Ekim 2018 - Aliytrklkmz
   Linux kullanmayı düşünen veya bir yerlerden görüp ilgisini çeken herkes "acaba Linux bana da uyar mı?, Benim için uygun mudur?" sorusunu kendilerine sorabilirler. Bende onların akıllarında ki bu soruyu biraz olsun azaltmak, biraz olsun gidermek için bu yazıyı hazırlamaya karar verdim. Tabii bu işin uzmanı olmadığımı sadece şimdiye kadar edindiğim tecrübelerim ile bunları yazacağımı ve genel olarak günlük işlemleri baz alarak hazırlayacağımı söylememe gerek yok herhalde..

Linux Kimler İçin Uygun:

   Linux kullanmak zor mu sorusunun cevabını blogumu ilk açtığım yıl hatta ilk aylarda  burada  cevaplamıştım.  Aslında bu soru da onun biraz daha gelişmiş ve güncellenmiş hali olacak. Uzatmadan sorunun cevabına gelelim.
   Linux ilk olarak sürekli güncel oyunları takip eden, Steam'a servet yatıran insanlar için uygun olmaz. Oyuncular için bunun cevabını hemen vereyim ve bundan sonrasını okumakla uğraşmasınlar. Fakat benim gibi ets2, cs:go gibi bolca oynanan oyunları oynayan, en güncel oyunu oynamasam da olur diyenler için ise çok iyi bir tercih olacaktır. Linux tarafından desteklenen oyunlarda Windows'dan daha akıcı (tabii ki dağıtıma göre değişir.) olduğunu bile söyleyebilirim. Bunun yanında Adobe gibi firmaların ürünlerini kullananlar için de uygun olmayacağını söylemem gerek çünkü bu tür firmalar maalesef çoğu ürününde hala Linux'e destek sunmuyor. Bu nedenle böyle programlara ihtiyacınız varsa Linux sevdanızı biraz daha erteleye bilir veya kullandığınız işletim sisteminin yanına kurabilirsiniz. 

   Bunun dışında günlük işlemlerle uğraşan, bankacılık işlemlerini yapan, intenrette dolaşan herkes için Linux diğer işletim sistemlerine göre çok daha iyi bir tercih olacaktır çünkü;
  1. Ücretsiz. Hiç bir para vermenize gerek yok bunun yanında Linux için yazılan çoğu programlarda ücretsiz.
  2. Linux için yazılan virüs ve kötü amaçlı yazılımlar Windows'a göre çok çok daha az. Bu nedenle güvenli bir şekilde kullanabilirsiniz. Açık kaynaklı olması da yazılan virüslerin kısa sürede etkisiz hale getirilmesinde büyük bir katkı sağlıyor. Bu nedenle bankacılık işlemleri gibi işlemlerde güvende olduğunuzu bilmek size güven verecektir. (Daha fazla güvenlik isterseniz bunun için özel olarak hazırlanmış dağıtımlar bile var.)
  3. Windows gibi uzun güncelleme süreleri, sürekli yavaşlaması, çoğu programın mağazasında olmamasından dolayı intenrette onlarca siteyi aramak gibi dertleriniz yok. Ne kadar kullanırsanız kullanın yavaşlamaz, arka planda çalışan işlem sayısı Windows kadar olmadığından çok daha akıcı çalışır, günlük işlemlerde kullanacağınız ofis vb. gibi programları tek tıkla mağazalarından (bazı dağıtımlarda mağaza olmasa da büyük dağıtımların tamamında var.) tek tıkla kurabilirsiniz. 
  4. Her dağıtımın geliştiricileri gönüllü olduğu gibi onları kullananlar da genelde gönül ile bu işe başlamış insanlar oluyorlar. Bu nedenle de neredeyse her dağıtımın bir forumu ve bu forumda sizin olası sorunlarınızı çözmek için bekleyen yüzlerce insan var. Sizde tabii ki bu forumlarda yardımcı olabileceğiniz gibi en ufak probleminizi bu forumlarda paylaşarak sorunlarınızı çözebilirsiniz.
Kısaca temel günlük işlemler için, internette dolaşmak için, sürekli format atmakla uğraşmamak için Linux sizin için biçilmiş bir kaftan olacaktır. Bence ona kesinlikle bir şans vermelisiniz! 




Linux Kimler İçin Uygun?

