Eylül 2018 - Aliytrklkmz
 Özellikle yaşı büyük bir otomobil alacakken km'sine her ne kadar baksak da acaba sıfırlandı mı ? Acaba bu araba ne kadar yıprandı? diye ister istemez düşünürüz. Son çıkan yasalar ile birlikte km'de hileler iyice azalmış olsa da özellikle motor ve şanzıman gibi masraf çıkaracak parçaların ne kadar yıprandığı hala dışarıdan bakışla anlaşılamıyor. Bu nedenle de otomobilin ne kadar yıprandığı ikinci el araç alırken hep aklımızı kurcalıyor.

Otomobilin fazla yıpranıp yıpranmadığını anlamak için gözümle herhangi bir malzemeye ihtiyaç duymadan yapabileceğimiz bir kaç kontrol var. Bunlar direksiyon, aracın pedalları ve vites koluna bakmak. Eğer bu parçalarda soyulma, yıpranma, dökülme, aşınma vb gibi durumlar varsa bu otomobilin uzun km'ler kullanıldığını ve yıprandığını düşünebiliriz. Fakat bu aracın kötü olup olmadığı hakkında bir fikir vermez km'si yüksek olsa da gerekli bakımları yapıldıysa araç sağlıklı olabilir. Bu nedenle hiç bu soruları kafamıza takmamak ve aracı alırken rahat bir şekilde almak için mutlaka bir ekspertiz firmasına gitmeli ve ekspertiz yaptırmalıyız. Bunu yaparken de kurumsal bir firma seçmemiz faydamıza olacaktır. Zaten son çıkan yasalarımız ile 8 yaşına (veya 160.000 km'ye kadar olan araçlarda) ekspertiz raporu olmadan satış yapılamayacak. Eğer alacağınız araç bu şartların dışındaysa da yine de siz ekspertiz yaptırıp aracınızı böyle alın :)

Otomobilin Fazla Yıprandığı Nasıl Anlaşılır?

Benim bloguma geldiniz Webmaster etiketindeki tüm yazılarımı okudunuz ve sitenizi kurdunuz (Kendi reklamımı da yapayım bari :) ). Daha sonra hızla yazmaya başladınız yavaş yavaş okuyucularda elde etmeye başladınız. Bir yandan da sosyal medya mecralarında, forum sitelerinde vb reklam yaptınız ve buradan da insanlar gelmeye başladı. Şimdi aklınızda tek soru "benim siteme bu kadar insan giriyor da normalde günde kaç kişi girmeli?".

İlk başta bu sorunun cevabını vermeden önce düzeltmemiz gereken bir şey var ki o da soruda geçen "normalde" kelimesi. Sitemize kaç kişi girdiğinin bir normali olmaz. 1 kişi giriyorsa da 1 milyon kişi giriyorsa da bu normaldir. Burada aslında sormamız gereken soru "ben ne istiyorum?" olmalıdır. Eğer sitenizden veya blogunuzdan para kazanmak gibi bir beklentiniz varsa mutlaka yüksek bir ziyaretçi sayısına ulaşmalıyız. Günde 2000 tekil kullanıcıya ulaşmamız banner reklamlar ile ufak tefek bir şeyler kazanmamıza 10.000+ kullanıcıya ulaşmamız da daha büyük firmalar ile artık anlaşmalar yaparak elle tutulur gelirler elde etmeye başlamamız için gereken ortalama rakamlardır. Fakat sizin maddi bir beklentiniz yoksa, blogunuza yüzlerce yorum geldiği halde hala yeni gelen yorumla mutlu oluyorsanız, her gelen kullanıcı sizi mutlu ediyorsa sizin için bir kullanıcı girmesi bile yeterli.

Kısaca özetlemek gerekirse eğer maddi bir beklentiniz yoksa bu soruyu kafanızdan çıkarın. Sadece gelen her yeni kullanıcı ile, her yeni yorum ile mutlu olmaya bakın. Siz yazmaya devam edin elbet kullanıcılar sizi bulacaktır.

