Ağustos 2018 - Aliytrklkmz
 Arabalarımız ile zaman zaman uzun yolculuklara çıkabiliyoruz. Bu uzun yolculuklarda da gerek araç sağlığı gerekse de bizim sağlığımız için aracı gözden geçirmemizde fayda var. Aksi halde yolda kalabilir, istenmeyen kazalara sebep olabilir veya aracımızla ilgili büyük maddi sorunlara yol açabiliriz.

Yolculuk Öncesi Ne Yapılmalı?

İlk olarak düzenli bakımlarını yaptırmıyorsanız mutlaka bakımlarını yaptırarak yola başlayın. Bunun yanında motoru, lastiklerinizi, yağ ve suları kontrol edin. Bunlarda bir eksiklik olmadığından emin olun.
Bunların yanında aracınızda teknik bir hata olmamasına dikkat edin. Her türlü lastik patlamasına karşı yanınızda stepne veya tamir kiti bulundurun.

Yolculukta Dikkat Edilecekler

Yolculuk sırasında aracı fazla devirli kullanmamaya, yolda kaliteli yakıtlar kullanmaya, çok uzun yol gidilecekse ara ara molalar verip hem aracı hem de kendinizi dinlendirmeye dikkat edin.

Yolculuk Sonunda Yapılacaklar

Eğer ciddi anlamda uzun bir yolculuktan döndüyseniz aracnızın genel kontrolünü tekrar yapıp, eksilen su vb varsa bunları tamamlayın. Bunun yanında yine motor yağınızı, teknik aksamları kontrol edin. 

Arabayı Uzun Yolculuğa Hazırlama

Knoppix şimdiye kadar incelediğim dağıtımlardan baya bir ayrılıyor. Çünkü bu diğer dağıtımlar aksine usb bellek üzerinden çalışmak için yapılmış ve aklınıza gelebilecek bir çok programı üzerinde barındıran bir dağıtım. Böylelikle işletim sisteminizi ve işinize yarabilecek onlarca programı da yanınızda taşıma fırsatınız oluyor.  Bunun yanında Lxde, Gnome ve Kde seçenekleri ile açılma imkanını size sunuyor. Ben testlerimi varsayılan olarak açılan Lxde ile yaptım.  Tabii bunun yanında diğer masaüstü ortamlarına da girdim ve sizin için de bunlardan da yazıma bir kaç adet resim ekledim.

İlk İzlenim:

İlk izlenim olarak size eski bir işletim sistemini kurmuşsunuz gibi hissettiriyor. Tabii ki bu izlenim kısa sürüyor ve menüleri biraz dolaştıktan sonra görüyorsunuz ki işinize yarayabilecek tüm araçların bulunduğu bir ortama düşmüş bulunuyorsunuz. İstediğiniz masaüstü ortamı ile açıp kullanabileceğiniz, en ufak bir arava ihtiyacınız olduğunda kurmadan kullanabileceğiniz bir usb belleğe sahip olmuş oluyorsunuz. Özellikle sürekli müzik araçları, dvd-cd yazma vb araçları ya da aklınıza gelebilecek herhangi bir işle uğraşıyorsanız ve kendi bilgisayarınızı yanınızda taşıma imkanı bulamıyorsanız knoppix'i bir usb'ye çekip yanınızda götürebileceğiniz izlenimini size sunuyor. 

Neler Yüklü Geliyor?

Aslında bu soruyu neler yüklü gelmiyor diye yapsam daha az yazmak zorunda kalırdım çünkü işinize yarayacak - yaramayacak onlarca program ve araç yüklü olarak geliyor. Ne kadar çok uygulamanın yüklü olarak geldiğini 4.2 gb boyutundaki iso dosyasından da anlayabiliyorsunuz. Yine de nelerin yüklü olarak geldiğinden kabaca bahsetmek gerekirse aşağıdan bir kaç menünün fotoğrafını sizlere eliyeyim. Şunu da ekleyeyim ki bunlar yarısı bile değil. Kısaca ne kadar çok olduğunu özetlemek gerekirse şöyle özetleyebilirim ki bir dağıtımın depolarında bulabileceğiniz neredeyse tüm programlar kurulu olarak geliyor. 



Performansı:

Performans olarak Lxde ortamında kusursuz çalışıyor. Tüm uygulamalar en ufak donma kasma olmadan açılıyor, kullanılıyor. Tabii burada usb belleğinizin de önemli olduğunu eklemem gerek. Eğer ortalamanın biraz üstünde usb bellek ile kullanırsanız akıcı bir işletim sistemi sizi bekliyor. Şunu da unutmadan söylemeliyim ki bu anlattığım akıcılık maalesef Gnome'de kalmıyor. Gnome'nin ağır yapısı burada da kendini gösteriyor bu nedenle Lxde ile kullanmanız faydanıza olacaktır. 

Özetle:

Bu işletim sistemlerine diğerlerine yaptığım gibi bir inceleme yapmanın çok da adil olmadığını düşündüğüm için diğerleri ile aynı maddelerde incelemeyeceğim. Knoppix amacını düşünürsek tamamen bu yönde dediğini karşılayan bir işletim sistemi. Bunun yanında ufacık bir usb belleğe onlarca araç sığdırmış ve bunları hiç bir kurulum yapmadan kullanmış oluyorsunuz. Bu nedenle zaten böylesine taşınabilir bir "işletim sistemi" arıyorsanız çok da bir çareniz kalmıyor ve Knoppix bunların içinde en iyisi olarak öne çıkıyor.

Daha da özet geçmek gerekirse amacı göz önünde bulundurulduğunda Knoppix gerçekten muhteşem. 

Knoppix Linux İnceleme

Blogumda çoğunlukla Debian arada bir de Arch tabanlı dağıtımlar dışında farklılık arayanlar için pek de bir seçenek olmadığını fark ettim. Bunun sonucunda da inceleme takvimimi biraz değiştirerek Fedora'yı öne alma kararı aldım. Fedora girişten de anlayabileceğiniz gibi kendi tabanını oluşturmuş bir dağıtım. Fedora bir çok masaüstü ortamı ile kullanılabilir durumda ben ise Gnome ortamında testlerimi yaptım. Sürüm olarak ise son sürüm olan 28 Workstation'u kullandım. (Workstation kafanızı karıştırmasın son kullanıcı için olan sürümü bu :) )

Kurulumu:

Kurulumu standart bir Linux ile çok da farklı değil. Hatta çoğu dağıtıma göre daha sade, çok daha az soru ile kafa karıştırmadan kurulumunu yapıyor. Kurulum dili tamamen Türkçe ve en ufak bir çeviri sorunu ile de karşılaşmadım. Bu nedenle kolaylıkla ilk defa kuracak olanlar bile kurup, kullanabilir. 

Kurulum süresine bakacak olursak da onun da standartın biraz üzerinde (tabii benim denemelerimde ulaştığım sonuç) olduğunu gördüm. Tabii bu fark saatlerce süren bir fark değil diğer dağıtımlara göre 5-10 dk daha geç kuruluyor. 

İlk İzlenim:

Daha önce hiç Fedora kullanmamıştım. Bu nedenle gerçekten benim için de yeni bir tecrübe, yeni bir tat oldu. İlk izlenimim olarak tabii ki Gnome arayüzünü kullandığı ve artık çoğu dağıtımda Gnome kullandığı için büyük bir yabancılık çekmedim.  İlk defa Linux kullanacaklar veya farklı bir dağıtımdan Fedora'ya geçeceklerinde pek zorlanmayacağını düşünüyorum.