 Çoğumuz balık besliyoruz. Bunu bazen hobi için, bazen iş olarak bazen de bir iki balık ile sadece göz zevkimiz ve biraz zaman geçirmek için yapıyoruz. Fakat hepimizin ortak noktası tabii ki tamamen bize emanet olan bir canlıya bakıyoruz. Bunun sonucunda da onun tüm sorunlarını, bakımlarını da üstlenmiş oluyoruz. Bu yazımda da balık almayı düşünen insanlar için nelere dikkat etmeliler bunlara değinmeye çalışaca

Balığı Alırken;

Balığınızı alırken mutlaka bildiğiniz bir akvaryumcudan, sağlıklı olduğuna emin olduğunuz bir balığı tercih edin. Bunun yanında alacağınız balığın cinsini öğrenip bakım notlarını, nasıl bir ortamda yaşadığını öğrenip buna uygun hazırlıkları yapıp balığınızı böyle alın. Akvaryumcuya gidip gözünüze hoş gelen ilk balığı alıp çıkmayın. Alamadan önce araştırıp gerçekten bakabileceğinize emin olup alın.

Balığa Bakarken;

Balığınıza bakarken onun da bir insan gibi hastalanabileceğini, strese girebileceğini, yaşadığı ortamı beğenmeyebileceğini unutmayın. Hava motoru, filtre vb gibi cihazlarınızı eksiksiz alıp ya da Beta balığı gibi nispeten daha az cihaza ihtiyaç duyan balıkları tercih edin. Bunun yanında beta balığı fanusta da yaşar gibi sözleri asla dikkate almayıp onun da bir canlı olduğunu unutmadan gerekli ortamı (uygun bir akvaryum, en azından bir pipo filtre) sağlayın. 

Bunun dışında bu canlıların sürekli beslenmesi gerektiğini unutmayın. Eğer balığınızı emanet edebileceğiniz bir tanıdığınız yok ise ve sürekli tatillere çıkan, evinizden uzaklaşan biriyseniz bunun büyük bir sorun olacağını unutmayın. 

Yemler;

Çoğu balık verdiğiniz her yemi yese de siz onlar için gerekli vitamin ve mineralleri tam olarak sağlayacak yemleri tercih etmeli, onların kabız olmaması için balığınızın cinsine göre davranmalı ve olabildiğince kaliteli yemler kullanmamalısınız. Yazının bir çok yerinde belirtiğim gibi unutmayın ki onların sizden başka hiç kimsesi yok. Sizde onları alarak bunu kabul etmiş oluyorsunuz. Onlara en iyi şekilde bakmak da tabii ki sizin zorunluluğunuz olmuş oluyor.

Balıklarımıza Bakarken Dikkat Edeceklerimiz

Sitemiz biraz geliştikten sonra para kazanmayı hepimiz isteriz, bu yolda da karşımıza çıkan ilk ve en iyi alternatif tabii ki Google Adsense oluyor. Google Adsense kayıt olur olmaz ise bir sürprizle karşılaşıyoruz ki bu da onay süreci. Peki Google'nin Adsense için sunduğu bu onay süreci kaç gün sürmekte?

Google Onay Süreci Kaç Gün Sürer?

Google Adsense onay süreci için maalesef net bir süre belirtmemiz imkansız. Bu biraz şansınıza bağlı bir hafta içinde de cevap gelebilir bir ay beklemeniz de gerekebilir. Bu nedenle maalesef size net bir cevap veremeyeceğim. Fakat bu aşama da şunu söyleyebilirim ki internette gördüğünüz çoğu bilgi maalesef gerçeği yansıtmıyor. Örnek vermek gerekirse bu sorunun cevabını ararken mutlaka "eğer onay gelmesi uzun sürüyorsa kesinlikle onay alacaksınız demektir" cümlesini görmüşsünüzdür. Fakat maalesef bizzat şahit olduğum tam tamına 27 gün bekleyip ret edilen bir tanıdığım ve bizzat  gün bekleyip ret yiyen bir ben varım :). Bunun yanında onay aldığım başvurumda ise 6. gün onay geldiğini belirteyim. 

Google Adsense Onayı Kaç Güne Gelir?

Ubuntu için daha önceden bir sürü inceleme yayınladığım için bu yeni sürüm için inceleme yazmak yerine sadece yeniliklerden bahsetmek istedim. Bu nedenle bu yazımda sadece yenilikler olacak önceki sürümlerin incelemesini hatırlamak isterseniz de Ubuntu 18.04 İncelemesi ve Ubuntu 17.10 incelemesine bakabilirsiniz.