Sitemize Günde Kaç Kişi Girmeli

Elementary os beni takip edenlerin bilebileceği gibi Linux dağıtımları arasında en sevdiğim dağıtım. Her ne kadar diğer dağıtımlar kadar yeni sürümüyle yenilikler sunmasa da kullanım kolaylığı, sadeliği ve performansı ile ilk tercihim oluyor. Elementary Os'un yeni sürümü 5.0 Juno adıyla çıkacağı kesinleşti ve ilk betası yayınlanmıştı. İlk betasını burada incelemem nedeni ile beta 2 sürümünü ayrıntılı olarak incelemeyeceğim. Bu yazımda sadece 2 ile gelen yeniliklere değineceğim.

Nasıl İndirebiliriz?

Ben uzun uzun inceleme okumam sen bana direk linkini ver ben indirip deneyeyim diyecekler için Elementary Os'un resmi sitesinden kolaylıkla indirebilirsiniz. Fakat burada unutmadan söylemem gereken bir şey var ki bu bir deneme sürümü. Bu nedenle kararsız çalışabilir, bazı uygulamalar ile sorun yaşatabilir ve kullanım deneyeminizi baltalayabilir. Bu nedenle eğer bu sürüm için kendinizi yeterli görmüyor ya da sorunlarla uğraşmayı sevmiyorsanız Elementary'nin kararlı sürümü olan 0.4.1 sürümünü indirmenizi öneririm. Ona da buradan kolaylıkla ulaşabilirsiniz. 

Yeni Neler Var?

Bir çok yenilik olsa da özellikle görsel anlamda pek bir yenilik bulamayacağınızı şimdiden söyleyeyim.
  1. Bilinen 200'den fazla sorun düzeltilmiş.
  2. Mağazaya 50'den fazla yeni uygulama eklenmiş.
  3. Gala, Greeter ve HiDPI ile ilgili iyileştirmeler yapılmış.
  4. Mağazada özellikle de ödeme kısmında iyileştirmeler ve yenilikler yapılmış.
  5. Simgelerde değişiklikler yapılmış.
  6. Yeni duvar kağıtları eklenmiş.
  7. Kod, Fotoğraflar ve Müzik uygulamalarında yenilikler ve hata gidermeleri yapılmış.
  8. Takvim uygulamasında artık bulunduğumuz gün mavi olarak görünüyor. :) 
Hepsini mişli mışlı yazmamın sebebi ise geliştirmelerin devam etmesi ve bunların ufak da bir ihtimal olsa değişikliklere uğrayabilecek olması. Sonuçta bu bir beta sürüm ve kararlı sürüm ile arasında farklılıklar olabilir.


Elementary Os 5.0 Beta 2 İnceleme

Sıfır araç fiyatlarının inanılmaz düzeylere ulaşmasından dolayı ikinci ele yönelim gittikçe artmış durumda. Fakat ikinci el piyasasında da çok çeşitli araçlar olduğu ve bazıları çok da iyi durumda olmadığı için insanların hep kafasında bir soru işareti oluyor. Peki ikinci el otomobil alırken nelere dikkat etmeliyiz?


İlk olarak dikkat etmemiz gereken kesinlikle aracın bakımlarının düzenli yapıldığından emin olmak, çürüğü çarığı olmamasına dikkat etmek, şaselerde, direklerde, polyelerde oynama olmamasına dikkat etmek olacaktır. Yaşlı araç alırken ikinci el araç alırken dikkat etmeniz gerekenden biraz daha fazla dikkat etmeniz ileri de büyük sorunlar çıkmaması için iyi olacaktır. Ayrıca araç eski olduğu için araştıracağınız ve kullananların yorumunu alacağınız bir çok kaynak intenrette oluşmuştur. Bu tür sitelerden girip kronik sorunları var mı?, çok masraf çıkartıyor mu bunlara da bakmanız faydanıza olacaktır. Bunlar dışında alttaki temel konulara da bakmanızda fayda var;

1) Hasar Kaydı:


İlk olarak hasar kaydına bakmak ile başlayabilirsiniz. Eğer çok yüksek miktarlarda hasar kaydı varsa aracın ciddi bir kazadan çıktığını düşünmekte haklısınız. Bu tür araçlarda kazalarda tek tek ne değiştiğinin faturasını görmek isteyin. Eğer bu faturayı size sunmuyor veya bahaneler üretiyorsa satıcı o arabadan uzak durmak için bir sebebiniz var diyebiliriz. Tabii hasar kaydı olmayıp sigortayı bu işe bulaştırmadan kendinin de yapmış olabileceğini unutmadan sadece buraya bakmanın yetersiz olduğunu bir kez daha hatırlatayım.