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Yüklü gelen uygulamalar konusunda gerekli olanlar dışında çok da bir şey sunmuyor. Bir Endless os gibi aklınıza gelebilecek her şey kurulu olarak gelmiyor. Fakat bunun olumsuz bir özellik olarak kabul edemeyeceğim çünkü yazılım mağazası sayesinde istediğiniz uygulamaları kolaylıkla kurabiliyorsunuz. Bu nedenle az sayıda uygulama gelmesi hem düşük kapasiteli hdd'niz veya ssd'niz varsa bunun daha az kullanılmasına hem de iso dosyasının küçük olmasına büyük fayda sağlıyor.

Performans ve Sürücü Destekleri:

Önce sürücü desteğinden başlayacak olursak standart olarak Linux'ün faydasını burada da görüyoruz ve sürücü konusunda sorun yaşamıyoruz (tabii her yazımda belirtiğim gibi "oyuncu" ekipmanları gibi komplike donanımlarınız, ışıklı cihazlarınız yoksa). 

Fakat perfomans konusunda anlamadığım bir yavaşlık vardı. Ara ara takılmalar gördüm. (Sanal makinede bu zaten inanılmaz düzeyde idi bunun yanında bilgisayarıma kurup denediğim bir hafta boyunca da ara ara takılmalar ile karşılaştım). Açıkçası bunun sebebini bulamadığım için bu konuda iyi / kötü bir yorum yapamayacağım. Fakat her bilgisayarda bu sorunu yaratıyor ve bu kadar kasıyorsa maalesef bunu eksi hanesine yazmak durumundayım. 

Özelleştirme Seçenekleri:

Özelleştirme seçenekleri konusunda Gnome'nin bize sundukları dışında farklı bir araç (bazı dağıtımlarda olan Tweak vb gibi) bir araç sunulmamış. Tabii bunun yanında standart olarak yazı tipi vb ayarları kendi ayarları içerisinde  yer alıyor. Fakat fazla bir özelleştirme yapmak istiyorsanız bunun için kurulu olarak gelen bir araç olmadığını da bir kez daha belirteyim.




Fedora İnceleme

 Bilgisayarların fiyatlarının her geçen gün artmasından dolayı aldığımız bir ürünü uzun yıllar kullanmak istiyoruz. Bunun için de bilgisayarımıza düzenli bir bakım yapmamız gerekiyor. Bakım denilince akla bir çok şey geliyor, bir çok yerde bir çok bilgi dolaşıyor. Ben de bu yazımda tüm bu bilgileri derleyip bilgisayarınızın sizin yükünüzü uzun yıllar sorunsuz bir şekilde çekebilmesi için neler yapabilirsiniz bunlara değineceğim. Tabii bunda sadece bakım nasıl yapılır neler yapılmalıdır değil bunun yanında kullanırken de nelere dikkat ederseniz sizi daha uzun süre götürür bunlara da değineceğim.

DİKKAT: Yazıya geçmeden önce biraz sonra anlatacaklarımdan bazılarının teknik bir bilgi gerektirdiğini, aynı şekilde bazılarının da bilgisayarın içini açmanız gerektirdiğini hatırlatayım. Eğer yeterince bilgiye sahip olduğunuzu düşünmüyorsanız lütfen bilen bir kişinin yanında bu işlemleri yapınız.

Dizüstü İçin Yapılabilecekler:

  1. Her yıl düzenli olarak fanlarını ve  dışarıya açılan hava kanallarını temizleyin.
  2. En geç 2 yıl da bir termal macunlarını değiştirin.
  3. Dizüstü bilgisayarlar masaüstüne göre daha fazla ısınana cihazlar olduğu için kullanımlarınız sırasında kısa molalar verin ve bilgisayarınızın soğumasını bekleyin.
  4. Bir kaç ay da bir kasasının içini açıp tozları temizleyin.

Masaüstü İçin Yapılabilecekler:

  1. Her yıl düzenli olarak kasanın içindeki fanları temizleyin.
  2. En geç 2 yılda bir termal macun değişimi yapın.
  3. Her yıl güç kaynağınızın içini temizleyin. (mümkün ise bunu güç kaynağını açmadan yapın.)
  4. Diz üstüne göre çok daha fazla tozlanacağı için düzenli aralıklarla içindeki tozları temizleyin.
  5. Ekran kartı fanı gibi parçalara özel fanları her yıl temizleyin.
  6. Yıpranan kabloları değiştirin.
  7. Güç kaynağınızın düzenli çalışmaya devam edip etmediğini kontrol edin. Özellikle hazır aldığınız sistemlerde ki ne olduğu belirsiz güç kaynaklarına özel olarak dikkat edin.
Bilgisayarlar ve parçaları uzun yıllar dayanabilecek şekilde üretilse de bakımsızlıktan, özellikle de toz vb gibi ısınmayı artıran sebeplerden dolayı hızla aşınabiliyor. Bu nedenle özellikle temizliğine gerek masaüstün de gerekse de dizüstünde dikkat etmek ürünümüzün ömrünü ciddi şekilde artıracaktır. Bunun yanında değiştirdiğimiz parçalarda, değiştirdiğimiz kablolarda, kullandığımız termal macunda ucuza kaçmayıp nispeten kaliteli malzemeler kullanmamız da cihazımızın ömrünü çok daha uzatacaktır. 

Bilgisayarın Bakımı Nasıl Yapılır?

   Bu yazımda bir konu hakkında bilgi vermeyeceğim ya da bir inceleme yapmayacağım. Bu yazımda biraz kendi planlarımdan, biraz blogumun şu anki konumundan ve biraz da blogum geleceğe nasıl gider bunlar hakkında yazacağım.

Blogumun Şu Anki Durumu:

   İlk olarak şu anki durumundan biraz bahsedecek olursak yazıyı yazdığım tarih itibari ile bu yazımla birlikte 356 tane yazım oldu. Bu yazılarım toplamda 357 tane yorum aldı. Blogum toplamda 890.313 kez görüntülendi.  Tabii tüm bunlar 967 günde oldu bir başka değişle blogum 967 gündür yayında (01.01.2016'da kurmuştum blogumu). Yani kısaca daha neredeyse 3 yaşında yolun bir kısmını kat etse de daha çok başlarda bir bloga sahibim. 

Blogumun Gidişatı ve Planlarım:

   Blogumun gidişatının nasıl olduğunu görmek için ilk yazımdan son yazıma kadar hepsine tek tek baktım. Hangisi kaç defa okunmuş hangisine kaç defa yorum gelmiş baktım. Bunlar sonucunda gördüm ki;
  • Otomobil ile ilgili yazılarım beklediğim ilgiyi görmedi. Bu nedenle bu konularda yazmayı daha da azaltacağım ve sadece "gerçekten ilgi" çekebilecek otomobil konularında yazacağım.
  • Kendi hakkımda ve blogum hakkında yazdığım yazılar çok okunma almasa da en fazla yorum alan yazılarım bunlar. Bu da gösteriyor ki karşılıklı iletişim kurabildiğim en iyi yazılarım bunlar. Bu nedenle bu tür yazılarıma sıklık vereceğim.
  • Linux ile ilgili yazılarım, özellikle de dağıtım incelemelerim en çok okunan yazılarım arasında bu nedenle bu incelemelere ağırlık vererek ve sayılarını artırarak devam edeceğim.
  • Sosyal medya platformlarını öncelik verince yazılarımın doğal olarak daha fazla okunduğunu gördüm. Bu nedenle buralara çok daha fazla ağırlık vermeye başlayacağım.
Kısaca blogumu daha da hızlandırarak geliştirmeyi düşünüyorum.

