırasında hissettiklerimi yazıya dökmeme fazlasıyla yardımcı oluyordu. Bisikletle seyahat ediyor olmam ve yolu sindirerek gitmem de hikayeyi bu kadar kolay hatırlayabilmeme zemin hazırlıyordu diye düşünüyorum.

Semih Çelikoğlu'na verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizde Röportaj vermek isterseniz Buradaki formu kolaylıkla doldurup bana yollayabilirsiniz. Yazınız yayınlandığında sizi e-posta ile bildireceğim :)

Devamını Oku

Google Aramalarında Nasıl Üste Çıkılır?

Arama motorlarının içinde büyük bir payla en çok kullanılan Google olduğu için sitemizin bu arama motorunda üst sıralarda çıkması sitemize büyük bir kullanıcı çekmemizi sağlar. Fakat Google'de indexlenmiş bir çok konu olduğu için üst sıralara çıkmak sanıldığı kadar kolay değildir.

1- Öncelikle kendi adınızda ilk sırayı alın!

Özellikle yeni açılmış bloglar da kendi adlarını aradıklarında bile ilk sıraya çıkamamaları en büyük problemdir. Bu nedenle ilk olarak kendi sitenizi 
n adı ile ilk sıraya çıkmaya çalışın. Daha sonra da yandaki örnekte olduğu gibi sitenizin alt sayfalarının da sitenizin altında çıkması için çabalayın. Bunun için öncelikle özgün bir alan adı seçmeye, meta etiketlerinizde sitenizin adını geçirmeye dikkat edin. Bunları yaparak kendi adınızda ilk sıraya garantilemeniz daha kolay olur.

2-Yazılarınızda Dikkat Edecekleriniz


Bu yazıyı hazırladığım tarihte en son paylaştığım yazım Endless Os incelemesi idi ve daha onu paylaşalı 2 gün olduğu halde ilk sırada yer almakta ve bana 2 günde 1000'i geçkin okumayı kazandırmış durumda  bunun nedeni ise;
  1. Daha önce Türkiye'de hazırlanmamış bir konu olması.
  2. Etiketlerinde Endless Os, Endless Os inceleme, Linux vb gibi konu ile alakalı tüm etiketlerin olması ama bunlar yapılırken de alakasız etiketler ile etiketlerin doldurulmuş olmaması.
  3. Google Search Console'ye sitenin eklenmiş ve gerekli site haritalarının yollanmış olması yer almakta.

3- Rekabeti Çok Olan Konularda Dikkat Edilcekler

Cs:Go nasıl konuşulur isimli yazım uzun yıllardır Google'de birinci sırada. "Cs go konuş", "Cs:Go nasıl konuşulur?", "Cs:Go hangi tuşla konuşulur" gibi içinde Cs:Go ve konuş geçen tüm aramalarda birinci sırada çıkmaya devam ediyor. Bura da ise bu yazının 50.000'in üzerinde görüntüleme almış olması ve tabii ki yine etiketlerinin düzenli yapılmış olması yer alıyor. Bu nedenle yazınızı ilk paylaştığınızda Sosyal medya ortamlarında paylaşmanız hem indekslenmesini kolaylaştıracak hem de çok fazla trafik çekeceği için ilk sıraya sizi yükseltecektir. 

4- Kendinize Bir Konu Belirleyin!

Öncelikle kendinize belli bir konu seçin. Örnek olarak ben kendime çok okunduğu ve yavaş yavaş ülkemizde de ilgisi artığı için Linux kategorisini seçtim. Meta taglerimide buna göre düzenleyip Linux, Linux inceleme vb gibi kelimeleri burada kullandım. Yazılarımda da inceleme, Linux inceleme, gibi anahtar kelimeleri de kullandım. Şu anda blogumda Linux ile ilgili yazdığım tüm yazılar özellikle de incelemeler direk birinci sırada çıkıyor. Hatta öyle ki yazılarımı paylaştıktan (Yukarıda ki Endless Os örneğinde görülebileceği gibi) bir kaç gün sonra hemen birinci sıraya yükseliyor. Yanda  da bunların örnekleri yer alıyor. Bu örnekleri inceleyerek ve bu yazılarımda ki etiketlere bakarak siz de örnek alabilirsiniz :)

5- Genel Olarak Yapmanız Gerekenler:

  1. Meta etiketlerinizi yazılarınıza ve belirlediğiniz konulara uygun olarak eksiksiz olarak yazın.
  2. Meta açıklamalarınızı eksiksiz yapın.
  3. Yazılarınızda etiketler kullanmaya özen gösterin ve bunları yazınıza uygun olarak belirleyin.
  4. Sitenizi Google Search Console'ye ekleyin.
  5. Pingleme servislerini kullanarak sitenizi pingleyin.
  6. Yazılarınızı ve sitenizi farklı bloglarda, sosyal medya platformlarında, forum sitelerinde paylaşın. Böylelikle backlink sayınızı artırmış ayrıca Google'nin sitenizi pingleme süresini kısaltmış olursunuz.
  7. En önemlisi özgün olun. 
  8. Yazılamayan ama aranan yazılarda yazmaya çalışın. Güncel konuları sıkı takip edin bu konularda yazılar yazmaya çalışın.
  9. Yazınızı yazmadan önce o konuda diğer siteler ne yazmış diye bakın. Onlardan daha fazla bilgi sunmaya çalışın. Bunu yaparken yanlış bilgiler sunmamaya, farklı sitelerden kopyala yapıştır yapmamaya dikkat edin :)






Devamını Oku

Elementary OS 5.0 Beta İnceleme

Elementary os benim en severek kullandığım ve blogumda da en çok okunan dağıtım incelemelerinden birisi. Gerek Mac Os benzeri teması, gerek sade ve kullanıcı odaklı yapısı ile Linux severlerin en sevdiği dağıtımlardan biri. Fakat çok yavaş güncellemesi ve yeni sürümü için yıllarca beklemeniz en kötü yanlarından biri. Bu nedenle bu yeni sürümünün onu sevenleri çok heyecanlandıracağını tahmin edebiliyorum. Hemen uzatmadan incelememize geçelim.