Yenilikler:

1- Yeni ikon teması ve tema:

En büyük yenilik tabii ki görsel olarak yapıldı tüm tema ve ikonlar yenilendi. Yeni tasarım benim ve bir çok kullanıcının hoşuna gitse bile tabii ki beğenmeyenler de olmuş. Yandaki resimde yeni tasarımı görüp siz de beğenip, beğenmediğinize karar verebilirsiniz :) Tabii eski ikon paketini ve temayı kullanmak isteyenler bunları da paket deposundan yükleyebilirler.

2-Gnome 3.30, Yeni Çekirdek ve Grafik Sürücüleri:

Tabii ki Gnome sürümü de güncellendi ve 3.30 sürümüne yükseltildi. Gnome'nin güncellenmesi ile takvim, yapılacaklar vb gibi uygulamalarda güncellenmiş oldu tabii. Bunların yanında Linux kerneli 4.18 sürümüne yükseltilirken, Rx Vega M, Rasperry Pi'nin bazı modelleri için destek getirildi. 

3- Güncellenen Uygulamalar:


Tabii ki uygulamalar da yeni sürümleri ile yer değiştirmiş oldu bu bağlamda; Thunderbird 60 sürümüne, Libre Office 6.1 sürümüne, Mozilla Firefox 63 sürümüne,  Shotwell 0.30 sürümüne, Rhythmbox 3.2.4 sürümüne, Remmina da 1.2.3 sürümüne yükseltmiş oldu. Depolardaki bir çok uygulama da yeni sürümüne geçti.

4- Diğer Yenilikler:

Bunların yanı sıra parmak izi tanıma için destek, VeraCrypt desteği, mobil telefon entegrasyonu (ki bunun için ekstra bir yazı da yazmayı düşünüyorum Kde Connect ile kıyaslayacağım bir yazı planım var. Fakat biraz daha kullanıp tam değerlendirmek istiyorum) getirilmiş. Bazı performans iyileştirmeleri de bizlere sunulmuş.

Özetle: 

Ubuntu 18.10 bize bir çok yeniliği de getirmiş oldu. Hakkında çıkan ve büyük beklenti yaratan bazı özellikleri görememiş olsak da özellikle telefon entegrasyonu, yeni tasarım ve simgeler beğenileri kazandı gibi duruyor. Daha çok yeni bir sürüm olduğu için zamanla bir sorun vb çıkar mı burasını bekleyip göreceğiz. Şimdilik tüm beklentileri karşılamasa da yeni sürüm herkesi bir şekilde mutlu etmiş gibi görünüyor. 





Ubuntu 18.10 Yenilikler

Elementary Os'un yeni sürümü 5.0 bugün ki inceleme konuğum. Blogumda en fazla incelemesi olan dağıtım olan Elementary Os'un yeni sürümünü de bugün inceleme kararı aldım fakat açıkçası yeni sürümden pek de umduklarımı bulamadım. Önceki sürümlerin aksine pek de bir yenilik sunmadı bana. Bu nedenle uzun bir inceleme yapmayıp sadece bize yeni olarak neleri sunduğuna değineceğim. Bu nedenle ayrıntılı bir inceleme için önce Elementary os inceleme adlı yazımı okuyup daha sonra bunu okumanızı öneririm.


İndirme ve Kurma:

İndirmek için Elementary Os'un kendi sitesini kullanabilirsiniz. Kurulumu da önceki sürümle aynı olduğu için kolaylıkla kurabilirsiniz. 

Yenilikler:

1-Gece Modu:
Belki de görebileceğiniz en büyük yeniliklerden birisi mavi ışık filtresi de diyebileceğimiz özelliğinin gelmesi.


2-Metin Editörü: 
Metin editörü olan "kod" artık siyah tema ile de kullanılabiliyor. Bunun yanında bir kaç ufak yeniliği de bizlere sunuyor. 


3-Mağaza uygulamasında bir çok yenilik ve yeni ödeme sistemi. 

4- Müzik, dosyalar vb gibi sistem uygulamalarında yeni görsel (siyah veya karanlık mod) ve işlevsel yenilikler.


5- Çoklu görünüm modunda yenilikler.