Blogum Kaç Yıl Daha Yaşayacak?:

   Tabii bu soruya cevap vermem mümkün değil. Ama yukarıda da bahsettiğim gibi blogum 967 gündür yani 2.5 yılı geçkin süredir açık 2 yıl daha domain aldığımı da düşünürsek minimum 5 sene kesinlikle açık kalacak ondan sonra da yıllarca daha açık kalmasını istiyorum. Aslında hedefim şu anda 356 tane olan yazı sayımı 10.000'e çıkarmak. Evet bunun çok kolay olmayacağını biliyorum ama hedefim her zaman bu olacak.

Blogumun Gidişatı ve Planlarım

 Uzun zamandır aktif olarak Linux kullanan ve sürekli incelemek için farklı dağıtımları tecrübe eden biri olarak son kullanıcı odaklı olarak neler yaşadım, ne gibi sorunlar ile karşılaştım bunları sizinle paylaşmak istiyorum. Bunları paylaşmadan önce belirtmem gerek ki Linux konusunda bir uzman olduğumu ya da çok iyi bildiğimi iddia edemem. Fakat özellikle Windows'dan Linux'e geçmek isteyenler veya farklı bir işletim sistemi arayanlar için neler ile karşılaşacağını anlatan bir yazı olacak.

İlk Karşılaşma:

  Çoğu kişini yaptığı gibi Linux'e ilk girişim Linux Mint ile oldu. Linux Mint'den sonra Ubuntu'yu daha sonra da sırası ile Elementary Os ve Deepin OS'u aktif olarak kullandım. Şu anda da Elementary Os kullanmaya devam ediyorum. Bunun dışında da blogumda da incelemelerini bulabileceğiniz 15-20 tane dağıtımı incelemek için 1'er 2'şer hafta ara ile kullandım. İlk Linux'u kurduğum gün bi afallamadım değil. İlk olarak tabii ki yabancı bir platform olduğu için bi alışma süreci gerçekleşti. Fakat bu alışma sürecinin iki günü geçmediğini ve Windows kadar akıcı kullanmaya başladığımı söyleyebilirim.

  • Linux Mint ve Ubuntu'dan sonra Elementary Os ile tanıştım ve inanılmaz hoşuma gitti şu anda da hala aktif olarak kullanmaktayım. Bunun dışında da en beğendiğim diğer işletim sistemi Deepin Os oldu. Gerek arayüzü, gerek alışmasının inanılmaz kolay olması, gerekse de Linuxde olmayan bir kaç programı kendine uyarlaması ile özellikle ilk defa Linux ile karşılaşacaklar için biçilmiş bir kaftan olduğunu söylemem mümkün. 

Karşılaştığım Olumsuzluklar:

  Karşılaştığım fazla bir olumsuzluk olmadığı için olumlu taraflardan önce olumsuzlardan başlamak istedim. Yukarıda da bahsettiğim gibi ilk olarak Linux Mint ile karşılaşmıştım. Onda ilk karşılaştığım sorun ekran kartının otomatik olarak geçmediğini öğrenmem olmuştu. Tabii bunu kapalı kaynak sürücüleri kolayca kurarak kolayca halletim. Bunun dışında;
  • Adobe programlarının çalışmaması.
  • Microsoft Office programlarının çalışmaması.
  • Çok oyun oynamasam da bir kaç oyunumun Linux tarafından desteklenmemesi.
Oldu. Yani kısaca firmaların Linux'ü desteklememesi (ki bunun suçunu da Linux'e atmamak gerek diye düşünüyorum) dışında bir sorun yaşamadım. 

Fakat şunu da unutmadan belirteyim ki Gaming tarzı bir ürün kullanıyor ve bunun bazı denetimleri için bir program gerekiyorsa bu program büyük bir ihitmal ile Linux'de çalışmayacaktır. Bu nedenle özellikle Gaming tarzında bir laptopunuz varsa Linux'ü bir süre test edip böyle geçmenizi öneririm. Aksi halde ilk izleniminiz pek olumlu olmaz. 

Olumlu Yanlar:

Burada baya bir madde olacak. Linux'e geçtiğim günden beri her gün mutluluk verici yeni bir yanını keşfediyorum. Bunlara şöyle bir bakacak olursak;
  • Windows'da tek tek kurmam gereken driverlerin (ki buna klavye ışığım vb de dahil) otomatik olarak kurlu geldi.
  • Çoğu dağıtımda bulunan mağaza sayesinde hiç bir işle uğraşmadan tek tıkla istediğim uygulamaları kurabildim. 
  • Hp marka yazıcımın Windows'da 40 takla ile kurarken Linux'de sadece fişini takmamın yeterli gelmesi, bu sayede direk kullanmaya başlayabilmem. 
  • Tabii ki unutmadan eklemek gerek ücretsiz olması. Hiç bir lisans parası olmaması.
  • Özelleştirmeye açık olması, istediğim özelleştirmeleri kolaylıkla yapabilmem.
  • Çoğu dağıtımın büyük bir destek formunun olması ve internet üzerinde belki binlerce sayfalık dökümana ulaşabilmeniz. Bu sayede en ufak sorununuzda da yapmak istediğiniz en ufak özelleştirmede de istediğiniz bilgiye kolayca ulaşa bilemeniz.
  • Windows'da ki gibi zırt bırt yavaşlamaması bu nedenle sürekli formata ihtiyaç duymaması.
  • Arka planda sürekli çalışan uygulama olmaması nedeni ile çok seri çalışması.
  • Düşük donanımlarda bile akıcı çalışabilecek bir dağıtım bulunması.

Linux'e Geçmeli Miyim?

Eğer Adobe programları gibi işiniz veya okulunuz için kullanmak zorunda olduğunuz programlar yoksa veya çok oyun düşkünü bir insan değilseniz (ki artık çoğu oyun Linux'de destekliyor bunun yanında Steam'de bu konuda çalışmalara devame diyor.) bence kesinlikle geçebilirsiniz. İlk başlarda size biraz tuhaf gelebilir. Fakat kullandıkça fazlasıyla hoşunuza gitmeye başlayacak. 

Bunun yanında şunu da yazımı bitirmeden eklemek istiyorum ki asla komut satırına muhtaç bir işletim sistemi değil Linux dağıtımları. Bu nedenle çevrenizden Linux kullanmak için kodlar yazmanız gerekiyor, Linux kullanmak çok zordur gibi duyumlara asla kulak asmayın. En azından sanal makineye kurup mutlaka deneyin.

Hangi Sürümle Başlamalıyım?

Burada size aslında tüm dağıtımları önerebilirim fakat özellikle önerebileceğim iki sürüm var bunlar;

Deepin Os:

Deepin Os'un incelemesi için Deepin Os inceleme, Yeni sürümleri ile neler geldiğini görmek için de Deepin Os 15.6 Yenilikler ve Deepin Os 15.7 Yenilikler adlı yazılarıma bakabilirsiniz. 