2) Kilometresi:

Kilometresi çok yüksek araçlar alınmaz demeyeceğim tabii ki ama kilometresi yüksek ve bakımsız araçlar alınmaz. Eğer kilometresi örneğin 250.000'de ise bu zamana kadar yapılmış olan tüm bakımlarının eksiksiz olması çok önemli. Tabii kilometre de yapılan hileler için her gün önlemler alınsa da hala yapılabiliyor bu nedenle sadece yol bilgisayarında görünen kilometre bilgisine bağlı kalmayıp özellikle direksiyon ve vites çubuğu gibi kolay yıpranabilecek parçaları da göz ile kontrol edin. 50.000'de ve bir kaç yıllık araçlarda buralar yıpranmaya başladıysa bu aracın uzun kilometreler yaptığından şüphelenebilirsiniz.

3) Direkler ve Şasi:

Özellikle yaşlı ve ucuz bir araba alıyorsanız değişensiz ve boyasız olmasını beklemek biraz hayal oluyor. Bu durumda bakmanız gereken direkler (diğer bir değiş ile a,b ve c sütünları)  ve şasilerde oynama olmamasına, buraların tamir görmüş olmamasına dikkat edin. Eğer bir aracın direklerinde ve şasisinde düzeltme var ise bir sonraki kazasında pek iç açıcı bir görüntü olmayacağını söylememiz mümkün. Eğer biraz olsun sağlığınızı ve canınızı da düşünüyorsanız bu tür parçalarda çok oynama olmamasına, buraların tamir görmemiş olmasına dikkat edin.

4) Ekspertiz Raporu:

Ekspertiz raporları çoğu zaman otomobilin geneli hakkında size bir bilgi sunar. En azından değişen var mı?, kazası var mı? bunlar hakkında bilgi edinmenizi sağlar. Bunun yanında satıcı "değişen yok" diye satıyor ama ekspertiz raporunda değişen çıkarsa araçtan ve daha önemlisi satıcıdan şüphelenmek için iyi bir sebebiniz olmuş olur. Bu yüzden kurumsal bir firmadan veya aracın kendi servisinden bir ekspertiz raporu çıkarmanız iyi olur. Satıcının "abi/abla boş ver parana yazık, garantisi benim" gibi sözlerine pek inanmayıp bir ekspertiz yaptırmanız o an size ufak bir maliyet olacaktır fakat belki de bu ufak maliyet ileride oluşabilecek çok daha büyük bir maliyetin önüne geçecektir. Zaten araçta bir sorun varsa daha ekspertiz yolunda satıcı sizi vazgeçirmeye çalışacak, yada sorunları sıralamaya başlayacaktır.

Tabii ekspertiz raporunda özellikle yaşlı araçlarda boya vb var diye vazgeçmeniz de doğru olmayacaktır. Araç temiz ise bir kaç boya yüzünden araçtan vazgeçmeyin. Satıcı ile pazarlık masasına oturup fiyatta bir indirime gidip yine aracı alın. (Tabii diğer maddelerin sonucunda da sorunları yoksa. Her yerinden bir sorun çıkıyorsa uzak durun)

5) Filo Araçları:


Filo araçlarının hepsi kötü müdür? Hayır! Fakat büyük bir çoğunluğu kötüdür. Filo çıkması araçlarda özellikle günlük kiralık araçların pek de iyi olmayacağını söyle bilirim. Fakat şunu da net bir şekilde söyleyebilirim ki özellikle büyük firmaların üst düzey yöneticilerine verilen premium araçlarda büyük bir fırsat olabilir. Çünkü bu tür yönetici araçları düzenli yıkanan, tüm bakımları yapılan ve genelde çok kilometre yapmamış olan araçlardır. Bu gibi fırsatları bulursanız da kaçırmayın.