6-  Epiphany'e (Elementary Os'un kendi taraycısısı) Firefox Sync desteği eklendi.


7- Yeni simge paketinin gelmesi.

Karşılaştığım Sorunlar:

Çok fazla sorunla karşılaştığımı söylersem yalan olur fakat kullanım sürem boyunca gördüğüm iki byük problem var ki bunlardan birisi çoğu uygulamanın simgesinin bulunmaması ve bu nedenle dişli çark simgesinin görünmesi (kullanımda sorun yaratmasa da görsel olarak hoş durmuyor. Farklı bir simge paketi yükleyerek sorun çözülebiliyor.) ve diğer problemim ise Türkçe çevirideki sorunlar. Özellikle yeni eklenen (Elementary'nin değişi ile gece lambası gibi) kısımlarda bu çeviri problemleri gözünüze fazlası ile çarpıyor. 

Sonuç Olarak:

Sonuç olarak blogumu takip edenlerin bilebileceği gibi Elementary Os benim en sevdiğim işletim sistemlerinin başında geliyor. Hala da günlük olarak kullandığım bir sistem olduğu için yeniliklerin gerçekten işlevsel olduğunu söyleyebilirim fakat söyleyebileceğim bir diğer nokta ise zaten uzun zamanlar boyunca yeni sürüm gelmediği için gelen sürümlerde daha fazla yenilik beklediğim. Her ne kadar hız, görsellik, kullanışlılık olarak çok iyi olsa da biraz daha farklılık ve yenilik de bekliyorum. 

Elementary her ne kadar beklediğim kadar yenilik sunmasa da hala aktif olarak kullanmaya devam ettiğim sistem olarak yoluna devam edecek. Yeni başlayacak, hız ve sadelik arayan kişilere de önerim olmaya devam edecek. 




Elementary Os 5.0 İnceleme

 Sitelerimizin en büyük trafik kaynağı tabii ki arama motorları, arama motorları içerisinde de en çok kullanılan Google olduğu için hepimiz Google'e indekslenmeyi ve üst sıralara çıkmayı amaç olarak edinmiş durumdayız. Fakat Google'de çıkmak her zaman çok kolay olmuyor.  Bu yazıda da Google'de çıkmanın yollarına ve ilk sıraları kapmanın ip uçlarına değineceğiz. Lafı da daha fazla uzamadan bu yollara geçelim;

  1. Etiketleri ve anahtar kelimeleri eksiksiz olarak, düzgün bir biçimde girmelisiniz.
  2. Sitenizin seo çalışmalarını eksiksiz yapmalısınız.
  3. Sitenizi Google url ekleme adresinden eklemelisiniz.
  4. Yazılarınızı çok kısa ya da uzun tutmamalı aynı şekilde sadece görsellerden oluşan ya da sadece videodan oluşan içerikler üretmemelisiniz.
Aslında görebileceğiniz gibi 4 temel kurala dikkat ederek kolaylıkla indekslenmenizi sağlayabilir, Google'de üst sıralarda çıkabilirsiniz.

Sitemizin Google İndex Hızını Artırma

 Gerek blog yazmaya başlayacak olanların, gerek internet sitesi açacak olanların gerekse de bu tür sitelere girenlerin aklına her zaman acaba ne kadar kazanırız? Veya bunlar ne kadar kazanıyordur? sorusu gelmiştir. İlk olarak şunu belirterek başlamalıyım ki bu gelir sitenin içeriğinden tutun, ziyaretçi sayısına kadar bir çok noktaya bağlı fakat genel olarak benim blogumun boyutunda (ki zaten vereceğim rakamaları da kendimden bildiğim için vereceğim :) ) bir blogun ne kadar kazandığını size anlatmaya çalışacağım. Fakat bundan da önce şunu söylemeliyim ki blogunuzu veya sitenizi açar açmaz zengin olma hayaliniz varsa asla böyle bir hevese kapılmayın çünkü böyle başlarsanız asla umduğunuzu bulamazsınız.