Elementary Os:

Elementary Os'un incelemesi için de Elementary Os inceleme yazıma yeni sürümde neler geleceğini görmek için de Elementary Os 5.0 Beta İnceleme adlı yazılarıma bakabilirsiniz :)

Linux Kullanım Tecrübelerim

Bugün ki inceleme konuğum da son günlerde adını sıkça duyduğumuz Pardus oldu. Pardus'un güncel sürümü olan 17.3 XFCE sürümünü ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz. Bu yazımdan önce bir önceki sürüm olan Pardus 17.2 İncelemesini de okumanız daha iyi olacaktır. Çünkü o yazımda bahsettiğim temel konulara burada değinmeden daha çok yenilikler üzerinde duracağım.  Bunun dışında kurulumuna da buradan ulaşabilirsiniz.  Lafı daha fazla uzatmadan hemen incelememize geçelim.

Yenilikler:

Bir önceki sürüme göre gelen en büyük yenilik mağaza uygulaması oldu. Mağaza uygulaması sayesinde bir çok dağıtımda olduğu gibi bir kaç tık ile sistemimize istediğimiz uygulamaları kurabileceğiz. Bunun dışında grafiksel arayüzdeki bazı sorunlar giderildi, sistem performansını iyileştirecek yenilikler yapıldı, güvenlik güncellemeleri sisteme eklendi, varsayılan arka plan görseli değiştirildi.

İlk Bakış:

Pardus'u ilk defa kurup kullanmaya başladığınızda gayet sade bir arayüz sizi karşılıyor. Özellikle daha önce de Linux ile tecrübeniz oldu ise hiç bir zorluk çekmeden kolaylıkla kullanabiliyor ve kısa sürede alışıyorsunuz. Bu sürüm ile gelen Mağaza sayesinde bu alışma süreciniz daha da hızlanıyor ve ihtiyacınız olan uygulamaları bir kaç tık ile kolayca kurup, kullanabiliyorsunuz.


 Yüklü Gelen Uygulamalar:


 Yüklü gelen uygulamalar konusunda diğer dağıtımlar gibi günlük kullanım için olan tüm uygulamaları size sunuyor. Bilgisayarınızı günlük işlemlerde kullanacaksanız keşke şu programda olsa dediğiniz bir program olmaz. İnternet tarayıcısı olarak da Firefox yüklü geldiğini söyleyelim.


Görsellik:


Görsellik olarak gayet sade bir arayüze sahip olduğunu söyleyebilirim. Aradığınızı bulmak bir kaç saniyeden fazla sürmüyor. Fakat Deepin Os gibi veya  Ubuntu Budgie gibi fazla bir görsellik sunduğunu söylersem de yalan söylemiş olurum. Fakat tabii ki XFCE yerine DDE sürümünü kurarak Deepin Os görünümlü bir Pardus kullanmanız da mümkün. 


Performans:


Performansa olarak da gayet akıcı bir sistem. Gerek uygulamalarda, gerekse de işletim sisteminin kendi paketlerinde olsun hiç bir yavaşlık yok. Ben hem bilgisayara hem de sanal makineye (resimleri alabilmek için) kurdum ikisinde de tekrar tekrar kullandım ve donma, kasma, takılma gibi sorunlar yaşamadım. 

Pardus 17.3 İnceleme

 Genellikle on bin bakımı diye duymaya alıştığımız on bin bakımı aslında aracın periyodik bakımıdır. Aşınan yıpranan filtrelerin değişmesi, yağın yenilenmesi gibi otomobil sağlığı için gerekli olan işlemler yapılır. Adı her ne kadar halk arasında 10.000 diye kalmış olsa da araçtan araca bu bakım aralığı değişebilir hatta özellikle ağır vasıtalarda bunun çok çok daha üstünde olabilir.

Periyodik Bakımda Neler Yapılır?

İlk olarak motor yağı, yağ filtresi, hava filtresi, polen filtresi ve yakıt filtreniz değiştirilir.
Bunların yanında ön aksam, fren sistemi yürüyen sistemin kontrolleri yapılır. Eğer bu parçalarda bir sorun varsa, çalışmayan bir kısmı varsa bunlar size bildirilir ve gerekli tamirat yapılır. Kısaca otomobiliniz hem kendi sağlığı, hem sürücü olarak sizin sağlığınız hem de çevreye saçtığı zararlı partiküllerin azaltılması için gerekli parçaların bakım ve onarımı yapılır. 

Periyodik Bakım Ücretleri:

Bu konuda net bir sayı vermek mümkün değil çünkü otomobilinizin markasından, modeline, çıkan sorunlardan aracın dizel mi benzinli mi olduğuna kadar bir çok etken bu fiyatı değiştirmekte. Hatta bakımı nerede yaptırdığınız bile bu fiyatta oynama yapmaktadır. Bu nedenle aracınızın bakımını yaptıracakken iyi bir fiyat araştırması yapmanızda fayda var. Tabii fiyatın yanında servisin kalitesini de göz önünde bulundurarak kıyaslama yapmayı unutmayınız. 

On Bin Bakımı Nedir? Neler Yapılır?

İlk olarak incelemeye geçmeden şunu söylemeliyim ki bu tam bir inceleme yazısı olmayıp daha çok yeniliklere bakış olacak. Bu nedenle eğer ayrıntılı bir inceleme yazısı istiyorsanız önce Deepin Os İnceleme ve Deepin Os 15.6 adlı yazılarıma öz gezdirip daha sonra bu yazımı okumanızı tavsiye ederim. Aksi halde bu yazı size hiç ayrıntıya girilmemiş tabiri caiz ise "boş" bir yazı gibi gelebilir. Girişi de daha fazla uzatmadan yeniliklere geçelim.

Deepin Os önceki yazılarımı da okuyanların bilebileceği gibi aktif olarak kullandığım ve çok sevdiğim dağıtımlardan birisi. Bu nedenle de sürekli yeniliklerini takip etme fırsatım oluyor. Bu yeni sürümle de en başta performans artışları ve dizüstü bilgisayarlar için güç iyileştirmeleri yapılmış. Bunlar çok devasa yenilikler olmasa da kullanım sırasında hissedilebildiğini söyleyebilirim. Bunun yanında en büyük yeniliklerden biride Deepin Os İso dosyasının büyük ölçüde küçültülmüş olması. İso dosyasının boyutu neredeyse 2.5 Gb (2.34 gb) ki bu önceki sürüme ve diğer işletim sistemlerine göre oldukça iyi bir değer.

Dizüstü İçin Güç Optimizasyonu:

En büyük yeniliklerden birisi bu.  Bu sayede dizüstünüzü pil ile kullanırken çok daha uzun süre kullanabileceksiniz. Bunu yapmak için kontrol merkezinden güç tasarruf modunu açmanız yeterli. 