6) Gözünüzü Kullanın:


Bu ne demek ya diye düşünebilirsiniz hemen açıklayayım. Arabayı almak için başına gittiğinizde mutlaka yanınızda bir arkadaşınız veya ailenizden biri de olsun. O satıcı ile muhabbet edip havadan sudan konuşurken ya da pazarlık yaparken sizde öncelikle arabaya bir oturun. Arabayı çalıştırın ilk marşta çalışıyor mu?, rölantide hemen su kaynatıyor mu? sağından solundan yağ, su, yakı vb akıyor mu bakın. Daha sonra direksiyon ve vites çubuğunun oraları kilometreden emin olmak ve bakımlı kullanılmış mı kullanılmamış mı anlamak için kontrol edin. Arabanın kaputunu açıp parçalarda ezik, çizik var mı bakın. Motorun yağına bakın. Özellikle motor yağı aracın bakımı konusunda size iyi bir fikir sunacaktır. Yağ kötü halde ise hem motor yıpranmıştır hem de yağ gibi temel bir bakımı bile yapmayan bir insanın diğer bakımları yapması da pek mümkün değildir.

Bunun dışında arabanın etrafında bir tur atın ve size söylenmeyen bir çizik, ezik var mı bakın. Lastiklerin durumuna bakın. İlk bakışta anlamak mümkün olmasa da ekspertize gitmeden arabanın altına eğilip orada ki parçalara bakın. Eğer şasiyeveya direklere yakın yerlerde çok yamuk düzeltilmişe benzeyen parçalara var ise şüphelenmeye başlayın.


Eski Otomobil Alırken Dikkat Edilecekler

 Yazıma başlamadan şunu bildireyim ki bunlar tamamen kendi görüşümdür. Bu nedenle siz farklı düşünüyor olabilir veya bazı kısımlarında hatalı bilgiler vermiş olabilirim. Yorumlarınız ile siz de kendi düşüncelerinizi bildirebilir, yanlış olan kısımları düzeltebilirsiniz :)

Günümüzde telefonlar maalesef 7000-8000₺ seviyelerine geldi. Hatta  10.000₺'li rakamları bile duymaya başladık. Bir kaç yıl öncesinin amiral gemisi alabildiğimiz fiyatlara şimdi orta sınıf telefon bile alamıyor ve maalesef bu fiyatları da uygun buluyoruz.  Bunların başlıca sebepleri bildiğimiz gibi yüksek vergiler ve bunun yanında yüksek döviz kurları. Şu anda da bunlar için tabii ki bizim elimizden gelecek çok bir şey yok. En fazla yapabileceğimiz ikinci el telefonlara yönelmemiz olabilir.

Bunun yanında telefon almada önce ihtiyaçlarımızı tam belirlemek ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini belirlemek için Telefon Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Telefon Alırken Neler Yapmamalıyız? adlı yazılarıma bakabilirsiniz.

Bu Fiyatlara Telefon Alınır Mı?

Bana soracak olursanız bu fiyatlara kesinlikle telefon alınmaz. Evet telefonlar yüksek teknoloji ürünler fakat bu fiyata alınacak bir bilgisayar ile çok daha fazlasını yapabiliyorken, bu fiyata evimizin beyaz eşya ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayabiliyorken sadece bir telefona bu kadar para bağlamak doğru olmaz. Hele bir de 36-48 ay gibi çok uzun süreli taksitlerle veya bankadan kredi vb çekerek asla alınmaz. Bu fiyata telefon almak için bence belli bir gelir düzeyinin üstünde olmak, temel ihtiyaçlarınızı tamamen karşılayıp üstüne para artırabiliyorsanız almanız en doğrusu olacaktır. Temel ihtiyaçlarınızdan kısıp böyle bir telefona yönelmeniz sizi her anlamda zorlayacaktır. 