  İlk olarak ne tür yollarla para kazanabileceğimize değineyim. Daha farklı yollar olsa da en çok;

  • Tıklama başına para veren reklamlar,
  • Gösterim başına para veren reklamlar,
  • Tanıtım yazıları
  • Backlinklerden para kazanabiliyoruz. 
Tıklama başına para veren servisler çok değişken ödemeler yapabiliyorlar bazen 15 kuruş verdiği  oluyor bazen de 60-70 kuruş verdiği oluyor.  Fakat tıklanma oranları özellikle Adblock'un da yaygınlaşması ile iyice düşmüş durumda 100 tekil gösterimde 1, 1-5 tıklama (tabii ki yine sitenize göre değişebilir dediğim gibi bunlar ortalama rakamlar ve kendi tecrübelerim) anca alıyorsunuz bu da 100 kullanıcı da ortalama 45-50 kuruş demek oluyor.

Gösterim başına verenlerde durum biraz daha kötü yine firmalar arasında farklılık olsa da ortalama da 10 kuruş ile (evet bildiğimiz 10 kuruş) 5₺ arasında değişiyor. Fakat burada unutmamız gereken oo bir kişi girse 5 yazımı okusa kafadan 5 görüntüleme oldu bile diye düşünmememiz gerektiği çünkü çoğu firma her kullanıcıyı 1 veya 2 kez sayıyor daha sonraki görüntülemeleri geçersiz sayılıyor. 

Tanıtım yazıları en çok kazancağınız yollardan biri yine siteden siteye değişse de benim boyutumda bir site ortalama 30-50 ₺ arası kazanır. Fakat tanıtım yazısı çok sık gelen bir gelir modeli değil. Genellikle 2-3 ayda bir kere geliyor. Hürriyet Bumerang gibi servisler ile bu ihitmali artırsanız da yine de her ay 3er 5er tane yayınlar yolumu bulurum diye düşünmeyin çünkü öyle olmuyor :)

Backlinklerden de yine tanıtım yazıları gibi 20-50₺ arası gelirler elde edebilirsiniz. Fakat backlink veren kişilerin tanıtım yazısı verenlerden bile az olduğunu unutmayın. Burada unutmamanız gereken bir diğer nokta da backlinklerin sonsuza kadar blogunuzda kalacak olması :) (Tabii anlaşmanıza bağlı ama 1 yıldan az anlaşacak kişi bulmak zor ki genellikle sonsuza kadar olarak alınıyor backlinkler)

Lafı da daha fazla uzatmadan kısaca özetlemek gerekirse banner reklamlar olsun sağdan soldan fırlayan reklamlar olsun hiç bir zaman elle tutulur bir gelir elde etmenizi sağlamıyor. En büyük gelir kaynaklarınız tanıtım yazıları ve backlinkler oluyor bunlarda ayda yılda bir geliyor. Özellikle yeni başlayacaksanız bu işlere asla para kazanırım umudu ile başlamayın eğer yazmak hoşunuza gidiyor, bilgilerinizi paylaşmaktan hoşlanıyorsanız o zaman bu işe girin gelen 3-5 kuruşta size sadece mutluluk vermiş olur, blogunuzun veya sitenizin bir kaç masrafını karşılamış olur ama para kazanma amacı ile girerseniz asla gelen para sizi mutlu etmez ve bu işten mutsuzlukla ayrılmış olursunuz. 




Reklamlar Ne Kadar Kazandırıyor?

 Daha önce de Bloguma gelmeyen yorumlar üzerine adlı bir yazı yazmıştım. Aslında bu yazı da onun aynısı gibi olacak. O günden bu yana milyonlarca görüntüleme aldım, binlerce insan siteme girdi fakat belli yorumlar dışında bloguma çok az sayıda yorum geliyor. Bu yorumların azlığı;

  1. Hangi konularımı nasıl geliştirmem gerektiği hakkında pek de bir bilgiye ulaşamamış oluyorum.
  2. Hangi yazılarımın daha çok ilgi çektiğini görememiş oluyorum.
  3. Yazılarımın hangi kısmının daha çok ilgi gördüğü, hangi kısımlarının beğenilip, beğenilmediğini görememiş oluyorum.
  4. Kendimi geliştirmek için yorumlardan faydalanamıyorum.
Bu nedenlerden ötürü bloguma yorum gelmesini istiyorum. Üstelik bu yorumları ücretsiz olarak yapabiliyorsunuz. Sizden sadece olumlu da değil olumsuz yorumlar da bekliyorum. Böylelikle hem kendimi nasıl geliştirebileceğimi görmüş hem de sizin istediğiniz konularda yazma fırsatı elde etmiş olurum. :) Bu nedenle sizden tek isteğim yazılarıma olumlu ya da olumsuz yorumlarda bulunmanız. 