Bellek kullanımı:

Yeniliklerden birisi de bellek kullanımın optimize edildiği ve önceki sürümlere göre daha az kullanıldığı olarak görülüyor. Fakat önceki sürümünü de aktif olarak kullandığım için gördüm ki çok da devasa bir iyileştirme benim bilgisayarımda olmadı. Yaklaşık olarak 100 mb gibi bir tasarruf sağlıyor. Tabii bu ilk açılışta biraz daha fazla oluyor ve yaklaşık 230 mb tasaruf yapıyor (benim bilgisayarımdaki sonuçlarda. Farklı bilgisayarlarda farklı sonuçlar doğurabilir.)

Rıhtımdaki Yenilikler ve Menü:

Rıhtımda çok büyük bir yenilik yok. Sadece bir kaç animasyon ve yeni uyarılar eklenmiş fakat menüde bundan fazlası yapılmış artık diğer dağıtımlarda olduğu gibi kurulu olan uygulamaları kategoriler hallinde gösterme eklenmiş. 

Nvidia Prime:

Deepin her zaman sürücüler konusunda bence en önde giden dağıtımlardan birisi olmuştur. Bu sürümünde de yine bu liderliğini konuşturmuş ve Nvidia-Prime desteğini de bizlere getirmiş.






Bunlar dışında tabii ki kurulu olarak gelen Chrome, ofis yazılımları, Deepin'in kendi yazılımları yeni sürümüne güncellenmiş, eski sürümde yer alan hatalar giderilmiş, performans iyileştirmeleri ve güvenlik geliştirmeleri yapılmış. Fakat bunlar gözle net olarak görülemeyecek yenilikler olduğu için bunlara uzun uzun değinmiyorum. Son kullanıcı için en kolay dağıtımlardan biri olan Deepin bu yenilikleri ile de çok daha kullanışlı bir hal almış. 

Deepin Os 15.7 İnceleme

Bugün de yine yerli bir dağıtım incelemeye karar verdim ve Fux Projesinin ürünü Fux İş İstasyonu sürümünü inceleme kararı aldım. İncelemeye geçmeden önce hakkında biraz bahsetmek gerekirse Workstation(İş İstasyonu), Minimal(En Düşük Sistem) ve Server(Sunucu) olmak üzere 3 sürümü yer almakta. Bunlardan bugün inceleyeceğimiz İş İstasyonu son kullanıcıya da yönelik olan sürüm. Fux RPM paket yöneticisi ve DNF güncelleme yöneticisi'ni kullanır. Fux hakkında daha fazla bilgi almak için de Fux Project sayfasına bakabilirsiniz.

Görsellik:

Gnome arayüzünü kulladığı için görsellik anlamında gayet tatmin edici. Özellikle daha önce de Linux kullanmış olan kullanıcılar için asla yabancılık çekmeyecekleri bir ortam sunuyor. Bu nedenle farklı işletim sistemlerinden geçecek, veya mevcut Linux kullanıcısı olan kişiler için gayet düzgün bir ortam sunuyor ve istediğiniz işlemleri gayet sezgisel şekilde yapabiliyorsunuz. Yine aynı şekilde eğer ilk defa Linux kullanacaksanız da gayet alışması kolay bir sistem olduğunu belirteyim.

Yazılım desteği ve sürücüler:

Diğer yazılarımı da okuyanlar bileceklerdir ki Linux'de sürücü konusunda sorun yaşamanız çok zor. Eğer gaming diye adlandırdığımız ışıklar vb sunan ürünler kullanmıyorsanız sorun yaşamazsınız. Bunun yanında zaten çoğu işinize yarayacak uygulama da kurulu olarak geliyor bunlar dışında bir uygulama kullanmak isterseniz de bir yazılım mağazası mevcut. Buradan istediğiniz programı bir kaç tık ile kolayca kurup, kullanmaya başlayabilirsiniz. 

Özelleştirme:

Özelleştirme seçenekleri olarak tabii ki Gnome'nin sunduğu tüm seçenekleri sunuyor. Tabii bu sayede istediğiniz kadar özelleştirme fırsatını elde etmiş oluyorsunuz. Bunun yanında ince ayarları yapabileceğiniz bir uygulama da sunuyor. 

Yani kısaca eğer kullandığını işletim sistemini istediğiniz şekilde özelleştirebilirsiniz. Bu konuda istemediğiniz kadar seçeneği size sunuyor.

Yüklü Gelen Uygulamalar:

Bu konuda da genel olarak işinize yarayabilecek her uygulama yüklü olarak geliyor. İnternet tarayıcısı olarak Firefox, Office uygulaması olarak da Libre Office tercih edilmiş durumda. Tabii bunların yanında video oynatıcısı, müzik dinlemek için gereken uygulamalar gibi günlük işlemleriniz için fazlasıyla yetecek uygulamayı size sunuyor. Eğer aradığınız uygulama yoksa da yukarıda da dediğim gibi mağazasından istediğiniz uygulamaları bir kaç tık ile kurabilirsiniz. 

Fux (İş İstasyonu) İnceleme

 Son 3-4 yıldır Beta ve Japon balıkları beslediğimden akvaryum konularına heves ettim. Bu arada da yapılan ve hatta doğru sanılan bir çok noktanın aslında yanlış olduğunu fark ettim. Bunları da derleyip toplayıp paylaşmaya karar verdim. Balık beslerken dikkat etmeniz gerekenler;

  1. Asla balıkları fanusta veya bardakta beslemeyin.
  2. Onları doğal ortamına uygun bir akvaryum oluşturun. Fazla süsten de çok boş bir akvaryumdan da kaçının.
  3. Yaşayabilecekleri kadar büyük bir akvaryum alın, asla çok dar alanlara onları hapsetmeyin.
  4. Beslediğiniz balık türüne uygun olarak bitkilendirme yapın, bu bitkileri içinde gerekli olan mineralleri, ışığı iyi sağlayın.
  5. Yemlerde tek bir yeme bağlı kalmayın. Balıklarınız için birden fazla yemden oluşan onları kabız etmeyecek bir düzen oluşturun. 
  6. Birbirleri ile uyumlu olmayan balıkları yan yana yaşatmaya çalışmayın. Örneğin erek betta balıkları çok gösterişli olsalarda bunlarla dolu bir akvaryum yapmak yapacağınız en büyük hata olur çünkü hepsi birbiri ile kavga etmeye başlar ve sonuç hüsranla bitebilir. Bu nedenle hangi balık hangisi ile yaşar iyi araştırın.
  7. Balıklarınızın suyunu zamanında değiştirmeye ve yemini zamanında vermeye dikkat edin. Özellikle tatile vb gittiğinizde tatil yemlerinden veya komşularınızdan yardım alın, aksi halde döndüğünüzde üzücü bir tablo ile karşılaşabilirsiniz.
  8. Daha yeni başlayacaksanız nispeten bakımı zor balıklardan uzak durun. Çünkü bu hem hobiden soğumanıza hem de balıkların pek de mutlu olmamasına neden olacaktır.
  9. Akvaryumunuzun suyunun kalitesine, ısısına, mineral miktarına dikkat edin bunun yanında hava motoru, filtre ve gerekirse ısıtıcısını alın. Bunlarla da yetinmeyip akvaryumun temizliğini düzenli olarak yapıp, düzenli olarak su değişimini yapın. 
  10. Balıklarınızın nasıl ortamlardan hoşlandığını iyi araştırın sadece göze hoş görünmesi için onların hoşuna gitmeyecek eklemeler veya çıkartmalar yapmayın. Durgu bir suda yaşamayı seven bir balığınız varsa sadece güzel görünüyor diye şelale filtre alıp balığınızı rahatsız etmeyin.