İndirme:

Eğer sizde indirip kendi bilgisayarınızda denemek isterseniz Elementary'nin kendi sitesinden indirebilirsiniz. Ücretsiz olarak indirip, kurarak deneyebilirsiniz. Fakat burada bunun bir beta sürüm olduğunu ve sorunlar ile karşılaşabileceğinizi belirteyim.



İlk Bakış:

İlk bakışta yani sistemi ilk açtığınızda pek de umduğunumu bulamadığımı söyleyebilirim. Bir önceki sürüm 0.4.1'den farkı yok denebilir. Bu nedenle görsel bir yenilik bekliyorsanız bunu bulamayacağınızı belirteyim. Bunu belirtirken de bunun bir beta sürüm olduğunu ve finalde her şeyin değişmiş olabileceğini de ekleyeyim.



Performans ve Sürücü Desteği:

Performans olarak daha kararlı bir sürüm olmadığı halde gayet akıcı çalışıyor. Takılma donma gibi sorunlar olmuyor. Sürücü desteği konusunda da Ubuntu 18.04 temellerine dayandığı için hiç bir problem çıkmayacağını belli ediyor.


Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamalar konusunda da bir yenilik yok bir önceki sürüm (0.4.1) ile aynı uygulamalar ile geliyor. Fakat Elementary'in kendine ait uygulamalarında ufak tefek güncellemeler bulunuyor.


Yenilikler:


Sabahtan beri fotoğraflara bakıyoruz, anlattıklarına bakıyoruz çoğu şey aynı değişen hiç mi bir şey yok derseniz tabii ki var;
  1. İlk olarak not defterinde büyük bir değişikliğe gidilmiş ve başta adı tüm özellikleri yenilenmiş. Artık kod yazmak için de gayet rahat kullanılabilecek bir hal almış.
  2. Mağazasında bir kaç yenilik olacak. Fakat şu anda bazı uygulamaların bile mağaza da olmadığını belirtmemde fayda var. Final sürümünde bu yenilikleri daha iyi görebileceğiz.
  3. Ubuntu 18.04 ile gelen temel bazı özellikler tabii ki Elementary'e de aktarılmış.
  4. Görsel olarak belki de en önemli değişiklik artık tema masaüstü arka planı ile uyum sağlıyor ve üst menü eskisi gibi tek renk olarak durmuyor. Arka plana göre renk değiştirebiliyor. Yani şeffaf bir yapıya sahip.
  5. Gece ışığı dediğimiz mavi ışık filtresi getirilmiş.
  6. Uygulama izinleri ile ilgili yenilikler yapılmış.
  7. Yeni animasyonlar eklenmiş.
Yani kısaca yenilikleri özetleyecek olursak görsel iyileştirmelerden çok işe yarar güncellemeler, kararlılık için yenilikler ve uygulamaların özelliklerinde büyük çaplı yeniliklere gidilmiş olarak bakmak mümkün. Yeni bir sürümden çok aslında büyük bir güncelleme olarak ele almak da mümkün. Bunun yanında  kurulum arayüzünde de bir kaç değişikliğe gidildiğini, görsel olarak bir kaç iyileştirme yapıldığını da belirteyim. Hattar belki de sistemd en çok değiştiğini hissettiren kısım da bu oluyor :)

Son Sözler:

Ubuntu 18.04'ün bize sunduğu çoğu yeniliği bünyesine dahil ederek ve bunun üzerine kendi uygulamalarında da yeniliklere gidilerek çok daha kullanışlı bir sistem oluşturulmuş.  Bunun yanında çok bir görsel değişim sunulmazken görsel olarak sayılabilecek bir kaç yeni animasyon sisteme eklenmiş ve panele de saydamlık gelmiş. Yazımda da belirtiğim gibi buna yeni bir sürümden çok büyük bir güncelleme olarak bakarsanız sistemi kurduğunuzda daha mutlu olabilirsiniz. Büyük bir değişiklik bekleyerek yeni sürümü kurarsanız pek de umduğunuzu bulamayabilirsiniz. 

Elementary her zaman olduğu gibi sade, hızlı ve kullanışlı yapısı ile hayatına devam ediyor. Yeni başlayacak kullanıcılar için ve uzun zamandır Linux kullananlar için iyi bir tercih. Yine yeni başlayacaklar için Ubuntu 18.04 üzerine inşa edilmiş olması da gerek çıkan sorunları çözmelerinde, gerekse de kararlılık konusunda bir adım daha öne çıkarıyor Elementary'i.



Dikkat:

Yazımın bir çok yerinde de belirtiğim gibi bu bir beta sürüm ve hem mevcutta bilinen bir kaç hatası var hem de siz kullanırken sorunla karşılaşma ihtimaliniz var. Bu nedenle bu konularda tecrübeli biri değilseniz beta sürüm kurmayıp final sürümü beklemenizde fayda var. İllaha kurup denemek isterseniz de bunu kendi bilgisayarınıza kurarak değil de bir sanal makineye kurarak yapmanız faydanıza olacaktır.


Güncelleme:

  • Yazımı hazırladıktan 1-2 saat sonra gelen güncelleme ile mağazadaki uygulama azlığı sorunu gitti ve tüm uygulamalar görünür oldu. Bunun yanında trendler ve son güncellenenler adında iki kısım daha sisteme eklendi.
Devamını Oku