Telefonlar ve Fiyatları

 Otomobilimizin az yakması için yapabileceğimiz bir çok nokta var. Bu noktalara geçmeden önce aracımızı almadan önce otomobilimizin 100 km'de ne kadar yaktığının fabrika verisine bakmalı ve bu veriye en az 2 litre eklemeliyiz. Bu arabanın da ortalama da en iyi ihtimalle bu kadar yaktığını düşünebiliriz. Bu nedenle ortalama verisi çok yüksek olan otomobillerde az yakmamız bir hayal oluyor. :)

Otomobilimize Az Yaktırma Yolları:

  1. Eğer aracımız uyumlu ise ve düzenli olarak bakımlarını yaptıracak isek LPG taktırabiliriz. Özellikle nispeten yaşlı araçlarda çok daha etkili bir yöntem olacaktır.
  2. Kaliteli bir yakıt almalıyız. 
  3. Mazot filtremizi düzenli değiştirmeli, motorumuzun bakımını düzenli olarak yaptırmalıyız.
  4. Aracımızı çok yüksek devirli kullanmamaya dikkat etmeliyiz. Bunu yaparken her zaman en uygun devirde olmalıyız. 
  5. Yokuş vb çıkarken aracımızı yüksek viteste tutarak çok boğmamalıyız. Bu devri düşürecek olsa da aracı boğacağından size daha fazla yaktıracaktır. 
Otomobilimizi az yaktırmak için aslında aracı düzgün olarak kullanmalı, kullanırken uygun devri seçmeli ve bakımlarını eksiksiz yaptırmalıyız. Klima kullanırken çok yüksek açmamalı, uzun yollarda camlarımızı açmamalıyız. Bu gibi temel kurallar ile az yakıt harcayabiliriz. 

Otomobilimize Nasıl Az Yaktırırız?


Bodhi Linux Ubunu üzerine kurulmuş bir dağıtım. Moksha adında kendi masaüstünü kullanıyor. İncelememde de Bodhi 5.0.0 AppPack sürümünü kullandım. Girişi daha fazla uzatmadan hemen incelemeye geçelim;


İlk İzlenim:

Biraz daha renkli ve modern görünümlü sistemleri sevdiğim için ilk izlenimim olarak bana "eski" bir işletim sistemi hissi verdi.  Fakat biraz kullandıktan sonra gerek hızı, gerek akıcılığı ile bu eksikliğini kapattı.

Sürücü ve Yazılım Desteği


Sürücü ve yazılım desteği konusunda hiç bir sorun yaşamadan kullanabiliyorsunuz. Zaten Debian tabanlı olması sebebi ile de sıkıntısız bir deneyim yaşatıyor. Bunun yanında kendi içinde yazılım marketi bulunuyor buradan da kolaylıkla istediğiniz uygulamayı kurabiliyorsunuz. Steam, Blender vb gibi çoğu dağıtımda görmediğimiz uygulamalar kurulu olarak geliyor. (*AppPack sürüm ile) Bunun yanında ofis programı olarak Libre Office, internet tarayıcısı olarak ise pek de göremeye alışkın olmadığınız Midori geliyor. Bunun yanında Chromium'da kurulu gelenler arasında.

Ayarlar ve Özelleştirme Seçenekleri:

Bodhi'nin en başarılı olduğu noktalardan biri de özelleştirme seçenekleri oluyor. Aklınıza gelebilecek bir çok ayarı yapabiliyor, özelleştirme seçeneklerinde de aklınıza gelebilecek her yeri değiştirme imkanını size sunuyor. En ince detaya kadar kendinize özel bir işletim sistemi oluşturma imkanına sahip oluyorsunuz. 

Performans:

Moksha arayüzünün sadeliği ve hafiliği burada kendini gösteriyor ve gayet akıcı çalışan, donma kasma yapmayan bir sistemi size sunuyor. Kullanım sırasında asla arayüzün çökmesi vb gibi bir problem ile karşılaşmıyorsunuz. Sürekli akıcı çalışan sizi üzmeyen bir sisteme sahip oluyorsunuz. 


Sonuç:

Sonuç olarak farklı bir işletim sistemi arıyor, özelleştirme seçeneklerinin çok olmasını istiyor, kasma donma yapmasını istemiyorsanız Bodhi tercih edebileceğiniz dağıtımlardan birisi. Çok kullanılmaması ve pek tanınmaması eksi yanlarından olsa da özellikle kullandığı dağıtımı kurcalamayı sevenler için iyi bir tercih. 