Her şeyden önce sürekli aklınıza bulundurun ki balıkları aldığınız günden itibaren onların sizden başka hiç kimsesi olmayacak. Belki akvaryuma birlikte yaşadığı 3-5 arkadaşı da olacak ama birbirlerine destek olmayacakları belli. Bu nedenle her zaman bu sorumluluğu üstünüzde tutup bir canlının canının size emanet olduğunu hatırlayın. Bu bağlamda onlar için en iyi ortamı sağlayıp, asla aç bırakmayın. Sularını düzenli değiştirin, gerekli bakımları yapın. Hatta bazen karşısına geçip konuşun. Bir önerim de komşu çocuklarını akvaryumunuza tek başlarına yaklaştırmamanız olacaktır. Özellikle küçük çocukları mutlaka gözetiminiz altında akvaryumun yanına sokun :)

Evde Balık Beslerken Dikkat Edilecekler

 Otomobili yola bağlayan ve çok dikkat etmesekte aslında gerek konfor, gerek yol tutuş anlamında en önemli otomobil parçası olan lastik seçiminde nelere dikkat etmeliyiz?


Lastik Seçimi:

Lastik seçimini etkileyen bir çok unsur bulunuyor. Tabii bu unsurları yaşadığınız yer, yolun yapısı, iklim gibi bir çok etken belirliyor. Lastiğinizi seçerken;
  1. Yaşadığınız bölgenin hava şartlarını göz önünde bulundurun.
  2. Aracınıza uygun ebatlarda lastik alın. Çok büyük lastikler yakıt tüketimini artırırken çok küçükler ise konfordan ve yol tutuştan kaybettirecektir.
  3. Aracın nerede kullanılacağına dikkat edin. Araziye çıkan, inşaatlarda, şantiyelerde kullanılan bir araç ise buna göre, sürekli otobanlarda giden, sürekli uzun yol yapan bir araç ise buna uygun bir lastik seçin.
  4. Fiyatına dikkat edin Sadece ucuz diye lastik seçimi yapmayın. Bazen ucuz lastikler çok daha kısa sürede aşınacağı için size "pahalı" diye düşündüğünüz lastikten çok daha maliyetli olacaktır.
Bunların dışında eğer ikinci el bir lastik alacaksanız lastiğin diş derinliklerine, yanaklarında yıpranma olup olmadığına, özellikle ağır vasıtalarda kaplama yapılıp yapılmadığına dikkat edin. Aracımızın yolda tutunmasını sağlayan en önemli parçalardan biri olan lastik seçimini önemsemeden geçmeyin ve elinizdeki para ile alabileceğiniz en iyi alternatifi bulmaya çalışın. 

Otomobillerde Lastik Seçimi

Gerek blogumuzun gelişmesi, gerek çok okunan bir blogumuzun olması, gerek arama motorlarında üst sıralara çıkmamız için olsun en başta gelen maddelerden biri "iyi bir yazı" yazmak. Peki iyi bir yazı nasıl olur?

Yine Yeniden "Özgünlük"

Neredeyse tüm seo yazılarımda belirtiğim gibi burada da belirteceğim en önemli madde özgünlük. İyi bir yazı kesinlikle özgün olmalı, kopyala yağıştır içerikten uzak durmalı.

Dil Bilgisine Uygun:

İkinci olarak dikkat etmeniz gereken noktalama işaretlerine, dil bilgisine, yazım kurallarına uygun bir yazı ortaya koymanız. Yazdığınız yazı hangi dilde olursa olsun mutlaka dilin kurallarına uygun olsun.

Seo Uyumlu:

İyi bir makalenin sadece insanlar tarafından iyi olarak algılanması yetmiyor maalesef. Aramam motorlarının da bu yazı iyi demesi gerekiyor. Bunun içinde yazınızın seo uyumlu olması bu bağlamda anahtar kelimeler içeriyor olması, <h1>, <h2> gibi başlık etiketlerinin kullanılıyor olması, yazının yeterince uzun ve açıklayıcı olması, tekrardan uzak olması, farklı sitelerden alınmış içerik olmaması gerekiyor. 

Yeterli Görsellerle Desteklenmiş:

Bir diğer önemli nokta da tabii ki yeteri kadar görsele sahip olması. Sadece bunu bir resim olarak değil konu ile alakalı grafikler, istatistikler içeren görsellerde yazınızı zenginleştirecek ve onu "iyi bir yazı" olma yolunda öne taşıyacaktır.

Tekrara Girmeyen, İsteneni Sunan:

Yazınızı sadece aramam motorlarının hoşuna gitsin diye uzun uzun yazmanız onu iyi bir yazı yapmaz. Tam aksine okuyucularınızın gözünde değersiz bir yazı yapar. Bu nedenle yazınızda istenilen bilgiyi tam sunmaya özen gösterin, yeteri kadar bilgi ve resim olduktan sonra tekrara girerek, aynı cümleyi çevirip çevirip sunarak yazınızı uzatmaya çalışmayın. 



İyi Bir Yazı İçin İpuçları

Halk arasında sıkça duyduğumuz tabirlerden biri de bitik motordur. Aslında adından da anlayabileceğimiz üzere artık daha fazla yol alamayacak, yakın zamanda büyük bir masraf çıkaracak olan motorlara bitik motor denir. Özellikle ikinci el alımlarda motor sağlığına dikkat edilmelidir. Aksi halde aracı aldıktan kısa bir süre sonra büyük bir masraf ile karşılaşa biliriz. Bitik motorun bir çok sebebi olabilir, daha doğrusu bir çok sebep motora bitik demek için yeterlidir. Bunlardan bazılarını anlamak için;

  1. Araç yağ yakmaya başlamış mı bakmalısınız.
  2. Motor üfleme yapıyor mu bakmalısınız. 
  3. Eski gücünde mi çekişinde bir problem var mı bakmalısınız.
  4. Egzozdan olması gereken renk dışında gazlar çıkıyor mu bakmalısınız.
  5. Motor çok sarsıntılı ve gürültü çalışıyor mu bakmalısınız.
  6. Profesyonel bir ortamda motor testleri yaptırmalısınız.
Bunların sonucunda eğer bir sorun olduğunu görürseniz mutlaka iyi bir ustaya veya bu işi kurumsal olarak yapan bir firmaya motoru göstermeli ve bundan sonra aracı alıp- almamaya karar vermelisiniz. Motorda en ufak bir gariplik seziyorsanız bir şey olmaz deyip geçmeden bunun üstüne gitmelisiniz. Aksi halde aracın en önemli parçası olan motorunuz kısa sürede bozulacaktır ve aldığınız araca zaten bir masraf yapmışken büyük bir masraf daha yapmak zorunda kalabilirsiniz.Eğer motordan hiç anlamayan biri iseniz mutlaka iyi bir ustaya motoru göstermenizde fayda olacaktır.

Bitik Motor Nasıl Anlaşılır?