Yorum Yapmak Bedava!

 Domain blogumuzu açmadan önce karar vermemiz gereken ve açtıktan sonra da kolay kolay değiştiremeyeceğimiz temel etkenlerden birisi. Bu nedenle blogumuzu veya internet sitemizi açmaya karar verdiğimiz an önce tüm işi gücü bırakıp sadece domainimiz ne olsun diye düşünmeliyiz. Bunu düşünürken de tabii ki bazı etmenlere dikkat etmeliyiz. Bu etmenler;

  1. Sitemizin içeriğini yansıtmalı. Gören insanlara sitenin içeriği hakkında ip ucu vermeli.
  2. Çok uzun olmamalı, akılda kalıcı olmalı.
  3. Diğer sitelere benzer isimler (bir iki harfi değişik veya eksik) tercih edilmemeli.
  4. Özgün bir isim bulunmalı.

Kendi Domainim Nasıl?

Kendi domainim diye torpil geçmeyip tarafsız olarak ele alınırsa aslında blog içeriğim ile alan adı uyumumum olmadığını söylemem mümkün. Hatta blogum adımsoyadım.com olduğu için tamamen kişisel bir blogu çağrıştırırken benim blogum internet-bilgisayar üzerlerine bir blog böyle düşünürsek uyum olmadığı değil tamamen uyumsuz olduğu bile söylenebilir.  Fakat hep adımsoyadım şeklinde bir alan adı alma hayalim olduğu için bunu tercih ettim. 

Domainin Uzantısı:

Özel evraklar isteyen alan adlarını zaten incelemeye almaya gerek yok, bunun dışında genellikle bir internet sitesi kuracaksanız ya .com ya da .net tercih etmeniz daha uygun olacaktır çünkü artık günümüzde bu alan adlarının itibarı daha yüksek durumda. Bunun dışında tabii ki eğer standart bir site veya blog açmayacaksanız kesinlikle amacınıza uygun uzantıyı seçmelisiniz.

Domainin Önemi ve Seçimi

  Arch tabanlı dağıtımlardan biri olan Antergos bugün ki inceleme konuğumuz. Antergos gerek kullanım gerekse de kurulum kolaylığı ile Arch Linux'ün eksiklerini (tabii bunlara eksik denilebilirse) kapatıyor ve son kullanıcıya ulaşması daha da kolay bir işletim sistemi sunuyor. Burada bir soruya da cevap vermek istiyorum Antergos mu Majaro mu? derseniz burada eğer Arch tadını daha çok yaşamak istiyorsanız size Antergos öneririm çünkü bana göre Antergos sadece kurulumu kolaylaştırılmış ve işinize yarayacak bir kaç uygulama eklenmiş bir Arch dağıtımı. Manjaro ise bana göre sadece Arch tabanlı farklı bir dağıtım gibi geliyor. Yani Arch'ın ruhunu bence tam olarak barındırmıyor. Tabii bu kişiden kişiye değişir belki de benim tam aksimi düşüneceklerde olacaktır. Bu kısmı daha fazla uzatmadan Antergos'a geri dönelim.



İlk Görüş:

İlk görüş olarak Gnome arayüzü ile test ettiğim için aslında çok da bir farklılık görmedim. İncelediğim bir çok dağıtım artık Gnome kullandığı için gayet tanıdık bir arayüz sunuyor ve size Arch tadını yaşatıyor. Bunun yanında bir çok uygulamayı size sunması ve bir yazılım marketinin (tam olarak yazılım marketi diyemeyiz aslında daha çok bir uygulama yükleme-kaldırma merkezi) olması da size istediğiniz her uygulamaya ulaşma imkanı tanıyor. Tabii unutmadan ekleyeyim Antergos'u kurarken sadece Gnome değil Cinnamon'dan Deepin'e kadar bir çok masaüstü ortamını seçme imkanını size sunuyor. Bu yüzden masaüstü ortamı seçiminde de özgürsünüz.




Yüklü Gelen Uygulamalar ve Yazılım Mağazası: 

Yüklü gelen uygulamalar konusunda size bir çok uygulamayı sunuyor, internet tarayıcı olarak da Chromium'u kullanıyor. Fakat tek tıkla istediğiniz uygulamayı kurabileceğiniz bir yazılım deposu olduğu için bu konuda iyi yada kötü bir şey demem mümkün değil zaten istediğiniz uygulamayı kolaylıkla kurabildiğiniz için burayı çok da düşünmenize gerek yok. 