Görsel olarak da ilk kurduğunuzda karşınıza çıkacak Arc-Dark teması biraz ruhunuzu karartıp biraz da acaba çok mu eski bir sürümünü kurdum yanlışlıkla gibi düşündürse de kullandıktan sonra kısa bir sürede buna alışabiliyorsunuz. 

Bodhi Linux İnceleme

 İnternetin hayatımıza her noktadan girmesi ve çoğu işi de kolaylaştırması sebebi ile alışverişlerimizi de internetten yapar olduk. Fakat internetin kolaylığının yanı sıra zararları da yok değil. Dolandırıcılar olsun, şifrenizi çalmak için bekleyenler olsun böyle bir ortama akın etmiş durumdalar. Bu nedenle bu kolaylıktan faydalanıp internetten alışveriş yaparken bir çok noktaya da dikkat etmenizde fayda var bunlar;

  1. Bilindik, güvenilir sitelerden alışveriş yapın.
  2. Fiyatı çok ucuz olan bir ürünü iyice araştırın. Fiyatının piyasanın çok altında olması o üründen şüphelenmeniz için bir neden.
  3. Kart bilgilerini vb girdiğiniz aşamada tarayıcının adres çubuğuna bakın ve buradaki adresin https:// ile başlıyor olmasına dikkat edin.
  4. Yine kart bilgilerinizin güvenliği için sık sık internetten alışveriş yapıyorsanız mutlaka bir antivirüs edinin.
  5. Ürünü alırken açıklamasını iyice okuyun küçük harflerle yazılmış "kutusudur, resmidir" vb gibi ifadeler bulunmamasına özen gösterin. Özellikle piyasanın altında bir fiyatı varsa buna daha fazla özen gösterin.
  6. Alışveriş yaptığınız sitede her isteyen ürün satabiliyorsa mutlaka satıcının puanına bakın. Olumsuz yorumları az olan ama daha önce de sık sık alışveriş yapmış olan satıcıları tercih edin.
İnternetten alış veriş yapmak bize hem zaman kazandırıyor hem de çok daha fazla seçenek arasından çok daha uygun fiyata ürün almamızı sağlıyor. Fakat bunu yaparken dikkat etmez isek ileride başımız çok daha fazla ağrıyabilir ve tüm bu olumlu yanlar bir anda olumsuza dönebilir. Bu nedenle alışveriş yaparken yukarıdaki 5-6 tane temel kurala dikkat etmeniz faydanıza olacaktır. İyi alışverişler :)

Alışverişlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

 Motorlarının 10.000 bakımı diye tabir edilen periyodik bakımlarında kontrol edilen ve değiştirilen maddelerden biri de motor yağımız. Fakat bazen götürdüğümüz ustanın koyduğu veya kendimiz evde değiştiriyorsak hangi yağı koyacağımız konusunda aklımızda soru işaretleri olabilir. Bende bu soru işaretlerini azaltmak için motor yağı seçerken dikkat edilmesi gereken bir kaç noktaya ve nasıl seçim yapmanız gerektiğine dair ipuçları vermeye çalışacağım.

Sayıların Anlamı Nedir?

Öncelikle sayılardan başlayacak olursak bunu bir örnekle açıklayalım. Örneğin 10W40 bir yağımız olsun burada "W" harfinden önce gelen "10" soğukta, onlardan sonra gelen "40" ise sıcaktaki yağın akışkanlığını belirtir. Yani bu sayılar soğuk ve sıcakta yağın ne kadar akışkan olduğunu bize bildirir.
Bunlardan sadece 5W, 10W gibi olanlar kışlık, sadece 30, 40 gibi olanlar ise yazlık yağları temsil eder. 10W-40 gibi yağlar ise 4 mevsim olarak kullanılabilecek yağlardır ki genellikle bunların kullanımı tercih edilir.

Peki Bu Harfler Nedir?