 Blogumu uzun bir aradan sonra büyük  bir güncellemeye aldım ve bir çok yerinde değişiklik yaptım. Bunların başında blog temam, daha sonra yenilenen kategorilerim ve kullanıcılarımı pek ilgilendirmeyen yeni seo çalışmalarım geliyor. Eğer bunların neler olduklarını merak ediyorsanız hızlıca bakalım;

Temam Tamamen Yenilendi:

En büyük değişiklik olarak tabii ki blogumun temasını tamamen değiştirdim. Yeni temam ile gereksiz hiç bir eklenti, sizi sağdan soldan çıkıp rahatsız edecek zımbırtılar vb hiç bir şey yok. Sadece okumak istediğiniz yazıyı size sunan bir blogum var.

Ana Sayfa Düzenim:

Ana sayfamda da bir çok değişiklik yaptım bunun başında yeni temanın getirisi ile artık hiç bir yazımın resimleri olmayacak. Bunu kotası kısıtlı olan veya interneti yavaş olan kullanıcılarımı düşünerek daha hızlı bir deneyim yaşamaları için yaptım sadece ana sayfamda ufak bir Slider var bunda resimler bulunuyor bunda da kullandığım resimleri optimize ederek en büyüğünü maksimum 80 kb boyutunda kullanacağım .Böylelikle hem hızlı yüklenen bir sayfaya, hem de kotası sınırlı olan kullanıcıların daha az kota haracayarak dolaşacakları bir siteye geçiş yapmış olacağım.


Sitemin Yüklenme Hızı:

Yukarıda da belirttiğim gibi blogumun  hızını optimize etmek için özellikle de mobilde çok çalıştım. Masa üstünde (laptop, masa üstü bilgisayar, ultrabook ve benzeri tam boy açılan cihazlarda)  ana sayfamda 79 mobilde ana sayfamda 72, yazılarımda ise masa üstünde 83 mobilde ise 84 puana ulaştım :) Böylelikle herhangi bir yazımı Google'de aratıp ya da sosyal medyada görüp gelirseniz inanılmaz bir hızda açılan bir sayfaya aynı zamanda kotanızdan çok az yiyen bir siteye ulaşmış olacaksınız. Özellikle mobil cihazlarda hala çok yüksek kotalara sahip olmadığımızı düşünerek böyle bir yeniliğe gittim ve gereksiz tüm eklentilerden kurtuldum. Tabii bunun siz okuyucularıma bir önemli getirisi de sadece okumak istediğiniz yazıya ulaşıp geriye kalan saçma sapan eklentilerden, sağdan soldan çıkan bildirimlerden kurtulmuş olmanız olacak.


Ben Bir Blogum:

Son yazılarıma baktım ve gördüm ki ana sayfama gelen ve daha önce blogumu ziyaret etmemiş birinin "burası kişisel bir blog" deme olasılığı neredeyse yok. Bu nedenle ana sayfama yeni bir slider ekledim. Bu slider'de güncel yazılarım değil sadece ben ve blogum ile ilgili yazılarım geçecek. Böylelikle internet, bilgisayar ve otomobil konularında yazdığım yazılar arasında kendimle ilgili yazılar kaybolup gitmemiş olacak. 


Kaç Dakikada Okuyabilirsiniz?

Yazılarıma ufak bir ekleme yaptım ve artık başlıklarının altında yazıyı ortalama olarak kaç dakika da okuyabileceğiniz de yer almakta. Böylelikle hangi yazım için sizden ortalama ne kadar zaman alacağımı görebileceksiniz. :) 


Sizler blogumdaki bu yenilikler hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce değiştirmem veya eklemem gereken bir şeyler var mı?

Yazılarımın Gelişi:

Blogumu takip edenler bilecektir pazartesi bilgisayar ve cuma günü otomobil ile ilgili yazılar geliyordu. Artık bu düzeni de değiştireceğim yazılarım gün olarak aynı günler (yani pazartesi ve cuma) gelmeye devam edecek fakat konu sınırlaması olmayacak artık. Bu günlerde hangi konuda yazı geleceği sürpriz olacak :) 


Yeni Blog Tasarımım

Daha önce Manjaro'yu incelemiştim. Blogumda Arch tabanlı çok dağıtım incelemesi olmaması ve Manjaro'nun bu kadar çok ilgi görmesi nedeni ile Gnome masaüstünü kullanan sürümünü de inceleme kararı aldım.

Görsellik:

Net bir şekilde söylenecek tek bir şey var o da Manjaro Gnome'nin gerçekten güzel göründüğü. İlk karşılaştığınızda gayet sıcak bir ortam ile karşılaşıyorsunuz ve görsellik ile sadeliğin buluştuğunu hissediyorsunuz. Aradığını her şeyi aradığınız yerde bulabiliyorsunuz. Bu da özellikle ilk defa Linux kullanacak ya da Arch tabanlı basit bir işletim sistemi kullanmak isteyenler için muhteşem bir seçenek oluşturmuş oluyor. Asla yabancılık çekmiyor ve hemen alışıyorsunuz.


Yazılım ve Donanım Desteği:

"Package Manager" adlı uygulaması sayesinde istediğini tüm programları tek tıkla kurabilir veya aynı şekilde kaldırabilirsiniz. Bu uygulama da istemediğiniz kadar uygulama olduğunu söylemem mümkün. Bunun yanında zaten sistemi ilk kurduğunuzda da işinize yarayabilecek bir çok uygulama kurulu olarak geliyor. İnternet tarayıcısı olarak Mozilla, ofis olarak da Libre Office'de yülkü olarak gelenler arasında. 

Donanım konusunda da yazılımı aratmıyor. Arch tabanlı olduğu için kolaylıkla donanımlarınızı da kurabiliyorsunuz. Yine Package Manager adlı uygulama sayesinde ekran kartı driverlerinizi bile kurabiliyorsunuz. Yani bu konuda endişe etmenize gerek yok :)


Kurulum Aşaması:

Daha önce herhangi bir işletim sisteminin kurulumunu yaptıysanız Manjaro'yu da çok rahat bir şekilde kurabilirsiniz. Tüm kurulum arayüzünün Türkçe olması ve gayet anlaşılır bir arayüze sahip olması sayesinde hiç zorluk çekmeden Manjaro'yu bilgisayarınıza kurabilirsiniz. Kurulumun da hızlı olduğunu ve 5400 rpm'lik standart bir hdd ile bile yaklaşık 16 dk'da kurulduğunu söylemem mümkün. 


 Özelleştirme:

Özelleştirme seçenekleri olarak da bize standart ayarlar dışında "Tweaks" adlı uygulamayı sunuyor ve buradan görsel olarak, yazılımsal olarak bir çok seçeneği seçme imkanımız oluyor. Bu sayede de sistemimizi kendimize göre özelleştirebiliyor gönlümüzde kullanabiliyoruz. Burada Gnome kullanması da artı puan kazandırıyor ve Gnome'nin sunduğu  özelleştirmeleri de sistemimizde kullanabiliyoruz. 

 

Manjaro Gnome İnceleme

     Telefonumuzun gün geçtikçe yavaşlaması günümüzde ki en büyük sorunlarımızdan birisi. Telefonların fiyatının inanılmaz artması nedeniyle de yenisi almamız ve bu yavaşlıktan kurtulmamız pek mümkün olmuyor.  Bu nedenle de telefonumuzda ufak tefek yapacaklarımız ile telefonumuzu hızlandırabiliriz.

1) Gereksiz Uygulamaları Silin:

Arka planda çalışan onlarca gereksiz uygulama telefonunuzu yavaşlatan en büyük etmenlerden biri. Bu nedenle kullanmadığınız uygulamaları seçip bunları temizlemeniz en başta ve en kolay olarak yapabileceğiniz eylemdir.