Özelleştirme Seçenekleri ve Dil:

Özelleştirme seçeneklerinde "Tweak" adlı uygulamayı sizlere sunuyor ve en ince ayara kadar yapma imkanı sağlıyor. Bunun yanında yazı boyutu, fontu gibi temel ayarları zaten bize sunuyor. Dil konusunda Türkçe desteği var fakat özellikle kurulum kısmında bazı çeviri hataları (daha doğrusu çevrilmemiş kısımlar da ) yok değil. Fakat bu hatalar asla kullanımı engelleyecek düzeyde değil. Çoğu zaman bunları fark bile etmeyebilirsiniz. (Resimlerin tamamının İngilizce olması sizi korkutmasın onları İngilizce sürümden aldım. Türkçe sürümde bunların tamamı tabii ki de Türkçe'ye çevrilmiş durumda.) 

Antergos İnceleme

İlk olarak söylemeliyim ki bu konuda söylediklerimi yapın ama benim yaptıklarımı sakın yapmayın. Çünkü kişisel olarak başlayıp, balıklar hakkında yazıp, daha sonra oyunlara, oradan internet-seo'ya sonra bilgisayara en sonda otomobillere dalmanız yapmamanız gereken bir adım. Benim bloguma bakarak da bu yapmamnız gerekenin bir örneğini görebilirsiniz :).

Tabii bu girişimden de anlayabileceğiniz gibi yapmanız gerekene bakacak olursak tek bir konuda blog veya internet sitesi açmanızın seo anlamında en iyisi olacağı. Fakat benim bugün asıl değineceğim böyle yapmayıp da benim gibi her konuda yazarsak ne olacağı?

Bunu tabii ki deneyim ve gözlemlerime dayanarak söyleyeceğim sonuçta Google'yi arayıp da böyle böyle yapınca sıralamamızı etkiliyor mu diye sorma fırsatım yoktu. Fakat deneyimlere dayanarak şunu söyleyebilirim onlarca konuda yazdığım halde Linux ile ilgili neredeyse tüm yazılarım ilk sırada çıkıyor, bunun aynında ilk günler yazdığım oyun kategorisinde ki iki yazımdan biri olan "cs go nasıl konuşulur" adlı yazım da "cs go konuş, cs go nasıl konuşulur?, cs go konuşma" gibi içinde cs go ve konuş geçen tüm aramalarda birinci sırada çıkıyor. Buradan da görebileceğimiz gibi sitemizin temel kategorisi ile hiç bir alakası olmayan hatta sadece 1 tane etikete sahip bu yazım bile ilk sırada çıkabiliyorsa sitemizin genel kategorisinin pek de önemli olmadığını söylemek mümkün. Burada daha çok dikkat etmeniz gereken yazınızın düzgün olması, özgün olması , başlık etiketlerinin doğru kullanılması ve anahtar kelimelerinin iyi seçilmesi. Tabii bunun yanında blogunuzun genel seo puanının da iyi olması. Bunlar yerinde ise kaç farklı konuda yazdığınızın hiç bir önemi olmadığını söylersek yalan olmaz. Bunun en iyi örneklerinden birisi de forum siteleri olur. Forum sitelerinde de onlarca kategori olduğu halde aramalarımızda genelde bu siteler önde oluyor. Eğer kategori sayısının bir önemi olsa bu siteleri asla görmememiz gerekirdi.

Blogumuzda Kaç Farklı Konuda Yazı Yazmalıyız?

 Hedeflerimden biri olan 1.000.000 görüntülemeye bugün (06.10.2018) ulaştım. Hedeflerimden birini daha gerçekleştirmenin de mutluluğunu yaşamış oldum.

Sitemi açalı 2 yıl 10 ay ve 6 gün oldu. Yani neredeyse 3 yıl oldu ve sonunda hedeflerimden biri olan 1 milyon barajına ulaştım. Beni okuyan birilerinin olduğunu görmem, birilerinin yazılarıma iyi/kötü yorum yapması beni çok mutlu ediyor. Bu nedenle siteme giren, yorum yapan, herhangi bir yazımı okuyan, benimle iletişime geçen herkese çok teşekkür ederim :) Sizler sayesinde blogum hızla büyümeye, gelişmeye devam ediyor. Blogumu yazmaya başladığımdan beri yazı hazırlarken  bir çok konuda araştırma yapıp sizler sayesinde yeni bilgiler öğrenme fırsatı elde ettim. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim.