Birde yağların üstüne API standartlarına göre belirlenmiş harfler vardır. İlk olarak burada S ile başlayanların benzinli, c ile başlayanların ise dizel araçlar için uygun olduğunu belirtelim. Şimdi de yanları gelen harflere göre anlamlarına geçelim. Bu harflerin anlamları;

SA:
Katkısız yağlardır. Hafif yükte çalışacak araçlar için uygundur.
SB:
Paslanma önleyici maddeler bulundururlar. Hafif yükte çalışacak benzinli araçlar için uygundur.
SC:
Zor şartlar olarak yorumlayabileceğimiz soğukta çalışmaya uygundur. Aşınmayı ve paslanmayı karşı maddeler içerirler.
SD:
Servis tipi yağların kullanıldıkları yerlerde kullanılmaya uygun yağdır.
SE:
SC ve SD yağların kullanıldıkları yerlerde kullanılabilirler.
SF:
Benzinli motorlar için kullanılabilirler. 1980 yılları motor teknolojisine uygun olarak hazırlanmıştır. 
SG:
1988 yılı motor teknolojisine göre hazırlanmıştır. Benzinli motorlarda kullanılabilir.
SH:
1994 yılı motor teknolojisine göre hazırlanmış ve kabul görmüş yağdır. 
SJ:
1997 yılları için kabul görmüş yağdır. Aşınmayı biraz daha azaltması öngörülmüştür.
SL:
2001 yılı ile API'nın kabul gördüğü yağdır.
SM: 
2004 yılı ile kabul görmüştür. Daha yüksek performans sunar.

CA:
Hafif işlerde uğraşan, kaliteli yakıt kullanan araçlar için servis tipi yağdır.
CB:
Orta yükte, düşük kalite mazot ile çalışan araçlar için kullanılan servis tipi yağdır.
CC:
Ağır yükte çalışan ve turboya sahip motorlar için uygun olan yağdır.
CD:
Yüksek hızlarda çalışacak, turbolu araçlar için uygun olan yağdır. 

Bunların yanında e ile başlayan ağır hizmet yapan dizel araçlar için geliştirilmiş yağlar vardır fakat çok uzun ve sıkıcı bir yazı olmaması için bunlara uzun uzun değinmeyeceğim.

Kafamı İyice Karıştırdın! Ben Şimdi Hangi Yağı Seçmeliyim?

Bu sorunun cevabını aradığınızı biliyorum. Ama maalesef sorunuzun cevabı burada değil sorunuzun cevabı tam olarak otomobilinizin kullanım kitapçığında. Siz yukarıdaki teknik bilgilerin hiç birine takılmadan otomobil üreticiniz hangi yağı öneriyorsa onu almalısınız. Üretici otomobil için en uygun olan akışkanlığı da API standartınıda zaten belirlemiş ve bunu kullanım kılavuzuna yazmıştır. Eğer kullanım kulavuzunuzu kaybettiyseniz üreticinizi arayarak veya bazı yağ firmalarının sunmuş olduğu aracınıza göre hangi motor yağını kullanmanız gerektiğini söyleyen uygulamaları ile hangi motor yağını kullanmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz.

Motorunuzun uzun yıllar sağlıklı olarak çalışması için de üreticinin önerdiği bu yağ dışında (genelde zaten bir tane olmaz bir kaç tane olur) hiç bir yağı kullanmamanız iyi olur. Hatta iyi olurdan öte kullanmamalısınız dememiz daha doğru olacaktır. 


Motor Yağı Seçimi

 Bir çoğumuz sitemize kim girmiş kim çıkmış görmek için Google Analytics veya Yandex Metrica gibi servisleri kullanıyoruz. Fakat Facebook gruplarında, ve konuştuğum bloggerlerde gördüm ki bu verilerden nasıl sonuç çıkarmamız gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. Ben de dilim döndüğünce neyin ne anlama geldiğini anlatmaya çalışacağım.


1) Hemen Çıkma Oranı:

Hemen çıkma oranı adından da anlayabileceğiniz gibi sitenizi ziyaret eden kullanıcılardan kaçı sitenizde hiç bir şey yapmadan çıkmış bunun oranıdır. Buradan da anlayabileceğiniz gibi bu oran ne kadar küçük ise sizin için o kadar iyidir.