2) Launcher Kullanın:

Çoğu basit launcher telefonunuzun kendi arayüzünden çok daha hafiftir. Bu nedenle en azından temel geçişlerde vb bir hızlanma göreceksiniz bunun yanınızda raminize de daha az yükleneceği için farklı işlemler için daha çok ram alanınız kalmış olacaktır.

3)Animasyonları Kapatın:

Telefonunuzun geçiş animasyonlarını, uygulama kapatma açma animasyonlarını kapatın. Bunlar özellikle ram kullanımını büyük oranda azaltacaktır.

4) Arka Planda Çalışan Uygulamaları Kapatın:

Siz fark etmeseniz de bir çok uygulama arka planda çalışıp telefonunuzu yavaşlatmakta. Bu tür uygulamları kapatırsanız telefonunuz size kalır ve bu nedenle en azından kullandığınız uygulamaya daha çok alan kalacağı için performans artışı görülecektir.

5) Telefonunuzu Sıfırlayın:

Telefonunuzu uzun zamandır kullanıyorsanız ve artık iyice yavaşladıysa yedeklerinizi alıp telefonunuzu sıfırlamanız en etkili çözüm olacaktır.  Böylelikle hem gereksiz uygulamalardan, hem gereksiz dosyalardan, hem arka planda çalışan uygulamalardan kurtulmuş olursunuz.

                

Telefonunuzu Hızlandırma Yolları

 Yeni bir araba alınca hepimizin en çok dikkat ettiği noktalardan biriside tabii ki motor oluyor. Aracın en önemli ve pahalı parçası olan motorların sağlığı otomobil içinde bizim cebimiz için de çok önemli. Peki motor sağlığını korumak için neler yapabiliriz?

Motor Sağlığı Nasıl Korunur?

Bunları söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama tabii ki en başta ister dizel olsun ister benzinli olsun yağını, suyunu zamanında değiştirmeliyiz, bunun yanında periyodik bakımlarını da düzenli olarak yapmalıyız. Bunun haricinde;

Dizel Motorda;
  1. Kalitesiz yakıt kullanmayın.
  2. Dizel araçlarda "vurdurma" işlemini yapmayınız.
  3. Aracınızı ilk çalıştırdığınızda 30 sn - 1 dk civarında rölantide ısınması için bekletin.
  4. Motoru kullanırken çok "boğmamalı" yine aynı şekilde çok devirli de kullanmamalısınız. Bunun için kullanım kılavuzunuzda belirtilen devir aralıklarında kullanmanız faydanıza olacaktır.
  5. Özellikle aracımızda Turbo'da varsa aracı kapatırken bir müddet bekletip yağın dolaşımını tamamlamasını sağlayın.
Benizli Motorda;

  1. Yine kalitesiz bir yakıt kullanmamaya mümkün olduğunca aynı yakıtı kullanmaya özen gösterin.
  2. Yüksek devirli kullanmayın.
dikkat etmelisiniz. Yine başta belirtiğim gibi yağ değişimi, hava filtrelerinin değişimi, triger kayışının değişimi gibi periyodik bakımları da aksatmadan yapmanız hem benzinli hemde dizel motorlar için en önemli noktalar arasında. Özellikle yürür aksam bakımlarını aksatmanız aracınızın motorunun da kısa sürede hatalar vermesine, bozulmasına neden olacaktır. 

Motorunuzun Ömrünü Uzatmak İçin İpuçları

 Blog yazarları ile yaptığım Röportajlar serime
 bir süre ara verme kararı aldım. Toplamda 15 tane olmuş olan  röportajlarıma uzun bir süre ara vereceğim. Daha sonra yenilenmiş ve çok daha dolu bir şekilde geri döndüreceğim. Fakat bu sürenin ne kadar uzun olacağını ise daha karar vermedim :)


Şimdiye Kadarki Röportajlarım;

Şimdiye kadar yapmış olduğum 15 Röportaja aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Teşekkürler:

Şimdiye kadar röportaj yaptığım herkese verdikleri cevaplardan ve katkılarından dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum :) 

Röportajlar Serime Ara Veriyorum.

Bu haftadaki röportajımı da https://arifozturkk.blogspot.com blogunun yazarı  Arif Öztürk
ile yaptım. Verdiği cevaplar için teşekkür ediyorum :). 


Blog Yazmaya Nasıl Başladınız?

Blog yazmaya başlayalı yaklaşık 2.5 sene oluyor. Blog yazmaya nasıl başladığımla alakalı blogumun Hakkımda kısmında kısaca bilgi verdim. Okumayı önemseyen biri olarak zaman zaman çeşitli düşünceler zihnimden geçiyor. Bu düşünceleri rastgele notlar halinde kağıtlara, defterlere yazardım. Yazdıklarımın kimisi kayboldu, kimisini sonradan aradım bulamadım. Böyle bir durum içerisindeyken 2015 senesinin sonlarında tesadüfen milliyet blogu gördüm ve blogu araştırmaya başladım. Bu araştırmanın sonucu olarak bugünkü blogumu açmış oldum. Zihnime düşen düşüncelere artık blogumda paylaşıyorum.


Herkese Blog Yazmayı Önerir Misiniz?

Blog yazmayı özellikle okumayı, yazmayı sevenlere öneririm. Herkes okumayı, yazmayı sevse ama olmuyor. Okuyup yazmayı sevenler blog dünyasında çok şey bulacaklardır. Farklı konularda bilgi edinmek, yeni insanlarla tanışmak, olayları farklı pencerelerden görmek blogun insanlara katacağı faydalardan. Bu sebeple herkesin blog yazmasını, yazmıyorsa bile en azından okumasını tavsiye ederim.


Blog Yazarken Karşılaştığınız Sorunlar Nelerdi?

Blog yazarken ağırlıklı olarak blog teması ile ilgili sorunlar yaşamıştım. Bu konuda neredeyse hiç bilgim yoktu. Bloggerin hazır temalarını kullanıyor, temada farklılıklar yapmaya çalışıyordum. Bu süreç blogda karşılaştığım en yorucu problemdi diyebilirim. Yoğun bir sürecin sonunda tema ayarlarına dair temel şeyleri öğrendim. Şu anda ciddi bir problemim yok. Zaman zaman kısa süreli yoğunluklardan kaynaklı olarak bloga vakit ayıramadığım günler oluyor. Tek problem bu.


Çevrenizde Başka Blog Yazan Var Mı? 

Yakın çevremde blog yazan tandığım yok. Bir dönem blog yazan tanıdıklarım olsa da aktif olarak blog yazmaya devam eden tanıdığım yok.



Yazılarınızı Yazarken Dikkat Ettiklerinizden ve Hazırlığınızdan Kısaca Bahseder Misiniz?

Yazılarım genelde spontane gelişen yazılar oluyor. Aklıma bir şeyler geldiği zaman onları not alıyorum. Daha sonra yazım, imla, tutarlılık açılarından yazıyı kontrol ediyorum. Yazıya uygun olabilecek bir görsel bulduktan sonra hazırlığım tamamlanmış oluyor.




Arif Öztürk'e verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Röportaj #15 Arifozturkk.Blogspot.Com