Bundan Sonra Ne Yapacağım?

Tabii ki hedeflerimden birisine ulaştım diye işi boşlamayacağım tam aksine bloguma sürekli yazı yazmaya devam ederek daha da geliştirip biran önce diğer hedeflerimi gerçekleştirmek için devam edeceğim. Hızla yazılarımın kalitesini ve sayısını artırmaya, farklı konularda da yazmaya başlayacağım. Sıradaki 10.000.000 hedefime hızla ilerleyeceğim.


Aklınıza Takılanlar Mı Var?

Benimle aklınıza takılan her konuda (sadece blogum ile ilgili değil aklınıza takılan, merak ettiğiniz, yazılarımda anlamadığınız her şeyi iletişim bölümümden sorabilirsiniz.)  Size genellikle 1 gün geçmeden cevap yazıyorum. 

1 Milyon Görüntülemeye Ulaştım

Otomobil almak zorlaştığı gibi aldıktan sonra kullanmak da yakıt fiyatlarından dolayı ister istemez zor hale gelebiliyor. Bu nedenle de artan bu fiyatlar arabamıza nasıl daha az yaktıra bileceğimizi düşündürüyor. Bende bu yazımda bu sorularınıza ufak tefek cevaplar bulmaya çalışacağım; 

Otomobilimize Az Yaktırma Yolları:

  1. Eğer aracımız uyumlu ise ve düzenli olarak bakımlarını yaptıracak isek LPG taktırabiliriz. Özellikle nispeten yaşlı araçlarda çok daha etkili bir yöntem olacaktır.
  2. Kaliteli bir yakıt almalıyız. 
  3. Mazot filtremizi düzenli değiştirmeli, motorumuzun bakımını düzenli olarak yaptırmalıyız.
  4. Aracımızı çok yüksek devirli kullanmamaya dikkat etmeliyiz. Bunu yaparken her zaman en uygun devirde olmalıyız. 
  5. Yokuş vb çıkarken aracımızı yüksek viteste tutarak çok boğmamalıyız. Bu devri düşürecek olsa da aracı boğacağından size daha fazla yaktıracaktır. 
Otomobilimizi az yaktırmak için aslında aracı düzgün olarak kullanmalı, kullanırken uygun devri seçmeli ve bakımlarını eksiksiz yaptırmalıyız. Klima kullanırken çok yüksek açmamalı, uzun yollarda camlarımızı açmamalıyız. Bu gibi temel kurallar ile az yakıt harcayabiliriz. 

Yakıt Tüketimini Azaltma Yolları

Eski Sürümü Kullanıyorsanız:

1-Google Search Console'yi açın ve site haritalarını seçin.
2-Aşağıdaki butona tıklayın. 




3- Aşağıdaki gibi açılan kısıma sayfanın en altında yer alan "eklenecek haritalar" bölümündeki tüm haritaları ekleyin. (Toplam da 7 tane göndereceksiniz.)







Yeni Sürüm Kullnaıyorsanız:

1-  Sağ taraftaki menülerden "Site Haritaları"nı seçin.



2- Açılan pencerede yer alana aşağıdaki kısıma sayfanın en altında yer alan "eklenecek haritalar"ı sırası ile yollayın. (toplam 7 tane)
DİKKAT: Yeni sürümde yolladığınızda alt taraf boş görülmeye yani yollanmış harita yokmuş gibi görünmeye devam edebiliyor. Bu bir sorun değil. Siz haritanızı yollayın "Site Haritası Başarıyla Gönderildi" yazan pencere gelince kapatıp diğerini yollayın. Sayfanın a
lt kısımda  görünmemesini sorun etmeyin.



Eklenecek Haritalar:
1- atom.xml?redirect=false&start-index=1&max-results=150
2- atom.xml?redirect=false&start-index=151&max-results=150
3- atom.xml?redirect=false&start-index=301&max-results=150
4- atom.xml?redirect=false&start-index=451&max-results=150
5- atom.xml?redirect=false&start-index=601&max-results=150
6- atom.xml?redirect=false&start-index=751&max-results=150
7- atom.xml?redirect=false&start-index=901&max-results=150

Google Search Console Site Haritası Gönderme