2) Yaş Ortalaması:

Yaş ortalaması size hangi tür içerikler üretmeniz gerektiği hakkında ip ucu verecektir. Yaş ortalaması ve en çok okunan yazılarınızı göz önünde bulundurarak buna göre içerikler üretebilir ve sizi en çok takip eden kitleye daha fazla içerik hazırlayabilirsiniz. Böylece bu kitleyi sitenizde kalıcı bir hale getirebilirsiniz.

3) Sitede Geçirilen Zaman:

Sitede geçirilen zaman da ne kadar uzun olursa o kadar iyi olur. Bunun için gelen kullanıcıyı sitenizde tutmanız gerekmekte. Bunun içinde yapabileceklerinizi daha önce yazdığım Kullanıcıların Sitede Geçirdikleri Süre Nasıl Artırılır? adlı yazıma bakabilirsiniz.


4) Yeni Ziyaretçiler:

Sitenize her zaman yeni ziyaretçi gelmesi tabii ki iyidir. Fakat eğer bu oran çok yüksekse ve eski kullanıcılarınız gelmiyorsa bu da bir sorundur. Yeni kullanıcı çekmek kadar gelen kullanıcıyı sitenizin müdavimi yapmak da çok önemli. O yüzden bu oranın dengeli olmasına %60-70 civarlarında tutulmasına dikkat edin.


5) Cihaz Türü:

Buradan iki farklı çıkarım yapmanız mümkün birincisi en çok kullanılan cihaza yönelik geliştirmeler yapmalı, sitenizin tasarımını yaparken en çok bu platformu dikkate almalı ve bu alanı geliştirmelisiniz. İkinci yapabileceğiniz çıkarım ise düşük olan platformlara daha fazla öncelik vermeli ve bu platformlardan da kullanıcı kazanmalısınız.
Örneğin benim siteme giren kullanıcıların büyük çoğunluğu hala PC kullanıcıları oysa mobil kullanıcı sayısı dünya da çok daha fazla ben bu nedenle bu mobil kullanıcıları siteme çekmeye de çalışabilirim, mobili boş verip zaten elimde olan Pc kullanıcılarını artırmak ve onları sitemde devamlı hale getirmek için de çalışabilirim. Ya da daha iyisi ikisini aynan da yaparım :)

6) Son Aranan Sözcükler:

Bu veri için Google Search Console'yi de kullanmanızı öneririm. Bu sayede en çok hangi yazılarınız okunuyorsa aynı türde yazılar üretebilirsiniz. Yine aynı şekilde kullanıcılar bu yazılara hangi aramalarla ulaşıyorlarsa yazı başlıklarınızı bu doğrultuda seçebilirsiniz.


7) Trafik Kaynağı:

Burada sitenize gelen kullanıcıların nereden geldiğini görebilirsiniz. Burada arama motorlarının büyük çoğunluğu oluşturması sizin için iyi olacaktır. Bunun dışında sosyal medyadan gelen kullanıcıların çokluğu veya azlığıda ne kadar iyi/kötü bir sosyal medya çalışması yaptığınızı gösterecektir. Burada az olan alanlara yönelerek oradaki kullanıcıları da kendinize çekebilirsiniz. Yani size %90 arama motorlarından ziyaretçi geliyorsa sosyal medyaya yönelerek sosyal medyada ki kullanıcılardan da kendinize pay çıkarabilirsiniz :)

Analytics Verilerini Yorumlama

Blogumu uzun süredir takip edenler bilecektir çok kısa bir süre önce temamı değiştirmiş ve uzun uzun övgüler ile artık uzun bir süre değiştirmeden onu kullanmaya devam edeceğimi yazmıştım. Gerçekten de içime çok sinen bir tema idi o ve değiştirmeyi düşünmüyordum. Fakat dün yeni bir blog açan arkadaşım için tema ararken bu temayı gördüm ve bir anda çok hoşuma gitti. Asla değiştirmek gibi bir düşüncem yoktu ama bir anda fikrimden vazgeçip arkadaşıma olan yardımı da kısa bir süre bırakıp hemen bu temayı kendi bloguma uyguladım :) Ama bu sefer inanıyorum ki bu temam en azından bu yılı çıkaracak uzun bir süre değiştirmeyeceğim :)

Yine Mi Temam Değişti?